Çin'de etnik gruplar arasında 'ortak bir ulusal kimlik' oluşturmayı amaçlayan Etnik Birlik ve İlerleme Yasası (Ethnic Unity and Progress Law), uluslararası toplumdan gelen eleştirilere rağmen yürürlüğe girdi. Pekin yönetiminin hazırladığı yasa, özellikle Mandarin Çincesinin resmi dil statüsünü güçlendirerek, ülkedeki 56 etnik grubun ortak bir kültürel ve siyasi çatı altında birleştirilmesini hedefliyor. Yasanın, Çin'in batısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi başta olmak üzere Tibet ve İç Moğolistan gibi bölgelerdeki azınlık hakları üzerinde baskı oluşturacağı endişeleri mevcut.
Yasanın içeriği ve hedefleri
Yasa, 'etnik birliği teşvik ve ilerletme' adı altında, eğitim sisteminden medyaya, kamu hizmetlerinden kültürel faaliyetlere kadar pek çok alanda Mandarin Çincesinin kullanımını zorunlu kılıyor. Ayrıca, etnik grupların kendi dillerinde eğitim ve yayın yapmalarını kısıtlayıcı hükümler içeriyor. Çin hükümeti, yasanın tüm etnik grupların birbirleriyle kaynaşmasını ve ülkenin genel kalkınmasına katkı sağlamasını amaçladığını savunuyor. Ancak Pekin'in bu hamlesi, özellikle Uygur Türkleri ve Tibetliler gibi azınlık gruplarının kültürel ve dilsel haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle sivil toplum kuruluşları ve ABD ile AB ülkeleri tarafından eleştiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin'deki etnik gruplar, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 8'ini oluşturmasına rağmen, toprakların yüzde 60'ında yaşıyor ve bu bölgeler stratejik öneme sahip. Sincan, enerji kaynakları ve İpek Yolu üzerindeki konumuyla Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi için kritik; Tibet ise su kaynakları ve jeopolitik konumuyla öne çıkıyor. Yasa, bu bölgelerde Pekin'in merkezi otoritesini güçlendirmeyi hedeflerken, uluslararası toplumda Çin'in azınlıklara yönelik asimilasyon politikalarının bir parçası olarak görülüyor. BM İnsan Hakları Konseyi'nde de gündeme gelen yasaya karşı, Türkiye başta olmak üzere bazı ülkelerden tepkiler gelmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in etnik birlik yasası, Türkiye'nin Orta Asya ve Doğu Türkistan politikaları açısından doğrudan ilgilidir. Uygur Türklerinin yoğun yaşadığı Sincan, Türkiye'nin tarihi ve kültürel bağlarla bağlı olduğu bir bölgedir. Yasa, Uygurların dil ve kültür haklarını kısıtlama potansiyeli taşıdığı için Ankara'nın yakın takibinde. Türkiye, BM ve diğer platformlarda Çin'in azınlık politikalarını eleştirse de, ticari ve stratejik ilişkiler nedeniyle dengeli bir tutum izlemektedir. Bu yasanın, Türkiye-Çin diyaloğunda insan hakları ve kültürel haklar başlığını daha belirgin hale getireceği öngörülebilir. Ayrıca, bölgedeki gelişmeler Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde de endişeyle izlenmektedir.