Çin, ekonomik büyümedeki yavaşlama karşısında bankaları ve sigorta şirketlerini desteklemek amacıyla finans sektörüne 54 milyar dolar (40 milyar sterlin) enjekte etmeye hazırlanıyor. Pekin yönetimi, nakit rezervlerinin yenilenmesine yardımcı olurken bankaların ve sigorta şirketlerinin borsadaki yatırımlarını artırmasını istiyor. Bu hamle, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinin Kovid-19 sonrası toparlanmasının beklenenden yavaş seyretmesi ve emlak piyasasındaki sıkıntıların sürmesi nedeniyle atıldı.
Gelişmenin arka planı
Çin hükümeti, ekonomik büyümeyi canlandırmak için bir dizi teşvik önlemi almaya devam ediyor. Son olarak, finansal kurumların sermaye tabanlarını güçlendirmek ve piyasalara likidite sağlamak amacıyla 54 milyar dolarlık bir kaynak aktarımı planlanıyor. Bu kaynağın, bankaların ve sigorta şirketlerinin hisse senedi piyasalarındaki yatırımlarını artırmak için kullanılacağı belirtiliyor. Böylece hem finansal sistemin istikrarı korunacak hem de borsaya yeni bir canlılık getirilmesi hedefleniyor.
Çin ekonomisi, 2023 yılında yüzde 5,2 büyüme kaydetmiş olsa da, bu oran pandemi öncesi dönemdeki çift haneli büyüme rakamlarının oldukça altında. Özellikle emlak sektöründeki borç krizi, tüketici güvenindeki zayıflık ve genç işsizlik oranındaki artış, ekonomik görünümü olumsuz etkiliyor. Hükümet, bu olumsuzlukları gidermek için para ve maliye politikalarını gevşetmeye devam ediyor.
Uzmanlar, bu tür bir enjeksiyonun kısa vadede piyasalarda rahatlama sağlayabileceğini, ancak yapısal sorunları çözmek için daha kapsamlı reformlara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Çin'in finans sektörüne yapacağı müdahale, aynı zamanda küresel piyasalar tarafından da yakından takip ediliyor. Zira Çin, dünya ticaretinde ve finansal akışlarda önemli bir aktör konumunda.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin'in finans sektörüne yönelik bu hamlesi, Asya-Pasifik bölgesindeki diğer ekonomiler üzerinde de etkili olabilir. Bölge ülkeleri, Çin'in ekonomik performansına yüksek derecede bağımlı. Çin'deki yavaşlama, bölgedeki ihracatçı ülkelerin büyüme beklentilerini aşağı yönlü revize etmelerine neden olabilir. Ayrıca, küresel yatırımcıların risk iştahı üzerinde de belirleyici bir faktör.
Öte yandan, Çin'in attığı adım, diğer büyük merkez bankalarının para politikalarıyla da etkileşim içinde. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz oranlarını yüksek tutarken, Çin'in genişletici politikalar izlemesi, küresel sermaye akışlarında dalgalanmalara yol açabilir. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri ve finansal piyasaları üzerinde baskı oluşturabilir.
Çin'in hamlesi, aynı zamanda küresel ticaret dengeleri açısından da önem taşıyor. Çin, dünyanın en büyük mal ihracatçısı ve birçok ülkenin en büyük ticaret ortağı. Çin ekonomisindeki bir canlanma, küresel talebi artırarak diğer ülkelerin ihracatını olumlu etkileyebilir. Ancak, aksi bir durumda, küresel büyüme yavaşlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in finans sektörüne yönelik teşvik paketi, doğrudan Türkiye'yi hedeflemese de, küresel ekonomiyle entegre olan Türkiye için dolaylı etkileri olabilir. Çin, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri. Çin ekonomisindeki bir canlanma, Türkiye'nin ihracatını artırabilir. Ayrıca, küresel likidite bolluğu, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere sermaye girişini teşvik edebilir. Ancak, Çin'deki yavaşlama devam ederse, bu durum küresel büyümeyi olumsuz etkileyerek Türkiye'nin ekonomik hedeflerini zorlaştırabilir. Türkiye, ekonomik ilişkilerini çeşitlendirerek bu tür dış şoklara karşı dayanıklılığını artırmalı.