Çin, yenilenebilir enerji kurulumunda dünya rekorları kırarken, elektrik şebekesinin bu hıza ayak uyduramaması nedeniyle büyük miktarda temiz enerjiyi kullanamıyor. Yılın ilk yarısında üretilen ancak şebekeye aktarılamayan rüzgâr ve güneş enerjisi miktarı, Meksika'nın tüm yıllık elektrik tüketimine denk geliyor. Bu durum, Pekin'in 2060 karbon nötr hedefi önünde ciddi bir altyapı engeli olduğunu gösteriyor.
Yenilenebilir Enerjide Liderlik ve Şebeke Darboğazı
Çin, geçen yıl tek başına diğer tüm ülkelerin toplamından daha fazla rüzgâr ve güneş enerjisi kapasitesi kurdu. Ulusal Enerji İdaresi verilerine göre, 2023'te 216 gigavat yeni kapasite devreye alındı; bu, ABD'nin toplam kurulu gücünün neredeyse tamamına denk. Ancak bu baş döndürücü büyüme, elektrik iletim hatlarının ve depolama tesislerinin aynı hızda gelişmemesi nedeniyle giderek artan bir israfı beraberinde getiriyor.
Enerji analiz şirketi Wood Mackenzie'ye göre, 2024'ün ilk yarısında kullanılmayan yenilenebilir enerji miktarı 180 teravatsaatten fazla. Bu, Meksika'nın 2023'teki toplam elektrik tüketimine (yaklaşık 175 TWh) eşit. Çin'in kuzeybatı bölgelerinde yoğunlaşan rüzgâr ve güneş santralleri, üretimi talep merkezlerine taşıyacak yüksek gerilim hatlarının yetersizliği yüzünden sık sık kesintiye uğruyor. Ayrıca, kömür santralleri şebekede öncelikli konumunu koruyor ve yenilenebilir enerjiye ayrılan pay sınırlı kalıyor.
Çin Devlet Şebekesi, 2025'e kadar 500 milyar yuan (yaklaşık 70 milyar dolar) yatırımla ultra yüksek gerilim hatları inşa etmeyi planlıyor. Ancak uzmanlar, mevcut israfın önümüzdeki yıllarda da süreceğini, zira talep artışının yavaşladığını ve depolama teknolojilerinin henüz yeterli olgunluğa ulaşmadığını belirtiyor.
Küresel İklim Hedefleri ve Enerji Piyasaları Üzerindeki Etkisi
Çin'in temiz enerji israfı, küresel iklim mücadelesi açısından çelişkili bir tablo çiziyor. Bir yandan dünyanın en büyük sera gazı yayıcısı, yenilenebilir kapasitede liderliği elde tutarak fosil yakıt bağımlılığını azaltma potansiyeli taşıyor; diğer yandan şebeke verimsizliği, bu potansiyelin önemli bir kısmının boşa gitmesine neden oluyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na göre, Çin'in elektrik üretiminde kömürün payı hâlâ %60'ın üzerinde. İsraf edilen temiz enerji, doğalgaz ve kömürle telafi ediliyor, bu da emisyon hedeflerini tehlikeye atıyor.
Öte yandan, Çin'in yenilenebilir enerji yatırımları küresel tedarik zincirlerini de etkiliyor. Ülke, güneş paneli ve rüzgâr türbini üretiminde dünya pazarının %80'ini elinde tutuyor. Ancak iç piyasada yaşanan darboğazlar, bu ürünlerin fiyatlarını ve ihracat hacimlerini dalgalandırabilir. Avrupa Birliği ve ABD, Çin'e olan bağımlılığı azaltmak için yerli üretimi teşvik ederken, Çin'in enerji israfı dolaylı olarak bu çabaları da şekillendiriyor.
Uzmanlar, Çin'in şebeke reformlarını hızlandırması ve enerji depolama kapasitesini artırması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, yenilenebilir enerjideki liderliği sembolik düzeyde kalabilir ve küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlama hedefi daha da zorlaşır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in yenilenebilir enerji israfı, Türkiye'nin enerji politikaları ve iklim diplomasisi açısından ders niteliğinde. Türkiye, son yıllarda güneş ve rüzgârda ciddi kapasite artışı sağlasa da şebeke altyapısı ve depolama yatırımları henüz yeterli değil. Çin örneği, yenilenebilir üretimin tek başına yeterli olmadığını, iletim ve depolamanın da planlanması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca Türkiye, Çin'den ithal edilen panel ve türbinlerde yaşanabilecek fiyat dalgalanmalarına karşı tedarik çeşitliliğini artırmalı. İklim hedefleri doğrultusunda, yeşil enerjiyi verimli kullanmak, hem ekonomik hem de stratejik bir zorunluluk.