Çin ve Cibuti, Kızıldeniz'de tüm ülkelerin seyahat özgürlüğünden yararlanması gerektiğini ortak bir açıklamayla vurguladı. Çin devlet medyasına göre, iki ülke bölgesel gerilimlerin Kızıldeniz'e daha fazla yayılmasını istemiyor. Açıklama, Çin Başbakanı Li Qiang'ın Cibuti Devlet Başkanı Ismail Omar Guelleh ile yaptığı görüşmenin ardından geldi. Görüşmede, deniz ticaret yollarının güvenliği ve bölgesel istikrar konuları ele alındı.
Gelişmenin Arka Planı
Çin ve Cibuti arasındaki ilişkiler son yıllarda önemli ölçüde güçlendi. Cibuti, Çin'in Afrika'daki en yakın ortaklarından biri ve ülkede Çin'in ilk denizaşırı askeri üssü bulunuyor. 2017'de açılan bu üs, Çin'in Hint Okyanusu ve Kızıldeniz'deki askeri varlığını simgeliyor. Ayrıca Cibuti, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında stratejik bir liman ve lojistik merkezi olarak öne çıkıyor. Ülke, Bab el-Mendeb Boğazı'na yakın konumuyla Kızıldeniz'den geçen deniz trafiği için kritik öneme sahip.
Son dönemde Kızıldeniz'de artan gerilim, küresel deniz ticaretini olumsuz etkiliyor. Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları, birçok ülkenin deniz taşımacılığını riske atmasına neden oldu. Çin ve Cibuti'nin açıklaması, bu gerilimin daha geniş bir bölgeye yayılmasını önleme çabası olarak yorumlanıyor. Çin, bölgede istikrarın korunmasını ve deniz yollarının açık kalmasını istiyor; zira Çin'in Avrupa ve Orta Doğu ile ticaretinin büyük kısmı bu güzergâhtan geçiyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Kızıldeniz'de barış ve istikrarın korunması tüm ülkelerin ortak çıkarınadır. Çin, bölgesel gerilimlerin azaltılması için diplomatik çabalarını sürdürecektir" dedi. Cibuti tarafı ise, ülkesinin deniz güvenliğine verdiği önemi yineleyerek, uluslararası toplumu işbirliğine çağırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kızıldeniz, küresel ticaretin yaklaşık %12'sinin geçtiği bir su yolu. Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa ve Asya arasındaki deniz trafiği, son aylarda Husilerin saldırıları nedeniyle ciddi kesintiler yaşadı. Birçok gemi rotasını Ümit Burnu'na çevirmek zorunda kaldı, bu da nakliye maliyetlerini ve sürelerini artırdı. Çin ve Cibuti'nin açıklaması, bu sorunun çözümüne yönelik diplomatik bir adım olarak görülüyor.
Çin'in bölgedeki artan etkinliği, ABD ve diğer Batılı ülkeler tarafından dikkatle izleniyor. Çin, Cibuti'deki üssü ve liman yatırımlarıyla Kızıldeniz'de kalıcı bir varlık gösteriyor. Ancak Çin, askeri çözümler yerine diyalog ve işbirliğini vurguluyor. Uzmanlar, Çin'in bölgede arabuluculuk rolü üstlenmeye çalıştığını belirtiyor. Cibuti ise, hem Çin hem de Batılı ülkelerle iyi ilişkiler geliştirerek stratejik konumunu güçlendirmeye çalışıyor.
Bu ortak açıklama, Çin'in Afrika Boynuzu'ndaki diplomatik girişimlerinin bir parçası. Geçtiğimiz yıl Çin, bölgede barış ve güvenlik konulu bir forum düzenlemişti. Cibuti ile yapılan bu son açıklama, Çin'in deniz yollarının güvenliği konusundaki hassasiyetini gösteriyor. Ayrıca, Çin'in bölgesel aktörlerle işbirliği yaparak etkisini artırma stratejisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kızıldeniz'deki gerilim, Türkiye'nin dış ticaret ve enerji güvenliği açısından doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin Asya ve Orta Doğu ile ticaretinin önemli bir kısmı bu deniz yolu üzerinden gerçekleşiyor. Ayrıca Türkiye, bölgede artan Çin etkinliğini dengelerken, Cibuti gibi stratejik ortaklarla ilişkilerini geliştirme fırsatı bulabilir. Türk dış politikası, deniz ticaret yollarının açık kalmasını ve bölgesel istikrarı önceliyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki diplomatik ve ekonomik angajmanını gözden geçirmesine yol açabilir.