Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Filipin mevkidaşı Theresa Lazaro ile yaptığı görüşmede, Manila'nın diğer ülkelerin desteğiyle Pekin'i kışkırtmaya devam etmesi halinde "acı sonuçlara" katlanmak zorunda kalacağı uyarısında bulundu. Wang, görüşme sırasında Filipinler'in Güney Çin Denizi'ndeki son hamlelerine karşı "şiddetli protesto" dile getirdi. Son haftalarda artan deniz sürtüşmeleri, iki ülke arasında tansiyonun tehlikeli bir şekilde yükselmesine yol açtı. Çin, Filipinler'in Scarborough Shoal yakınlarında devriye gezen Çin sahil güvenlik gemilerine tacizde bulunduğunu iddia ediyor. Filipinler ise Çin gemilerinin kendi münhasır ekonomik bölgesinde (MEB) yasa dışı şekilde bulunduğunu savunuyor. Taraflar, bölgede ticari balıkçılık faaliyetlerinin de etkilendiğini bildiriyor.
Gelişmenin arka planı
Güney Çin Denizi'ndeki gerilim, 2016 yılında Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi'nin Çin'in adalar üzerindeki iddialarını reddetmesine rağmen, Pekin'in bölgedeki askeri varlığını artırmasıyla yeniden alevlendi. Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., selefi Rodrigo Duterte'nin Çin'e yakın politikasını terk ederek Washington'la daha sıkı güvenlik işbirliğine yöneldi. ABD, Filipinler'deki askeri üslerini genişletirken, iki ülke ortak deniz tatbikatlarını sıklaştırdı. Çin ise bu gelişmeleri "bölgesel istikrarı bozma" olarak nitelendiriyor. Wang Yi, Lazaro ile yaptığı görüşmede, Filipinler'in ABD, Japonya ve Avustralya gibi ülkelerle yaptığı anlaşmaların Çin'in egemenlik haklarını ihlal ettiğini belirtti. Filipin tarafı ise Çin'in kıyılarından binlerce kilometre uzaktaki resiflerde yapay adalar inşa ederek askeri üsler kurduğuna dikkat çekiyor.
İki ülke arasındaki son çatışma, 10 Haziran'da Second Thomas Shoal yakınlarında yaşandı. Filipin Deniz Kuvvetleri'ne ait bir devriye botunun, Çin sahil güvenlik gemileri tarafından su sıkılarak durdurulduğu bildirildi. Manila, olayı "provokasyon" olarak nitelendirirken, Pekin "rutin denetim" yaptığını açıkladı. Bu tür olaylar, iki ülke arasında diplomatik krize yol açarken, bölgede ticari gemi trafiğini de etkilemeye başladı. Uluslararası nakliye rotalarının kesiştiği Güney Çin Denizi'nde her gün yaklaşık 5 trilyon dolarlık ticaret gerçekleşiyor. Analistler, krizi kontrol altına almak için her iki tarafın da acilen diyalog kanallarını açması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Çin Denizi'ndeki gerilim, yalnızca Çin ve Filipinler arasında bir sorun değil; Asya-Pasifik'in güvenlik mimarisini yeniden şekillendiriyor. ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan'ın oluşturduğu Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (Quad), bölgede serbest deniz seyrüseferini koruma adına varlık gösteriyor. Çin ise bu oluşumu "çevreleme girişimi" olarak görüyor ve kendisi de Rusya'yla yakınlaşarak karşı ittifak bloku oluşturmaya çalışıyor. Filipinler'in yanı sıra Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan da Güney Çin Denizi'nde hak iddiasında bulunuyor. Çin, bu ülkelerle ikili görüşmeler yoluyla anlaşmazlıkları çözmeye çalışırken, aynı zamanda bölgede balıkçılık faaliyetlerini denetleyerek ve enerji kaynaklarını araştırarak fiili kontrolünü artırıyor.
Çin'in Filipinler'e yönelik son uyarısı, aynı zamanda ASEAN ülkelerine de bir mesaj niteliği taşıyor: Pekin, kendisine karşı olası bir cephe oluşumuna tolerans göstermeyecek. ASEAN'ın Çin ticareti açısından kritik önemi göz önüne alındığında, üyelerin denge politikası izlemesi bekleniyor. Bu arada ABD, Filipinler'e askeri ve ekonomik destek vaatlerini yinelerken, Çin'in bölgedeki altyapı yatırımları da devam ediyor. Örneğin Çin, Filipinler'deki demiryolu ve köprü projelerine milyarlarca dolar yatırmış durumda. Bu durum, Manila'yı Çin'e bağımlılıkla güvenlik endişeleri arasında sıkıştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki Çin-Filipinler gerilimi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de küresel ticaret yolları üzerindeki etkisi nedeniyle dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Asya-Pasifik'te ticari ortaklıklarını çeşitlendirmeye çalışırken, bölgede istikrarsızlık enerji fiyatları ve deniz ticaretini etkileyebilir. Ayrıca Çin'in Batı ile rekabeti, Ankara'nın Rusya-Ukrayna savaşı sonrası denge politikasında yeni bir cephe açılmasına neden olabilir. Türkiye, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Orta Asya ve Kafkaslar'da etkisini hissederken, Güney Çin Denizi'ndeki gerginlik bu koridoru da etkileyebilir. ABD ve Çin arasındaki rekabetin derinleşmesi, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve Çin'le olan ekonomik bağlarını yeniden değerlendirmesini gerektirebilir.