Çin, Doğu Çin Denizi'ndeki Diaoyu Adaları olarak adlandırdığı ve Japonya'nın da hak iddia ettiği adalar konusundaki tarih anlatısını küresel çapta yaymak amacıyla beş bölümlük bir belgesel dizisi başlattı. Devlet kanalı China Global Television Network'ün (CGTN) İngilizce servisinde yayınlanan belgesel, iki ülke arasındaki ilişkilerin gergin olduğu bir dönemde Pekin'in uluslararası algıyı kendi lehine çevirme çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Belgesel, adaların tarihsel olarak Çin'e ait olduğunu savunan tezleri öne çıkarırken, Japonya'nın iddialarını da çürütmeyi amaçlıyor.
Gelişmenin arka planı
Çin ve Japonya, 1960'lı yıllardan bu yana Senkaku Adaları olarak bilinen adalar üzerinde egemenlik anlaşmazlığı yaşıyor. Japonya, 1895 yılında adaları ilhak ettiğini ve o tarihten bu yana egemenliğini sürdürdüğünü iddia ediyor. Çin ise adaların yüzyıllardır kendi toprağı olduğunu ve İkinci Dünya Savaşı sonrası yapılan uluslararası anlaşmalar gereği Çin'e iade edilmesi gerektiğini savunuyor.
Pekin yönetimi, son yıllarda bu anlaşmazlıkta diplomatik ve askeri baskıyı artırmış durumda. Çin sahil güvenlik gemileri, adaların çevresinde sürekli devriye gezerken, hava kuvvetlerine bağlı uçaklar da zaman zaman bölgede uçuşlar gerçekleştiriyor. Bu durum, Japonya'nın itirazlarına ve bölgedeki ABD ile ittifakının endişelerine yol açıyor.
Belgesel, CGTN'nin İngilizce kanalında yayınlanarak Batılı izleyicilere ulaşmayı hedefliyor. Yapımda, arşiv görüntüleri, tarihi haritalar ve uzman görüşleri kullanılarak adaların Çin'e ait olduğu tezi işleniyor. Çinli yetkililer, bu tür belgesellerle uluslararası kamuoyunda farkındalık yaratmayı ve kendi tezlerini anlatma fırsatı bulmayı amaçladıklarını ifade ediyorlar.
Bölgesel ve küresel boyut
Diaoyu/Senkaku Adaları anlaşmazlığı, yalnızca Çin ve Japonya arasındaki ikili bir sorun olmaktan öte, Doğu Asya'daki güç mücadelesinin bir simgesi haline gelmiş durumda. ABD, 1951 San Francisco Barış Antlaşması'nın ardından adaların yönetimini Japonya'ya devretmiş olup, bu nedenle Japonya'nın güvenlik garantileri kapsamında adaların savunulmasını taahhüt ediyor. Bu durum, Çin'in bölgedeki artan askeri varlığıyla birleşince, bölgede gerginliğin artmasına neden oluyor.
Belgesel, bu jeopolitik mücadelenin medya boyutunu oluşturuyor. Çin, son yıllarda uluslararası kamuoyunu etkilemek için büyük bir soft power yatırımı yapıyor. CGTN, bu stratejinin önemli bir parçası olarak İngilizce yayın yapıyor ve dünya çapında milyonlarca kişiye ulaşıyor. Benzer şekilde, Japonya da kendi tarih tezlerini anlatan çalışmalar yürütüyor. Ancak, Çin'in belgesel çalışması, iki ülkenin karşılıklı olarak hak iddialarını güçlendirmek için medyayı nasıl kullandıklarının bir göstergesi.
Bölgedeki diğer aktörler de bu anlaşmazlığı yakından izliyor. Tayvan, adalar üzerinde egemenlik iddiasında bulunuyor ve Çin ile tarihsel olarak ortak bir pozisyona sahip. Güney Kore ise Japonya ile benzer bir adalar anlaşmazlığı yaşadığından, bu duruma ilgi gösteriyor. Belgesel, bölgesel güç dengelerini de etkileyebilecek bir propaganda aracı olarak değerlendiriliyor.
Çin'in bu hamlesi, Tokyo'nun da tepkisini çekmiş durumda. Japon hükümeti, belgeselin içeriğinin gerçekleri yansıtmadığını ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek, Çin'in bu tür propagandalarla bölgedeki istikrarı bozduğunu savunuyor. İki ülke arasındaki diplomatik temasların sınırlı olduğu bir dönemde, belgesel gerilimi daha da artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin doğrudan dahil olduğu bir konu olmamakla birlikte, bölgesel ve küresel güç mücadelelerinin bir yansıması olarak önem taşıyor. Türkiye, Doğu Asya'daki bu tür anlaşmazlıklarda taraf olmayan bir ülke olarak, bölge barışının ve istikrarının korunmasından yana bir tutum sergiliyor. Ayrıca, Çin ve Japonya ile ekonomik ilişkileri bulunan Türkiye, bu ülkeler arasındaki gerginliğin ticaret ve enerji hatları üzerindeki olası etkilerini izliyor. Uluslararası hukuka dayalı çözümlerin teşvik edilmesi, Türkiye'nin genel dış politika anlayışına da uygun düşüyor.