Çinli önde gelen bir deniz güvenliği analisti, Japonya'nın Güney Çin Denizi'ndeki artan askeri varlığının, ABD'ninkini bile aşabilecek bir "yıkıcı potansiyele" sahip olduğu uyarısında bulundu. Pazartesi günü Hong Kong'da düzenlenen bir yuvarlak masa toplantısında konuşan uzman, Tokyo'nun bölgedeki angajmanının giderek daha saldırgan bir hal aldığını ve bunun Çin'in egemenlik çıkarlarına doğrudan bir tehdit oluşturduğunu belirtti.
Japonya'nın askeri yayılmacılığı ve bölgesel dengeler
Analist, Japonya'nın son yıllarda savunma harcamalarını önemli ölçüde artırdığını ve anayasal kısıtlamaları esneterek denizaşırı askeri operasyonlara daha fazla katılım sağladığını hatırlattı. Özellikle Güney Çin Denizi'nde Filipinler, Vietnam ve diğer bölge ülkeleriyle yapılan ortak tatbikatlar ve liman ziyaretleri, Tokyo'nun bölgedeki ayak izini genişletiyor. Uzman, "Japonya, ABD'nin ittifak sistemi içinde giderek daha bağımsız bir aktör haline geliyor. Kendi savunma sanayisini geliştiriyor, uçak gemisi benzeri helikopter muhribi inşa ediyor ve uzun menzilli seyir füzeleri ediniyor. Bu yetenekler, Güney Çin Denizi'ndeki güç dengesini kökten değiştirebilir" dedi.
Japonya'nın bölgeye yönelik ilgisinin sadece ABD'nin teşvikiyle sınırlı olmadığını vurgulayan analist, Tokyo'nun enerji hatlarının güvenliği, deniz ticareti ve kendi güney adalarının savunması gibi hayati çıkarları olduğunu kaydetti. Çin'in yapay ada inşaatları ve askerileşme faaliyetleri karşısında Japonya'nın endişeleri arttı ve bu da askeri yanıtı tetikledi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Japonya'nın Güney Çin Denizi'ndeki artan rolü, Çin-ABD-Japonya üçgeninde yeni bir gerilim kaynağı oluşturuyor. Pekin, Tokyo'yu ABD'nin "Hint-Pasifik stratejisi"nin bir parçası olarak Çin'i çevrelemeye çalışmakla suçluyor. Çin resmi medyası sık sık Japonya'nın savaş öncesi militarizmine geri döndüğü uyarısı yapıyor. Öte yandan, Japonya kendisini Çin'in artan baskısına karşı koymak için ABD ile ittifakını derinleştiren bir aktör olarak konumlandırıyor. Bölgedeki diğer ülkeler ise bu rekabetin ortasında kalmış durumda. Filipinler ve Vietnam gibi ülkeler Çin'in deniz hakimiyetine karşı Japon desteğini memnuniyetle karşılarken, Tayland ve Malezya gibi ülkeler daha dengeli bir yaklaşım izliyor. Uzmanlar, Japonya'nın askeri kapasitesindeki artışın bölgede silahlanma yarışını tetikleyebileceği ve Çin'in tepkisini sertleştirebileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki bu gelişmeler, Türkiye'nin Hint-Pasifik bölgesine yönelik son dönemde artan ilgisi açısından önem taşıyor. Türkiye, Asya'da deniz güvenliği konularında daha aktif bir rol arayışında ve Japonya gibi bölgesel aktörlerle ilişkilerini derinleştiriyor. Japonya'nın askeri kapasitesindeki artış, Türkiye'nin Asya-Pasifik'teki deniz ticareti ve enerji hatları güvenliği çıkarlarını etkileyebilir. Ayrıca, Çin ile Japonya arasındaki gerilim, Türkiye'nin iki ülkeyle de olan ekonomik ve diplomatik ilişkilerinde bir denge politikası izlemesini gerektirebilir. Türkiye, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nde önemli bir ortak iken, Japonya ile de savunma sanayii ve teknoloji alanında iş birliği fırsatları bulunuyor. Bu nedenle Ankara, bölgedeki güç mücadelesini yakından izlemeli ve çıkarlarını koruyacak esnek bir diplomatik strateji benimsemelidir.