Çin Halk Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki onlarca yıllık gerilimin kalıcı bir şekilde sona erdirilmesi için tarafları 'aynı yönde hareket etmeye' çağırdı. Pekin yönetimi, bu süreçte Pakistan ve Katar'ın üstlendiği arabuluculuk rolünü açıkça desteklediğini duyurdu. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, 'Bölgesel barış ve istikrarın tesisi için tüm tarafların yapıcı diyalog içinde olması kritik önem taşımaktadır. Biz, Pakistan ve Katar gibi dost ülkelerin bu yöndeki çabalarını memnuniyetle karşılıyoruz' ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını yeniden devreye sokmasının ardından geldi. Trump, geçtiğimiz haftalarda İran'ın nükleer programı konusunda Tahran yönetimine bir mektup göndererek müzakerelere hazır olduğunu bildirmiş, ancak aynı zamanda askeri seçeneklerin masada olduğu uyarısında bulunmuştu.
Gelişmenin Arka Planı
Çin'in bu çağrısı, ABD-İran ilişkilerinin kritik bir dönemeçte olduğu bir zamana denk geldi. Trump'ın 2018'de tek taraflı olarak İran nükleer anlaşmasından (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - JCPOA) çekilmesi ve ardından Tahran'a yönelik ağır yaptırımları yeniden uygulamaya koyması, iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırmıştı. İran, anlaşmanın diğer taraflarının (Çin, Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere) taahhütlerini yerine getirememesi üzerine uranyum zenginleştirme faaliyetlerini anlaşma sınırlarının üzerine çıkarmıştı. Son olarak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın yüzde 60 seviyesinde uranyum zenginleştirdiğini ve bunun askeri kullanıma oldukça yakın olduğunu rapor etmişti. Bu durum, hem Orta Doğu'da hem de küresel ölçekte ciddi endişelere yol açıyor.
Pekin yönetimi, uzun süredir İran'ın en büyük ticaret ortaklarından biri ve Tahran yönetiminin önemli bir diplomatik destekçisi konumunda. Çin, JCPOA'nın korunması için aktif bir şekilde çaba göstermiş, ABD'nin anlaşmadan çekilmesini eleştirmişti. Ayrıca Çin, 2023 yılında Suudi Arabistan ile İran arasındaki uzlaşma sürecine aracılık ederek bölgesel diplomasideki etkisini göstermişti. Bu bağlamda, Pakistan ve Katar'ı desteklemesi, Çin'in doğrudan bir arabuluculuk rolü üstlenmek yerine bölgesel ortaklarına alan açma stratejisi olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran geriliminin sona erdirilmesi, yalnızca iki ülke için değil, tüm Orta Doğu ve küresel enerji piyasaları için hayati önem taşıyor. İran, dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip ülkelerinden biri. Olası bir askeri çatışma, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini tehlikeye atarak küresel petrol arzında ciddi kesintilere yol açabilir. Ayrıca Yemen, Suriye, Lübnan ve Irak gibi ülkelerdeki vekalet savaşları, İran ve ABD'nin dolaylı çatışmasını derinleştiriyor. Bu nedenle, Pakistan ve Katar'ın arabuluculuk çabaları, bölgesel istikrar açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Özellikle Katar, daha önce Taliban ile ABD arasındaki görüşmelere ev sahipliği yaparak bu alanda deneyim kazanmıştı. Pakistan ise, İran ve Suudi Arabistan ile dengeli ilişkileri sayesinde her iki tarafın da güvenini kazanmış durumda.
Çin'in bu girişime verdiği destek, aynı zamanda ABD ile olan rekabeti bağlamında da önemli. Washington, Pekin'in bölgede artan nüfuzundan rahatsızlık duyarken, Çin ise ABD'nin Orta Doğu'da yarattığı istikrarsızlığın kendi enerji güvenliğini tehdit ettiğini düşünüyor. Çin, ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 40'ını Orta Doğu'dan karşılıyor. Bu nedenle, bölgede barış ve istikrar, Çin'in ekonomik çıkarları için vazgeçilmez. ABD'nin ise İran'ın nükleer silah sahibi olmasını engelleme konusundaki kararlılığı devam ediyor. Ancak Trump yönetiminin mektup diplomasisi, askeri seçeneğin yanı sıra diplomatik bir çıkış yolu aradığını da gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran geriliminden doğrudan etkilenen ülkelerden biri. İran ile 560 kilometrelik bir kara sınırını paylaşan Ankara, Tahran'la ekonomik ve enerji ilişkilerini sürdürmeye çalışırken bir yandan da ABD ile ittifak ilişkisini dengeliyor. Olası bir ABD-İran çatışması, Türkiye'nin güneydoğu sınırında güvenlik risklerini artırabilir ve enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca Türkiye, İran'a yönelik yaptırımlar nedeniyle ekonomik kayıplar yaşayabilir. Bu nedenle, Çin'in de desteklediği arabuluculuk çabaları, Türkiye'nin bölgesel istikrar hedefleriyle örtüşüyor. Ankara, hem ABD hem de İran'la diyaloğunu sürdürerek bu sürece katkı sağlayabilir. Türkiye'nin ayrıca, Suriye ve Irak'ta İran'la ortak çıkarları bulunuyor; bu da Ankara'yı diyalogdan yana bir pozisyona itiyor.