Çin'de artan sayıda gezgin, ülke genelindeki turistik noktalarda yaygınlaşan 'gösterişçi' ve 'yapay' estetik anlayışına karşı çıkıyor. Sosyal medyada yükselen tepkiler, seyahat deneyimlerinde viral olma kaygısıyla tasarlanan mekanlardan ziyade otantik deneyimlere yönelik artan bir talebi ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu durumun turizm sektöründe derin bir değişimin habercisi olduğunu belirtiyor.
Viral estetik anlayışına öfkeli tepkiler
Sosyal medya platformları, özellikle Douyin (TikTok'un Çin versiyonu) ve Xiaohongshu (Kızıl Notlar), son yıllarda Çin'deki turistik destinasyonların görünümünü şekillendiriyor. Pastel renkli, neon ışıklı, yapay çiçeklerle süslenmiş ve 'Instagram'a özel' tasarlanmış mekanlar, milyonlarca beğeni alıyor. Ancak bu durum, gerçek bir seyahat deneyimi arayan turistler arasında giderek artan bir hoşnutsuzluğa yol açıyor. 'Overkill' (aşırılık) olarak nitelendirilen bu estetik, özellikle genç gezginler arasında 'tatsız' ve 'samimiyetsiz' bulunuyor.
Çin Ulusal Turizm Akademisi'nin verilerine göre, ülke genelinde 2023 yılında 4,7 milyar yurt içi seyahat gerçekleştirildi. Bu turistlerin büyük bir kısmı, sosyal medyada gördükleri 'mükemmel' karelerin peşinden koşarken, gittikleri yerlerin gerçekte o fotoğraflardaki gibi olmadığını fark ediyor. Pekin'de yaşayan 28 yaşındaki grafik tasarımcı Li Wei, bu durumu şöyle özetliyor: 'Sosyal medyada gördüğümüz o pastel tonlu, ışıl ışıl yerler aslında çoğu zaman birkaç metrekarelik, yapay dekorasyonlarla doldurulmuş stüdyolardan ibaret. Gerçek manzarayı görmek varken neden bu plastik dünyalara gideyim ki?'
Otantik deneyim talebi güçleniyor
Uzmanlar, bu tepkinin aslında daha geniş bir eğilimin parçası olduğunu söylüyor. Seyahat danışmanlığı şirketi Dragon Trail International'ın analisti Sienna Parulis-Cook, 'Geziyorlar, ancak bu yeni nesil gezginler artık sadece fotoğraf çekmek için değil, gerçek anlamda görmek ve deneyimlemek istiyor. Bu, pandemi sonrası dönemde daha da belirginleşti' diyor. 2024 yılında yapılan bir ankete göre, Çinli gezginlerin yüzde 78'i seyahatlerinde yerel kültürü ve günlük yaşamı deneyimlemeyi, popüler turistik noktaları ziyaret etmekten daha öncelikli buluyor.
Çimlenen bu talep, bazı yerel yönetimleri ve turizm işletmelerini de harekete geçirdi. Örneğin, Zhejiang eyaletindeki bazı köyler, aşırı süslemeler yerine geleneksel mimariyi ve yerel el sanatlarını ön plana çıkaran düzenlemelere gidiyor. Benzer şekilde, Yunnan eyaletindeki Shangri-La gibi doğal güzellikleriyle ünlü bölgelerde, doğa yürüyüşleri ve yerel topluluklarla etkileşim odaklı turlar popülerlik kazanıyor. Bu tür uygulamalar, hem turistlerin otantik beklentilerine cevap veriyor hem de sürdürülebilir turizme katkı sağlıyor.
Köklü bir değişimin habercisi
Bu estetik tartışması, aslında Çin'deki turizm anlayışının nasıl evrildiğini gösteriyor. Ülke, 1978'deki reform ve dışa açılma politikalarından bu yana turizmi önemli bir ekonomik sektör olarak görüyor; ancak son yıllarda büyüme hızı, yerini kalite ve deneyim odaklı bir yaklaşıma bırakıyor. 2023'te yurt içi turizm harcamaları 4,9 trilyon yuana (yaklaşık 680 milyar dolar) ulaştı. Bu büyüklükteki bir pazarda, turistlerin beklentilerindeki değişim, sektörün geleceğini de belirleyecek.
Beijing merkezli turizm danışmanı Zhou Miao, 'Viral mekanlar birkaç milyon yuan gelir getirebilir, ancak tek seferlik ziyaretçiler sadık müşteriler yaratmaz. Otantik deneyimler sunan destinasyonlar ise istikrarlı bir ziyaretçi kitlesi oluşturuyor ve bu, uzun vadede daha kârlı. Bu nedenle trendin yavaşlaması değil, hızlanması bekleniyor' ifadelerini kullanıyor. Bu değişim, yalnızca Çin'de değil, küresel turizm sektöründe de gözlemleniyor. Dünya Turizm Örgütü'nün verilerine göre, küresel çapta seyahat edenlerin yüzde 66'sı seyahatlerinde yerel kültürle etkileşim kurmayı tercih ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'deki bu otantik turizm talebi, Türkiye için önemli bir fırsat sunuyor. Türkiye, Çinli turistlere yönelik vize kolaylıkları ve tanıtım faaliyetleriyle bu pazardan daha fazla pay almayı hedefliyor. Kültürel zenginlikler, tarihi mekanlar ve doğal güzellikler bakımından güçlü bir konuma sahip olan Türkiye, 'sosyal medya için değil, gerçek deneyim için' gelen gezginlere hitap edebilir. Ancak bu potansiyelin değerlendirilmesi için turistik bölgelerdeki aşırı ticarileşme ve yapay düzenlemelerin önüne geçilmesi, sürdürülebilir turizm anlayışının benimsenmesi gerekiyor. Türkiye'nin, Çinli turistlerin otantik deneyim beklentilerine yanıt verecek şekilde, kültürel öğeleri ve yerel halkla etkileşimi ön plana çıkaran turizm politikaları geliştirmesi, uzun vadede bu pazardan elde edilecek geliri artırabilir ve turistik destinasyonların sürdürülebilirliğini sağlayabilir.