Çin Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği’nin (AB) Pekin yönetiminin Ukrayna savaşında kullanılmak üzere Rus askerlerine eğitim verdiği yönündeki iddialarını kategorik olarak reddetti. AB’nin geçtiğimiz günlerde yayımladığı bir raporda, Çin’in Rusya’ya askeri eğitim desteği sağladığı öne sürülmüş, bunun üzerine Pekin yönetimi söz konusu suçlamaları “asılsız ve provokatif” olarak nitelendirdi. AB aynı zamanda, Rus ordusunun savaş makinesini desteklediği gerekçesiyle bir dizi Çinli şirkete yönelik yeni yaptırım kararları aldığını duyurdu.
AB’nin Suçlamaları ve Çin’in Tepkisi
Avrupa Birliği, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının başlamasından bu yana Moskova’ya askeri, ekonomik ve diplomatik destek sağladığı iddia edilen ülkeler ve şirketler üzerindeki baskıyı artırıyor. En son yayımlanan raporunda AB, Çin’in sadece Rusya’ya çift kullanımlı malzeme ihraç etmekle kalmadığını, aynı zamanda Rus askeri personeline eğitim verdiğini de öne sürdü. Ancak Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, haftalık basın toplantısında bu iddiayı net bir dille yalanladı. Mao Ning, “Çin, Ukrayna krizinde tarafsızlık pozisyonunu korumakta ve barışçıl bir çözüm için çaba göstermektedir. Rus askerlerine eğitim verdiğimiz yönündeki iddialar tamamen uydurmadır” ifadelerini kullandı. Sözcü, AB’nin bu tür iddialarla Çin’i uluslararası toplumda yalnızlaştırmaya çalıştığını da sözlerine ekledi.
AB’nin yaptırım kararı ise, Rusya’ya askeri teknoloji ve çift kullanımlı ürünler sağladığı tespit edilen iki yeni Çinli şirketi kapsıyor. Bu şirketlerin, Ukrayna’da kullanılan Rus silah sistemlerine entegre edilebilecek parçalar ve yazılımlar tedarik ettiği belirtiliyor. Brüksel yönetimi, yaptırımların “Rusya’nın savaşa devam etme kapasitesini sınırlamayı” hedeflediğini açıkladı. Çin ise bu hamleye, “AB’nin Çin şirketlerine yönelik yaptırımlarının hukuki dayanağı yoktur ve uluslararası ticaret kurallarını ihlal etmektedir” sözleriyle tepki gösterdi.
Küresel Boyut ve Bölgesel Etkiler
AB ile Çin arasındaki bu yeni gerilim, Ukrayna savaşının başından bu yana Pekin ile Brüksel arasında giderek artan bir şekilde devam eden karşı karşıya gelişin bir parçası. AB, Çin’i Rusya’ya askeri destek sağlamaya devam etmesi halinde daha sert yaptırımlarla karşı karşıya kalacağı konusunda uyarmıştı. Çin ise savaşın başından bu yana Rusya’ya diplomatik destek vermeyi sürdürmekle birlikte, resmi olarak “tarafsız” bir duruş sergiliyor. Pekin yönetimi, Batı ülkelerinin Ukrayna’ya silah sevkiyatını da eleştiriyor ve savaşın derinleşmesinden bu tür adımları sorumlu tutuyor.
Öte yandan, ABD ve diğer Batılı ülkeler de Çin’in Rusya’ya “ölümcül olmayan” askeri yardım sağladığına dair istihbarat raporları paylaşmış, ancak Pekin bu iddiaları her seferinde yalanlamıştı. Analistlere göre, Çin’in Rusya’ya açık askeri destek sağlaması halinde bu, Çin’in Avrupa ve ABD ile olan ekonomik ilişkilerinde onarılamaz hasarlara yol açabilir. Ancak Çin, şimdiye kadar denge politkasını sürdürmeyi başarmış durumda: Rusya’dan enerji ithalatını artırırken, Batı ile ticari bağlarını koparmamaya özen gösteriyor.
AB’nin yeni yaptırımları, Çinli şirketlerin küresel tedarik zincirindeki konumunu etkileyebilir. Uzmanlar, bu yaptırımların sembolik olmaktan öteye geçmediğini, ancak Çin’in Rusya’ya desteğinin devam etmesi halinde AB’nin daha geniş kapsamlı yaptırım paketleri hazırlayabileceğini belirtiyor. Ayrıca AB, Çin’in Tayvan üzerindeki artan askeri faaliyetlerini de yakından izliyor ve Tayvan Boğazı’ndaki olası bir çatışmanın küresel ekonomi için derin sonuçları olacağını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-AB arasındaki bu gerilim, Türkiye’nin jeopolitik pozisyonu açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, Ukrayna savaşında arabulucu rolü üstlenirken, Rusya ile yakın enerji ve savunma ilişkilerini sürdürmektedir. AB’nin Çin’e yönelik yaptırımları, Rusya’nın savaş kapasitesini dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak Türkiye, Çin ile de güçlü ticari bağlara sahiptir ve Kuşak-Yol Projesi’nin kilit ülkelerinden biridir. Bu nedenle, AB-Çin çekişmesinde denge politikası izlemesi muhtemeldir. Ayrıca, NATO üyesi olarak Batı ittifakının yanında yer almakla birlikte, Türkiye’nin Rusya’ya yaptırım uygulamaması, benzer şekilde Çin’e yönelik yeni yaptırımlara katılımını sınırlayabilir. Türkiye’nin kriz anında taraflar arasında diyalog kanallarını açık tutması, hem bölgesel istikrar hem de ulusal çıkarları açısından önemli olacaktır.