Çin, denizaltı üretiminde Batılı ülkeleri geride bırakan bir hızla ilerliyor. Son beş yılda yaklaşık 15 ila 20 denizaltı suya indiren Pekin yönetiminin, daha önce kamuoyuna yansımayan yeni bir tip denizaltıyı hizmete soktuğu bildirildi. Bu gelişme, Asya-Pasifik’teki askeri dengeleri değiştirme potansiyeli taşırken, ABD ve müttefiklerinin denizaltı üretim kapasitesindeki darboğazı da bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sualtı Filosunda Rekor Büyüme
Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması, son yıllarda denizaltı envanterini hem nicelik hem de nitelik açısından hızla dönüştürüyor. Batılı istihbarat kaynaklarına göre, Çin tersaneleri 2019’dan bu yana en az 8 farklı sınıftan 15-20 denizaltı inşa etti. Bunlar arasında gelişmiş Type 039A/B/C Yuan sınıfı dizel-elektrik denizaltılar, nükleer saldırı denizaltıları (Type 093 Shang ve Type 095) ve balistik füze taşıyan Type 094 Jin sınıfı gibi stratejik gemiler bulunuyor.
Son olarak, daha önce hiç rapor edilmemiş bir denizaltı sınıfının tespit edildiği belirtiliyor. Bu yeni tipin, geleneksel dizel-elektrik veya nükleer tahrik sistemlerinden farklı bir teknoloji kullanabileceği, hava bağımsız tahrik (AIP) sistemiyle donatılmış olabileceği değerlendiriliyor. AIP sistemleri, denizaltıların su altında kalma süresini günlerden haftalara çıkararak taktik üstünlük sağlıyor. Çin’in bu alandaki yatırımları, Pasifik’teki denizaltı savaşı dengesini ABD ve müttefikleri aleyhine değiştirebilir.
Batı’nın Üretim Krizi ve Çin’in Avantajı
Çin’in denizaltı üretim hızı, Batılı savunma sanayilerinin kapasite sorunlarıyla keskin bir tezat oluşturuyor. ABD Donanması, Virginia sınıfı saldırı denizaltılarını yılda yalnızca iki adet inşa edebilirken, Birleşik Krallık Astute sınıfı denizaltıları benzer bir tempoda üretiyor. Fransa ve İtalya ise nükleer denizaltı filosunu yenilemekte zorlanıyor. Çin tersaneleri ise aynı anda birden fazla platform üzerinde çalışarak seri üretim avantajını kullanıyor.
Bu fark, Çin’in 2030 yılına kadar 80’in üzerinde denizaltıya sahip olacağı anlamına gelebilir. ABD’nin 66 denizaltılık hedefi bile bu sayının gerisinde kalıyor. Çin’in denizaltı üstünlüğü, Tayvan Boğazı, Güney Çin Denizi ve Hint-Pasifik bölgesindeki güç dengesini köklü şekilde etkileyecek. Özellikle Tayvan’ın çevrelenmesi, deniz ticaret yollarının kontrolü ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığına karşı caydırıcılık açısından kritik önem taşıyor.
Yeni denizaltı sınıfının teknik özelliklerine dair henüz net bilgi bulunmuyor. Ancak uzmanlar, bu geminin düşük imza özellikleri (stealth), gelişmiş sonar sistemleri ve uzun menzilli kara taarruz füze yetenekleriyle donatılmış olabileceğini tahmin ediyor. Çin’in ayrıca denizaltı kaynaklı hipersonik füze geliştirme çalışmaları da devam ediyor. Bu teknoloji, mevcut füze savunma sistemlerini etkisiz hale getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in denizaltı gücündeki bu hızlı artış, Türkiye’nin yakından takip etmesi gereken bir gelişmedir. Her ne kadar Türkiye doğrudan Pasifik’te bir aktör olmasa da, Çin’in askeri yayılması küresel güç dengesini etkilemektedir. Çin’in Hint Okyanusu’ndaki varlığının artması, Türkiye’nin Doğu Afrika ve Güney Asya’daki ticari ve askeri çıkarlarını potansiyel olarak etkileyebilir. Ayrıca, Çin’in denizaltı teknolojisi transferleri veya Pakistan’a satışları, bölgesel deniz gücü dengesini Türkiye aleyhine değiştirebilir. Türkiye’nin kendi milli denizaltı projesi MİLDEN’i hızlandırması ve sualtı savaş kabiliyetlerini geliştirmesi stratejik bir öncelik haline gelmektedir. NATO müttefiki olarak Türkiye, Çin’in yükselen denizaltı tehdidine karşı ittifak içinde koordineli tedbirler alınmasına katkıda bulunabilir.