Çin'in devlet destekli deniz milisleri, son haftalarda Tayvan'ın kuzeyinde alışılmadık derecede büyük ve koordineli bir şekilde faaliyet gösteriyor. Bu hareketlilik, Pekin yönetiminin sivil balıkçı filosunu askeri amaçlarla kullanma kapasitesini artık daha cesur bir şekilde test ettiği şeklinde yorumlanıyor. Analistlere göre, sivil gemilerin bu şekilde organize edilmesi, Çin'in deniz stratejisinde yeni bir aşamaya işaret ediyor.
Deniz milisleri ne yapıyor?
Çin'in deniz milisleri, resmi olarak balıkçılık yapan ancak gerektiğinde askeri lojistik, keşif ve hatta kıyı savunması gibi görevlerde kullanılabilen bir gemi ağından oluşuyor. Son dönemde Taiwang adasının kuzeyinde, Çin kıyılarına yakın sularda toplanan milis gemilerinin sayısı dikkat çekici şekilde arttı. Uydu görüntüleri ve gemi takip sistemleri, bu gemilerin birbirleriyle koordineli hareket ettiğini ve belirli bir bölgede beklediklerini ortaya koyuyor.
Pentagon'un yıllık Çin askeri raporuna göre, Çin'in deniz milisleri 2012'de yaklaşık 10.000 gemiye sahipken, bu sayının bugün 20.000'i aştığı tahmin ediliyor. Bu gemilerin bir kısmı, askeri gemilerin yakıt ikmali, taze gıda ve su temini gibi lojistik desteklerini üstlenebilirken, bir kısmı da sensörler ve iletişim ekipmanlarıyla donatılarak keşif görevi yapabiliyor.
Geçtiğimiz hafta Tayvan Savunma Bakanlığı, kendi kıyı sularında tespit edilen Çin sivil gemilerinin sayısında belirgin bir artış olduğunu açıkladı. Bakanlık sözcüsü, bu gemilerin 'rutin balıkçılık faaliyetleriyle uyumlu olmayan bir düzen' içinde hareket ettiğini belirtti. Ancak Çin hükümeti, bu gemilerin tamamen sivil ve barışçıl amaçlarla balıkçılık yaptığını savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Tayvan Boğazı, dünya ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği stratejik bir su yolu. Bu bölgede yaşanan herhangi bir askeri hareketlilik, küresel tedarik zincirlerini ve bölge istikrarını doğrudan etkileyebiliyor. Çin'in deniz milislerini bu kadar organize bir şekilde kullanması, sadece Tayvan'ı değil, bölgede çıkarları olan Japonya, Güney Kore ve ABD'yi de yakından ilgilendiriyor.
ABD 7. Filosu, son aylarda Tayvan Boğazı'nda düzenli olarak geçiş tatbikatları yapıyor. Bu geçişler, Çin tarafından sık sık 'provokasyon' olarak nitelendiriliyor. Deniz milislerinin varlığı, Çin'in sivilleri de kapsayan 'hibrit savaş' stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu sayede Çin, doğrudan askeri bir çatışmaya girmeden, bölgedeki varlığını ve etkisini artırabiliyor.
Uzmanlar, bu tür faaliyetlerin yanlış hesaplamalara ve kazalara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Sivil ve askeri gemilerin aynı sularda bu kadar yoğun faaliyet göstermesi, çatışma riskini artırıyor. Ayrıca, Tayvan'ın kendi deniz milisi ve sahil güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelme ihtimali, gerilimi tırmandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in deniz milisleri Tayvan Boğazı'nda güç gösterisi yaparken, bu gelişme Türkiye'nin deniz güvenliği ve uluslararası sulardaki haklar mücadelesi açısından da önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'de kendi kıta sahanlığını korumak için benzer sivil-askeri koordinasyon yöntemlerini kullanıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Çin ile gelişen ekonomik ilişkileri, Pekin'in deniz politikalarındaki bu değişimi yakından izlemesini gerektiriyor. Global güç dengelerindeki bu hareketlilik, Türkiye'nin dış politikasında denge arayışlarını da etkileyebilir.