Çin, El Nino etkisinin aşırı hava olaylarını şiddetlendirmesiyle birlikte gıda güvenliği risklerinin arttığı bir döneme girdi. Ülkenin en üst siyasi organı olan Çin Komünist Partisi Politbürosu, sel ve kuraklığa karşı “sert” önlemler alınması çağrısında bulundu. Yerel yönetimlere, büyük nehirlerde taşkın kontrollerini güçlendirme, kurtarma kabiliyetlerini iyileştirme ve su kaynaklarının yönetimini artırma talimatı verildi. Bu adım, iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkisini azaltmayı hedefliyor.
Artan sıcaklıklar ve kuraklık tarımı vuruyor
Çin Meteoroloji İdaresi’ne göre, 2024 yılının ilk yarısında ülkenin birçok bölgesinde sıcaklık rekorları kırıldı. Özellikle kuzeydeki tahıl ambarı olarak bilinen Heylongjiang ve Jilin eyaletlerinde uzun süreli kuraklık, mısır ve soya fasulyesi üretimini tehdit ediyor. Güney Çin’de ise şiddetli yağışlar sel felaketlerine yol açarak pirinç tarlalarına zarar veriyor. Tarım Bakanlığı, bu yıl buğday hasadının geçen yıla göre yüzde 5 azalabileceğini tahmin ediyor.
Politbüro’nun açıklamasında, “Gıda güvenliği ulusal güvenliğin temelidir. Aşırı hava olaylarının sıklaştığı bu dönemde, tarımsal üretimin istikrarını sağlamak için tüm kaynaklarımızı seferber edeceğiz” ifadelerine yer verildi. Uzmanlar, Çin’in su kaynaklarının yüzde 80’inin tarımda kullanıldığını, bu nedenle su yönetiminin kritik önem taşıdığını vurguluyor.
Küresel gıda fiyatlarına etkisi
Çin, dünyanın en büyük buğday, pirinç ve mısır üreticisi olmasının yanı sıra, aynı zamanda en büyük ithalatçısı konumunda. Ülkenin tarımsal üretimindeki aksaklıklar, küresel gıda tedarik zincirini doğrudan etkiliyor. Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü’ne göre, Çin’deki olası bir mahsul kıtlığı, küresel gıda fiyatlarını yüzde 10 ila 15 oranında artırabilir. Bu durum, özellikle mısır ve soya fasulyesi ithalatına bağımlı olan ülkeler için risk oluşturuyor.
Çin hükümeti, stratejik tahıl rezervlerini artırma ve tarımsal teknoloji yatırımlarını hızlandırma kararı aldı. Genetiği değiştirilmiş tohumların kullanımını genişletme planları da bulunuyor. Ancak çevre örgütleri, bu tür önlemlerin uzun vadede biyolojik çeşitliliğe zarar verebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’deki gıda güvenliği krizi, Türkiye’yi doğrudan etkilemese de küresel gıda fiyatları üzerinden dolaylı bir etki yaratabilir. Türkiye, buğday ve mısır ithalatında Rusya ve Ukrayna’ya bağımlı olsa da, küresel fiyat artışları enflasyonist baskıyı artırabilir. Ayrıca Çin’in tarımsal teknolojiye yaptığı yatırımlar, Türkiye’nin de benzer alanlarda iş birliği fırsatları sunabilir. İklim değişikliğine uyum konusunda Çin’in deneyimleri, Türkiye için bir model oluşturabilir.