Japonya, yüksek gelgitte toplam 10 metrekareden (yaklaşık 108 fit kare) daha küçük alana sahip, mercanlarla çevrili iki kayalık üzerinde 150.000 mil karelik münhasır ekonomik bölge (MEB) iddia ediyor. Bu alan neredeyse Japonya'nın kendi yüzölçümüne eşit. Bu ıssız oluşum, Doğu Çin Denizi'nde stratejik bir noktada yer alıyor ve Çin'in bölgedeki genişleme politikasıyla çakışıyor.
Okinotorishima: Japonya'nın Dayanağı
Söz konusu kayalıklar Okinotorishima olarak biliniyor. Japonya, bu kayalıkların kendi toprağı olduğunu ve dolayısıyla çevresinde geniş bir ekonomik bölge oluşturma hakkına sahip olduğunu savunuyor. Ancak uluslararası hukuk, insan yerleşimine uygun olmayan kayalıkların MEB yaratamayacağını, sadece kara suları oluşturabileceğini belirtiyor. Çin, Okinotorishima'nın 'kaya' statüsünde olduğunu ve Japonya'nın buradan geniş bir MEB ilan etmesinin hukuka aykırı olduğunu öne sürüyor. Bu durum, bölgedeki balıkçılık ve enerji kaynakları üzerinde hak iddialarını doğrudan etkiliyor.
Çin, son yıllarda Doğu Çin Denizi'nde artan askeri varlığı ve kıyı koruma gemileriyle Japonya'nın kontrolündeki Senkaku Adaları çevresinde egemenlik iddialarını sürdürüyor. Bu adalar da benzer şekilde ıssız ve küçük, ancak stratejik konumları nedeniyle büyük önem taşıyor. Japonya, Senkaku'yu 1895'ten beri yönetiyor ve 1972'de ABD'den geri aldı. Çin, adaların tarihsel olarak kendisine ait olduğunu savunuyor.
Üç Deniz Stratejisi ve Bölgesel Gerilim
Çin'in 'Üç Deniz' sorunu, Doğu Çin Denizi, Güney Çin Denizi ve Sarı Deniz'i kapsıyor. Bu denizlerde Çin, kendi iddialarını güçlendirmek için ada inşası, askeri üsler ve balıkçı filosu gibi araçları kullanıyor. Japonya ise ABD ile ittifakına güvenerek bu genişlemeyi dengelemeye çalışıyor. ABD, Japonya'nın Okinotorishima iddiasını destekliyor ancak aynı zamanda Çin ile de diplomatik kanalları açık tutuyor.
Bu kayalık krizi, sadece Japonya ve Çin arasında değil, aynı zamanda bölgesel istikrar açısından da önemli. Doğu Çin Denizi'nde doğal gaz rezervleri bulunuyor ve balıkçılık kaynakları zengin. Kimin bu kaynaklara erişeceği, uluslararası hukuk ve güç dengesine bağlı. Çin, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) taraf olsa da, tarihsel haklar iddiasıyla hareket ediyor. Japonya ise UNCLOS'un kaya tanımına vurgu yaparak kendi pozisyonunu savunuyor.
Son dönemde Çin, Okinotorishima çevresinde araştırma gemileri göndererek Japonya'yı protesto etti. Japonya ise kayalıkları güçlendirme ve çevresinde yapay resifler oluşturma çalışmaları yapıyor. Bu adımlar, bölgede tansiyonu yükseltiyor. Uluslararası kamuoyu, iki ülke arasındaki bu anlaşmazlığın barışçıl yollarla çözülmesi çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Doğu Çin Denizi'ndeki bu kaya krizi, Türkiye'nin doğrudan bir tarafı olmasa da, deniz yetki alanları ve uluslararası hukuk açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, Ege ve Akdeniz'de benzer şekilde küçük adacıklar üzerinden münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı tartışmaları yaşıyor. Yunanistan'ın Meis ve diğer adalar üzerinden geniş deniz alanı iddiaları, Japonya'nın Okinotorishima hamlesine benzetilebilir. Türkiye, uluslararası hukukta 'kaya' ve 'ada' ayrımının önemini vurgulayarak kendi tezlerini güçlendirebilir. Ayrıca, Çin'in bölgedeki agresif tutumu, Türkiye'nin çok kutuplu dünyada denge politikası izlemesi gerektiğini gösteriyor. Türkiye, hem Japonya hem de Çin ile ekonomik ilişkilerini sürdürürken, deniz güvenliği ve enerji kaynakları konusunda dikkatli olmalı.