Çin, Japonya ve Filipinler arasında planlanan deniz sınırı görüşmelerine sert bir dille uyarıda bulundu. Pekin yönetimi, söz konusu görüşmeleri “uluslararası hukuka aykırı” olarak nitelendirirken, bu adımın iki ülkeye karşı yasal yaptırım hakkı doğurduğunu bildirdi. Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Bu tür tek taraflı ve hukuk dışı girişimler bölgesel istikrarı tehdit etmektedir. Çin, egemenlik haklarını korumak için gerekli tüm önlemleri alacaktır” ifadelerine yer verildi. Manila ve Tokyo yönetimleri ise henüz resmi bir yanıt vermedi.
Gelişmenin arka planı
Japonya ve Filipinler arasında Mayıs ayında başlatılması planlanan deniz sınırı müzakereleri, her iki ülkenin de Güney Çin Denizi’ndeki Çin’in geniş toprak iddialarına karşı pozisyonlarını güçlendirme çabası olarak değerlendiriliyor. Filipinler, özellikle Spratly Adaları ve çevresindeki zengin balıkçılık sahaları ile olası petrol ve doğalgaz rezervleri nedeniyle Çin ile sık sık karşı karşıya geliyor. Japonya ise bölgedeki deniz güvenliğini artırmak ve Çin’in askeri varlığına karşı müttefikleriyle işbirliğini derinleştirmek amacıyla Filipinler’le ortak tatbikatlar ve anlaşmalar yapıyor. Çin’in bu son uyarısı, iki ülkenin söz konusu müzakereleri derhal durdurmasını talep ediyor; aksi halde “hukuki ve diplomatik sonuçlarla karşılaşacakları” belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin üçte birinden fazlasına ev sahipliği yapması ve stratejik deniz yolları nedeniyle büyük bir jeopolitik öneme sahip. Çin’in bölgedeki iddiaları, Tayvan, Vietnam, Malezya, Brunei ve Filipinler ile anlaşmazlıklara yol açıyor. 2016 yılında Lahey’deki Daimi Tahkim Mahkemesi’nin Çin’in iddialarını hukuk dışı ilan eden kararına rağmen, Pekin yönetimi kararı tanımıyor ve bölgede askeri varlığını artırıyor. Japonya ve Filipinler’in yakınlaşması, ABD’nin de desteğiyle birlikte, Çin’i çevreleme politikası olarak yorumlanıyor. Bu durum, Asya-Pasifik’te tansiyonu yükseltirken, bölgesel güç dengelerini de yeniden şekillendiriyor. Çin’in son uyarısı, aynı zamanda diğer bölge ülkelerine de dolaylı bir mesaj niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi’ndeki bu gerilim, Türkiye’nin doğrudan taraf olduğu bir konu olmamakla birlikte, küresel ticaret yollarının güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Bölgedeki olası bir çatışma, enerji ve mal tedarik zincirlerini etkileyerek Türkiye’nin dış ticaretine ve enerji maliyetlerine yansıyabilir. Ayrıca, Çin’in artan denizcilik faaliyetleri, Hint-Pasifik bölgesinde dengeleri değiştirirken, Türkiye’nin bu bölgedeki denizcilik ve ticari çıkarlarını da dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara’nın bölgesel gelişmeleri yakından izlemesi ve deniz güvenliği konusunda uluslararası hukuka dayalı bir duruş sergilemesi beklenir.