Çin Avrupa Uluslararası İşletme Okulu'nda ekonomi profesörü olan Lan Xiaohuan, Çin'in tüketimi artırmak için devlet yönlendirmesi ile piyasa güçleri arasında hassas bir denge kurması gerektiğini belirtti. Lan'ın "How China Works: An Introduction to China’s State-led Economic Development" adlı kitabı Çin'de milyonlarca kopya sattı ve birçok dile çevrildi. Ekonomist, Çin ekonomisinin karşı karşıya olduğu gerçekleri ve tüketimi canlandırma stratejilerini değerlendirdi.
Devlet yönlendirmeli kalkınmanın mimarı
Lan Xiaohuan, Çin'in ekonomik modelini derinlemesine inceleyen bir akademisyen olarak, ülkenin büyüme mucizesinin arkasında devletin stratejik yönlendirmesinin yattığını savunuyor. Kitabında, Çin'in altyapı yatırımları, sanayi politikaları ve devlet destekli girişimlerle nasıl hızlı bir kalkınma sağladığını anlatıyor. Ancak Lan, bu modelin artık yeni zorluklarla karşı karşıya olduğunu kabul ediyor: Yatırım odaklı büyüme, hanehalkı tüketimini yeterince teşvik edemiyor ve ekonomik yeniden dengelenme ihtiyacı giderek artıyor.
Çin'in GSYİH'sinin yaklaşık %40'ı yatırımlardan oluşurken, özel tüketimin payı %38 civarında. Bu oran, gelişmiş ekonomilerdeki %60-70 seviyelerinin oldukça altında. Lan, bu dengesizliğin uzun vadeli büyüme için risk oluşturduğunu vurguluyor. Tüketimi artırmak için ise sadece teşvik paketlerinin yeterli olmayacağını, yapısal reformların şart olduğunu belirtiyor.
Denge arayışı: Devlet mi, piyasa mı?
Lan Xiaohuan'a göre, Çin hükümeti tüketimi canlandırmak için bir yandan sosyal güvenlik ağını genişletmeli, diğer yandan özel sektöre daha fazla alan açmalı. Ancak burada kritik bir ikilem var: Devlet kontrolünü gevşetmek, ekonomik istikrarı tehlikeye atabilir; aşırı müdahale ise piyasa dinamizmini öldürebilir. Lan, "Çin'in tüketim patikası, devletin elindeki araçları ne kadar etkin kullandığına bağlı" diyor.
Örneğin, emeklilik ve sağlık sigortası sistemlerinin güçlendirilmesi, hanelerin tasarruf oranını düşürüp tüketimi artırabilir. Ayrıca, kentsel hanehalkı kayıt sistemi (hukou) reformu, kırsal nüfusun şehirlerde daha fazla harcama yapmasını sağlayabilir. Lan, bu tür reformların kısa vadede maliyetli olsa da uzun vadede sürdürülebilir büyüme için elzem olduğunu savunuyor.
Ancak Lan, Batı'nın Çin'e yönelik eleştirilerine de mesafeli. "Çin modeli, kendine özgü koşullarda ortaya çıktı ve salt piyasa çözümleri her zaman işe yaramaz" diyor. Ona göre, Çin'in tüketim açığını kapatmak için ne tamamen serbest piyasa ne de katı devlet kontrolü tek başına yeterli; hibrit bir yaklaşım gerekiyor.
Küresel yankılar ve Asya ekonomileri
Çin'in tüketim stratejisi, sadece kendi ekonomisi için değil, küresel ticaret ve yatırım akışları için de belirleyici. Çin, dünyanın en büyük mal ithalatçılarından biri ve tüketimdeki her canlanma, başta Asya-Pasifik ülkeleri olmak üzere küresel tedarik zincirlerini olumlu etkiler. Öte yandan, Çin'in iç talebe yönelmesi, ihracat odaklı büyüme modelinden vazgeçmesi anlamına gelmiyor; aksine, dengeli bir büyüme için her iki motoru da çalıştırması gerekiyor.
Lan Xiaohuan'ın görüşleri, Çin'in ekonomik politikasında yaşanan dönüşümü yansıtıyor. Son yıllarda Pekin, "ortak refah" ve "iç döngü" gibi kavramlarla tüketimi teşvik etmeye çalışıyor. Ancak COVID-19 sonrası toparlanma beklentilerin altında kaldı ve genç işsizliği gibi sorunlar tüketim iştahını baskılıyor. Lan, bu sorunların çözümü için devletin aktif rol alması gerektiğini, ancak bunu yaparken piyasa sinyallerini de dikkate alması gerektiğini söylüyor.
Uluslararası yatırımcılar, Çin'in tüketim reformlarını yakından izliyor. Başarılı bir denge kurulursa, Çin ekonomisi daha istikrarlı bir büyüme patikasına girebilir ve küresel ekonomiye katkısı artabilir. Ancak aşırı devlet müdahalesi veya reformların gecikmesi, deflasyonist baskıları derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in tüketim odaklı büyüme arayışı, Türkiye gibi ihracat pazarlarını çeşitlendirmek isteyen ülkeler için fırsatlar sunuyor. Çin'in ithalat talebinin artması, Türk tarım ürünleri, tekstil ve makine sektörleri için yeni kapılar açabilir. Öte yandan, Çin'in devlet yönlendirmeli modeli, Türkiye'nin piyasa ekonomisiyle uyumlu olmayabilir; ancak iki ülke arasındaki ticaret hacmi son yıllarda artıyor. Türkiye, Çin'in iç pazarındaki değişimi izleyerek ihracat stratejisini buna göre ayarlamalı. Ayrıca, Çin'in tüketimdeki canlanması, küresel emtia fiyatları üzerinden Türkiye'nin enerji ithalat maliyetlerini de etkileyebilir.