Çin ekonomisi, tüketici harcamalarının pandemiden bu yana ilk kez düşüşe geçmesi ve yatırımların zayıflamasıyla yeni bir kırılganlık sinyali verdi. Ülkenin ihracatı güçlü seyrederken ve İran gerginliğinin azalması küresel ticareti rahatlatırken, iç talepteki bu çöküş, dünyanın ikinci büyük ekonomisinin toparlanmasının ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. UBS Securities Başekonomisti Yu Song'a göre, tüketimdeki bu daralma, hanehalkı güvenindeki zayıflık ve emlak piyasasındaki krizin derinleşmesinden kaynaklanıyor.
Gelişmenin arka planı: İç talep can çekişiyor
Çin Ulusal İstatistik Bürosu'nun verilerine göre, perakende satışlar ağustos ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre %0,2 daraldı. Bu, ekonomistlerin %3,5 büyüme beklentisinin aksine gerçekleşti ve pandemi sonrası ilk negatif rakam oldu. Aynı dönemde sabit kıymet yatırımları da %1,8 artış kaydetti ancak bu oran, bir önceki aydaki %3,1'lik büyümenin oldukça altında kaldı.
UBS'den Yu Song, tüketimdeki düşüşün arkasında hanehalklarının artan işsizlik endişesi ve düşen konut fiyatları nedeniyle harcamalarını kısmasının yattığını belirtiyor. Genç işsizliğinin %20 seviyelerinde seyretmesi ve emlak devi Evergrande'nin çöküşünün ardından sektördeki güven kaybı, tasarruf oranlarını rekor seviyelere yükseltti. Çin Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine rağmen kredi talebi zayıf kalıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İhracat can simidi mi?
Çin ihracatı, düşen navlun maliyetleri ve ABD ile ticaret savaşının yumuşaması sayesinde ağustosta %8,7 büyüdü. Ancak uzmanlar, ihracattaki bu canlılığın iç talepteki yapısal sorunları maskeleyemeyeceğini vurguluyor. İran-İsrail geriliminin azalması, Kızıldeniz'deki ticaret yollarını rahatlatarak Çin'in dış ticaretini olumlu etkiledi. Yine de, AB'nin Çin elektrikli araçlarına yönelik ek gümrük vergileri ve Çin'e karşı korumacılık eğilimi, ihracat odaklı büyüme modelini sürdürülemez kılıyor.
Çin hükümeti, emlak piyasasını canlandırmak için daha fazla teşvik paketi açıklamaya hazırlanırken, yapısal reformların gecikmesi ekonomiyi uzun vadede zayıflatabilir. IMF, Çin'in 2024 büyüme tahminini %5,2'den %4,8'e düşürdü.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'de iç talebin daralması, Türkiye'nin ihracat hedefleri açısından önemli riskler barındırıyor. Türkiye, özellikle otomotiv yan sanayi, kimyasallar ve beyaz eşya gibi sektörlerde Çin pazarına bağımlı olmasa da, Çin ekonomisinin yavaşlaması küresel talebi ve emtia fiyatlarını etkileyebilir. Çin'in düşük maliyetli ihracat baskısı, Türkiye'nin rekabet gücünü zorlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Orta Koridor girişimi kapsamında Çin'le artan ticari bağları, Pekin'in kriz yönetimini yakından takip etmeyi gerektiriyor.