Çin'de yıllardır hapiste olan yeraltı Hristiyan kilisesi Zion Kilisesi'nin kurucusu Jin Mingri'nin serbest bırakıldığı bildirildi. Jin'in tahliyesi, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'e yaptığı doğrudan bir kişisel çağrının ardından gerçekleşti. Bu gelişme, uluslararası insan hakları örgütlerinin ve ABD'li yetkililerin yıllardır gündeme getirdiği Çin'deki din özgürlüğü ihlalleri konusunu yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı
Zion Kilisesi, Çin'de resmi olarak tanınmayan ve yeraltı faaliyet gösteren bir Hristiyan topluluğuydu. Jin Mingri, 2000'li yılların başında kiliseyi kurdu ve kısa sürede binlerce takipçi topladı. Çin hükümeti, Zion Kilisesi'ni yasadışı dini faaliyetler yürütmekle suçladı ve Jin Mingri'yi 2017 yılında 9 yıl hapis cezasına çarptırdı. Çin'de dini faaliyetler devlet kontrolü altında olup kayıtlı olmayan kiliseler yasadışı kabul edilmektedir. Özellikle ev kiliseleri ve yeraltı kiliseleri sık sık baskınlara uğramakta ve liderleri tutuklanmaktadır.
Trump'ın Xi'ye yaptığı çağrı, iki lider arasındaki ticaret müzakereleri ve jeopolitik gerilimlerin yoğun olduğu bir dönemde geldi. Amerikan basınına yansıyan haberlere göre Trump, Şubat 2024'te yaptığı telefon görüşmesinde Jin Mingri'nin durumunu gündeme getirdi. Xi'nin buna nasıl yanıt verdiği bilinmezken, kısa süre sonra Jin'in cezasının kalan kısmının affedildiği ve sınır dışı edildiği açıklandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, Çin'deki din özgürlüğü karnesini uluslararası kamuoyunun gündemine taşıdı. Birleşmiş Milletler ve ABD Dışişleri Bakanlığı düzenli olarak Çin'de din özgürlüğünün baskı altında olduğunu rapor etmektedir. Özellikle Uygur Türkleri başta olmak üzere Müslüman azınlıklar ve Hristiyan gruplara yönelik baskılar sık sık eleştirilmektedir. Jin Mingri'nin serbest bırakılması, Çin hükümetinin uluslararası baskıya kısmen yanıt verdiği şeklinde yorumlanabilir. Ancak birçok insan hakları örgütü, bu tür bireysel affetmelerin sistematik baskıyı değiştirmediğini vurgulamaktadır.
Trump'ın bu müdahalesi, aynı zamanda ABD-Çin ilişkilerinde dini konuların bir pazarlık kozu haline gelebileceğini gösterdi. Gelecekte benzer çağrıların diğer mahkumlar için de yapılıp yapılmayacağı merak konusu. Çin'de ayrıca Liu Xiaobo gibi tanınmış siyasi mahkumlar ve Nobel Barış Ödülü sahibi de bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Çin ile ikili ilişkilerinde genellikle ekonomik işbirliğini ön planda tutarken, insan hakları konularında daha temkinli bir duruş sergilemektedir. Jin Mingri'nin serbest bırakılması, Çin'deki din özgürlüğü uygulamalarının uluslararası baskılarla değişebileceğini göstermesi açısından önemli. Türkiye, özellikle Doğu Türkistan'daki Uygurların durumu nedeniyle Çin'in insan hakları politikalarını yakından izlemektedir. Bu gelişme, Türkiye'nin Çin ile diplomatik temaslarında dini özgürlükler konusunu daha sık gündeme getirme potansiyeli taşıyor. Ayrıca, ABD-Çin rekabetinde dini konuların bir araç haline gelmesi, Türkiye'nin bu denklemi dikkatle takip etmesini gerektiriyor.