Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin başkenti Urumçi'de güvenlik güçleri, bir Uygur anne ve iki kızını, Türkiye'ye paket gönderdikleri gerekçesiyle gözaltına aldı. Gönderileri alan ailenin en büyük kızı, kardeşlerinin ve annelerinin “teröristleri desteklemekle” suçlandığını söyledi. Olay, Sincan'da artan baskı ortamında aileler arası iletişimin bile riskli hale geldiğini gösteriyor. Gözaltıların hangi tarihte gerçekleştiği ve resmi suçlamalar henüz netleşmedi.
Gözaltıların arka planı ve ailenin ifadeleri
Gözaltına alınan üç kişinin, Türkiye'de yaşayan büyük kız kardeşe kıyafet, yiyecek ve benzeri günlük eşyalar gönderdiği belirtiliyor. Büyük kız kardeş, yerel saatle gece yarısı yapılan baskında annesinin (60 yaşında) ve iki kız kardeşinin (30'lu yaşlarda) polis tarafından götürüldüğünü aktardı. Kendisi, gönderilen paketlerin içeriğinin tamamen masum olduğunu, ancak yetkililerin bunları “terör örgütüne yardım” kapsamında değerlendirdiğini ifade etti. Aile üyelerinin şu anda nerede tutulduğu ve avukata erişimleri hakkında bilgi bulunmuyor.
Çin hükümeti, Sincan'daki Uygur toplumuna yönelik uzun süredir devam eden gözaltı ve eğitim kampanyaları çerçevesinde bu tür tutuklamaları sık sık gerçekleştiriyor. Yetkililer, bu operasyonların “aşırılıkçılıkla mücadele” amacı taşıdığını savunuyor. Ancak insan hakları örgütleri, Pekin yönetiminin Uygur kültürünü ve kimliğini sistematik olarak bastırdığını, aile bağlarını zayıflatmayı hedeflediğini öne sürüyor.
Türkiye'de yaşayan büyük kız kardeş, konuyla ilgili uluslararası topluma çağrıda bulunarak, ailesinin serbest bırakılması için diplomatik girişimlerde bulunulmasını istedi. Söz konusu paketlerin daha önce de birkaç kez gönderildiği, ancak son gönderinin ardından tutuklamaların gerçekleştiği öğrenildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, Çin'in Sincan politikasının uluslararası alanda yarattığı yansımaların sadece bir örneği. Birleşmiş Milletler ve Batılı ülkeler, Çin'i Uygurlara yönelik soykırım ve insanlığa karşı suç işlemekle suçlarken, Pekin yönetimi bu iddiaları reddediyor ve bölgedeki önlemlerin meşru olduğunu belirtiyor. Türkiye, Sincan'daki gelişmeleri yakından izleyen ülkeler arasında; Ankara, zaman zaman Pekin'e tepki gösterse de ekonomik ve siyasi ilişkilerini korumaya çalışıyor.
Özellikle Türkiye-Çin ilişkileri, ticaret hacminin artması ve Kuşak-Yol Projesi kapsamındaki işbirliği ile şekilleniyor. Ancak bu tür insan hakları ihlalleri, Ankara'nın Pekin'e yönelik söylemleri ile pratikteki ilişkileri arasında bir denge kurmasını zorunlu kılıyor. Türk kamuoyunda ise Sincan'daki Müslüman Uygur toplumuna yönelik güçlü bir dayanışma duygusu bulunuyor; bu durum, Türk hükümetinin Çin'e karşı daha sert bir tutum alması yönünde baskı oluşturabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin dış politikasında hassas bir dengeyi ortaya koyuyor. Bir yandan Çin ile ekonomik ilişkilerini güçlendirmek isteyen Ankara, diğer yandan iç kamuoyunda Uygurlara yönelik duyarlılığı göz ardı edemiyor. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler'de yaptığı açıklamalarda Sincan'a ilişkin endişeleri dile getirmesi, ancak doğrudan yaptırım uygulamaktan kaçınması, bu denge politikasının yansımasıdır. Bu tür vakalar, Türk diplomatlarının Çin makamları nezdinde girişimlerde bulunmasına yol açabilir, ancak somut sonuçlar alınması güç görünüyor. Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak Sincan konusundaki tutumu, hem Batı ile ilişkilerini hem de Müslüman dünyasındaki prestijini etkileyebilecek nitelikte.