Çin'de fabrika faaliyetleri, ikinci çeyrekteki toparlanmayı güçlendiren ihracat artışının etkisini kaybetmesi ve bölgedeki tayfunların üretimi kesintiye uğratmasıyla temmuz ayında beklenmedik bir şekilde daraldı. Resmi verilere göre, Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) temmuzda 49,4'e gerileyerek eşik değer olan 50'nin altına indi. Bu, sektörde daralmaya işaret ediyor. Piyasa analistleri, endeksin 50,1 civarında kalmasını bekliyordu. Çin İstatistik Bürosu tarafından çarşamba günü açıklanan veriler, ülke ekonomisinin pandemi sonrası toparlanma sürecinde karşılaştığı zorlukları bir kez daha gözler önüne serdi.
Gelişmenin Arka Planı
Çin ekonomisi, 2024 yılının ilk çeyreğinde yüzde 5,3 büyüyerek küresel ekonominin en hızlı büyüyen ülkelerinden biri olmuştu. İkinci çeyrek büyümesi ise yüzde 4,7 ile beklentilerin altında kaldı. Özellikle ihracatın güçlü performansı, imalat sanayinin lokomotifi olmuştu. Ancak temmuz ayında yeni ihracat siparişlerindeki düşüş, bu itici gücün zayıflamaya başladığını gösteriyor. ABD'nin Çin'e yönelik olası yeni tarifeleri ve Avrupa Birliği'nin elektrikli araçlara getirdiği ek vergiler, ihracatçıların gelecek talepleri konusunda endişelerini artırıyor. Ayrıca, Çin'in doğu kıyılarını vuran tayfunlar, liman operasyonlarını ve fabrika üretimini olumsuz etkiledi.
İç talepteki zayıflık da endeksin daralma bölgesine gerilemesinde önemli rol oynadı. Gayrimenkul sektöründeki kriz, hane halkı harcamalarını ve yatırımlarını sınırlıyor. Çinli tüketicilerin temkinli davranışı, otomotiv ve beyaz eşya gibi dayanıklı tüketim ürünlerine olan talebi baskılıyor. Hükümet, iç talebi canlandırmak için çeşitli önlemler açıkladı, ancak bu önlemlerin etkisi henüz yeterince hissedilmiyor. Uzmanlar, pek çok şirketin üretim kapasitesini kısmasına rağmen fiyatların hâlâ düştüğünü ve deflasyon riskinin sürdüğüne dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in imalat sanayisindeki yavaşlama, Asya ve küresel tedarik zincirleri için de kritik bir sinyal. Japonya, Güney Kore ve Almanya gibi ülkeler, Çin'e yaptıkları ihracatın azalmasından doğrudan etkileniyor. Küresel emtia fiyatları da Çin'deki talebin zayıflamasıyla baskı altında. Özellikle enerji ve metal fiyatlarında görülen düşüş, dünya genelindeki ekonomik büyüme endişelerini artırıyor.
Devam eden bu zayıflık, Çin merkez bankasının para politikasını gevşetmeye devam edebileceğine işaret ediyor. Piyasalar, önümüzdeki aylarda faiz indirimi veya zorunlu karşılık oranlarında düşüş bekliyor. Ancak regülatörler, emlak sektörüne yönelik teşviklerin sınırlı kalması nedeniyle bu tedbirlerin etkisinin sınırlı olabileceğini düşünüyor. Çin'in büyümesinde öngörülen yüzde 5 hedefine ulaşabilmek için daha kapsamlı politika adımları gerektiği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin ekonomisindeki yavaşlama, Türk dış ticareti açısından karmaşık bir tablo çiziyor. Türkiye'nin Çin'e ihracatı sınırlı olsa da, Çin'den yapılan ithalat büyük bir paya sahip. Çin'de üretimin daralması, ara malı ve ham madde fiyatlarını etkileyerek Türkiye'nin maliyet yapısını dolaylı olarak değiştirebilir. Öte yandan, Çin'in küresel talebindeki zayıflık, Türk ihracatçılarına Avrupa ve ABD pazarlarında daha rekabetçi olma fırsatı sunabilir. Ancak Rusya ve Orta Doğu pazarlarında Çin ile rekabetin artması, Türkiye'nin ihracat stratejilerini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Ayrıca, Çin'in yavaşlaması, küresel büyüme beklentilerini aşağı çekerek Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişen ülkeler için risk oluşturuyor.