Çin Halk Kurtuluş Ordusu'ndan (PLA) emekli kıdemli albay ve Tsinghua Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve Strateji Merkezi kıdemli araştırmacısı Zhou Bo, Çin'in askeri hedefinin ABD ile boy ölçüşecek seviyeye ulaşmak olduğunu açıkladı. Zhou Bo, bu açıklamayı SCMP Plus için verdiği röportajda yaptı. Askeri strateji uzmanı, Çin'in savunma harcamalarındaki artışın ve askeri modernizasyon çabalarının bu hedefe odaklandığını belirtti. Zhou Bo, aynı zamanda Çin'in küresel güvenlik mimarisindeki rolünün Batı'yı endişelendirmekten ziyade istikrar sağlama potansiyeli taşıdığını savundu.
Zhou Bo'nun kariyeri ve görüşleri
Zhou Bo, 35 yılı aşkın askeri kariyerinin ardından 2019'da emekli oldu. PLA'nın en tanınmış stratejik analistlerinden biri olarak, 'Should the World Fear China?' (Dünya Çin'den Korkmalı mı?) adlı kitabın yazarıdır. Kitapta Zhou, Çin'in yükselişinin kaçınılmaz olmadığını ve Pekin'in küresel istikrarsızlık yaratmak yerine mevcut uluslararası düzene entegre olmayı arzuladığını öne sürüyor. Röportajda Zhou, Çin'in askeri hedefinin ABD ile eşit düzeyde olmak olduğunu vurguladı. ABD'nin askeri gücünü 'alt etmek' gibi bir hedeflerinin olmadığını, ancak caydırıcılık kapasitesini artırarak bölgesel dengeleri korumayı amaçladıklarını söyledi.
Çin'in savunma bütçesi son on yılda önemli ölçüde arttı. 2021'de %6,8 artışla 209 milyar dolara ulaşan bütçe, dünya genelinde ABD'den sonra ikinci sırada yer alıyor. Zhou, bu harcamaların savunma odaklı olduğunu ve Çin'in toprak bütünlüğü ile deniz yollarının güvenliğini sağlamayı amaçladığını ifade etti. Uzmanlara göre, Çin'in askeri modernizasyonu özellikle Güney Çin Denizi ve Tayvan konularında gerilimi artırabilir. Ancak Zhou, Çin'in barışçıl kalkınma politikasını sürdüreceğini ve askeri gücünün bir tehdit olarak algılanmaması gerektiğini savundu.
Küresel güvenlik dinamikleri ve Çin'in rolü
Zhou'nun açıklamaları, ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabetin giderek derinleştiği bir dönemde geldi. Washington, Çin'in Asya-Pasifik'teki askeri varlığını artırmasından endişe duyuyor ve müttefikleriyle birlikte bölgedeki güç dengesini korumaya çalışıyor. Zhou, bu rekabetin soğuk savaşa dönüşmemesi gerektiğini, iki ülkenin ortak çıkarlara odaklanması gerektiğini belirtti. Ayrıca, Çin'in küresel güvenlik mimarisinde yıkıcı değil, yapıcı bir rol oynadığını savunan Zhou, BM barışı koruma misyonlarına katkılarını ve iklim değişikliği gibi küresel tehditlerle mücadeledeki iş birliğini örnek gösterdi.
Uzmanlar, Zhou'nun görüşlerinin Çin'in resmi pozisyonunu yansıttığını, ancak uygulamadaki bazı eylemlerin (örneğin Tayvan çevresindeki askeri tatbikatlar) farklı sinyaller verdiğine dikkat çekiyor. Zhou, Tayvan'ın Çin'in ayrılmaz bir parçası olduğunu ve bu konudaki tutumlarının değişmeyeceğini, ancak sorunun barışçıl yollarla çözülmesinden yana olduklarını yineledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in ABD ile askeri rekabeti, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Türkiye, NATO üyesi olarak Batı ittifakının bir parçası; ancak aynı zamanda Çin ile ekonomik ve enerji alanlarında derin bağlara sahip. Askeri dengedeki değişimler, Türkiye'nin Akdeniz ve Orta Doğu'daki güvenlik politikalarını etkileyebilir. Ankara, Çin'in İstanbul'daki nüfuzunu izlerken, ABD ile ilişkilerinde de hassas bir denge gözetiyor. Zhou'nun işaret ettiği gibi çok kutuplu dünya, Türkiye'ye bağımsız dış politika manevra alanı tanıyabilir; ancak ABD-Çin geriliminin tırmanması, Türkiye'nin savunma tedarik zincirlerini ve bölgesel istikrarı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin dengeli bir yaklaşım sürdürmesi kritik önemde.