Çin'in en yüksek akademik kurumu olan Çin Bilimler Akademisi (CAS), Pazartesi günü açıkladığı yeni beş yıllık planında yapay zeka ve diğer sınır teknolojilerini merkeze yerleştirdi. Küresel bilim ve teknoloji rekabetinin hız kazandığı bir dönemde duyurulan plan, Pekin'in teknolojik bağımsızlık hedefi doğrultusunda kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Planın Arka Planı ve Detayları
Çin Bilimler Akademisi tarafından hazırlanan ve 2026-2030 dönemini kapsayan plan, yapay zekanın yanı sıra kuantum bilişim, yarı iletken teknolojileri, biyoteknoloji ve uzay bilimleri gibi alanlarda atılım hedefliyor. Plan, Çin'in 2015 yılında açıkladığı 'Made in China 2025' stratejisinin devamı niteliğinde olup, ABD ile yaşanan teknoloji savaşında kendi kendine yeterliliği artırmayı amaçlıyor.
CAS Başkanı Hou Jianguo, planın açıklanmasının ardından yaptığı konuşmada, 'Bilim ve teknolojide bağımsız inovasyon, ulusal güvenliğimizin ve ekonomik kalkınmamızın temel taşıdır' dedi. Hou, önümüzdeki beş yılda temel araştırmalara ayrılan bütçenin yıllık ortalama yüzde 7 oranında artırılacağını duyurdu. Bu, 2025 yılında 3,3 trilyon yuan (yaklaşık 460 milyar dolar) olan Ar-Ge harcamalarının 2030'a kadar önemli ölçüde büyüyeceği anlamına geliyor.
Plan kapsamında ayrıca, ülke genelinde 10'dan fazla yeni yapay zeka araştırma merkezi kurulması, mevcut laboratuvarların altyapısının güçlendirilmesi ve yurt dışındaki Çinli bilim insanlarının geri dönüşünü teşvik edecek programlar başlatılması öngörülüyor. Çin'in 2024 yılında yapay zeka alanında yayımlanan bilimsel makale sayısında dünya lideri olduğu, ancak ticari uygulamada ABD'nin gerisinde kaldığı biliniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in bu hamlesi, ABD'nin Çin'e yönelik çip ihracat kısıtlamalarını sıkılaştırdığı ve Avrupa Birliği'nin de teknoloji egemenliği konusunda adımlar attığı bir döneme denk geliyor. Washington, özellikle gelişmiş yarı iletkenler ve yapay zeka çipleri konusunda Çin'e uyguladığı yaptırımları 2023'ten bu yana artırmış durumda. Çin'in yeni planı, bu kısıtlamalara karşı yerli üretim kapasitesini güçlendirmeyi ve kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Asya-Pasifik bölgesinde ise Japonya, Güney Kore ve Tayvan da benzer şekilde yapay zeka ve yarı iletken yatırımlarını artırıyor. Güney Kore, 2024'te yarı iletken sektörüne 470 milyar dolarlık bir teşvik paketi açıklamıştı. Japonya ise yapay zeka araştırmaları için 2025 bütçesinde rekor bir artış yaptı. Çin'in planı, bölgedeki teknoloji yarışını daha da kızıştıracak gibi görünüyor.
Uzmanlar, Çin'in yapay zeka ve kuantum teknolojilerinde kaydettiği ilerlemenin askeri alana da yansıyabileceğini belirtiyor. CAS'ın planında askeri uygulamalara doğrudan atıf yapılmasa da, geliştirilecek teknolojilerin çift kullanımlı (sivil ve askeri) olma potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor. Bu durum, başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin güvenlik endişelerini artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in yapay zeka ve sınır teknolojilerine yönelik beş yıllık planı, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, son yıllarda yerli yapay zeka girişimlerini ve savunma sanayisindeki teknoloji üretimini artırma çabasında. Çin ile artan ticaret hacmi ve Kuşak-Yol projesi kapsamındaki iş birliği, Ankara'nın teknoloji transferi ve ortak Ar-Ge yatırımları konusunda Pekin ile angajmanını derinleştirebilir. Ancak ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji yaptırımları, Türkiye'nin denge politikasını zorlaştırabilir. Türkiye'nin kendi teknoloji ekosistemini güçlendirmesi, bu rekabette konumunu belirleyecek.