Çin'in, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında yapılacak kritik liderler zirvesinden sadece günler önce ABD'den ek soya fasulyesi satın aldığı bildirildi. Bu gelişme, Pekin'in Amerikan tarım ürünleri alımlarını artırma yönündeki taahhüdüne doğru atılan yeni bir adım olarak yorumlanıyor. Söz konusu alım, iki ülke arasındaki ticaret müzakerelerinde olumlu bir ivmenin işareti olarak değerlendiriliyor.
Alımların Arka Planı ve Ticaret Savaşının Seyri
ABD ile Çin arasında 2018 yılında başlayan ve küresel ekonomiyi sarsan ticaret savaşı, tarım ürünlerini merkezine almıştı. Washington, Pekin'in fikri mülkiyet hakları ihlalleri ve zorunlu teknoloji transferi gibi uygulamalarına karşılık olarak milyarlarca dolarlık Çin menşeli ürüne ek gümrük vergisi getirmişti. Buna karşılık Çin de ABD'nin tarım ürünlerine, özellikle soya fasulyesine yönelik vergileri artırarak karşılık vermişti. Bu durum, ABD'li çiftçileri zor durumda bırakırken, Çin'in soya fasulyesi ithalatını Brezilya gibi alternatif kaynaklara yönlendirmesine neden olmuştu.
Ancak 2020 yılında imzalanan Birinci Aşama Ticaret Anlaşması ile taraflar arasında kısmi bir yumuşama sağlandı. Bu anlaşma kapsamında Çin, 2020 ve 2021 yıllarında ABD'den belirli miktarlarda tarım ürünü, enerji ve imalat ürünü satın almayı taahhüt etmişti. Ancak Kovid-19 salgınının yarattığı ekonomik şok ve küresel tedarik zinciri sorunları nedeniyle bu hedeflerin tam olarak tutturulamadığı biliniyor. Yine de son dönemde Çin'in ABD'den yaptığı soya fasulyesi alımları, anlaşmanın ruhuna uygun olarak yeniden artış eğilimine girdi.
Uzmanlar, Çin'in bu alımları bir iyi niyet göstergesi olarak kullandığını ve yaklaşan liderler zirvesi öncesinde olumlu bir atmosfer yaratmayı amaçladığını belirtiyor. Özellikle ABD'nin önemli tarım eyaletlerinde soya fasulyesi üreticileri, Çin'in alımlarını yakından takip ediyor. Zira bu alımlar, hem çiftçilerin gelirleri hem de Trump yönetiminin siyasi desteği açısından kritik önem taşıyor.
Küresel Piyasalar ve Jeopolitik Denge
Çin'in soya fasulyesi alımları, küresel emtia piyasalarında da dalgalanmalara yol açabiliyor. Zira Çin, dünyanın en büyük soya fasulyesi ithalatçısı konumunda. ABD ise en büyük üreticilerden biri. Dolayısıyla bu iki ülke arasındaki ticaret akışı, Chicago Borsası'ndaki vadeli işlem fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Son alımların ardından soya fasulyesi fiyatlarında kısa vadeli bir yükseliş görüldü. Ancak piyasa oyuncuları, kalıcı bir iyileşme için daha fazla somut adım bekliyor.
Öte yandan, ABD-Çin ilişkileri sadece ticaretle sınırlı değil. Tayvan, Güney Çin Denizi, teknoloji yarışı ve insan hakları gibi konularda da taraflar arasında derin anlaşmazlıklar bulunuyor. Bu nedenle soya fasulyesi alımları, ilişkilerin genel seyrini tek başına belirlemese de önemli bir barometre işlevi görüyor. Zirvede tarım alımlarının yanı sıra yarı iletken kısıtlamaları, yaptırımlar ve Kuzey Kore gibi bölgesel güvenlik konularının da ele alınması bekleniyor.
Çin'in alımları, aynı zamanda Brezilya gibi rakip tedarikçiler açısından da bir risk faktörü. Zira Çin'in ABD'ye yönelmesi, Brezilya'nın pazar payını azaltabilir. Ancak Brezilya, fiyat avantajı ve lojistik yakınlık nedeniyle hâlâ önemli bir tedarikçi olmayı sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile Çin arasındaki ticaret ilişkilerindeki bu yumuşama, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmasa da küresel ekonomi ve jeopolitik denge açısından dolaylı etkileri bulunuyor. Türkiye, tarım ürünleri ihracatçısı bir ülke olarak, küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilenebilir. Ayrıca, ABD-Çin arasındaki gerilimin azalması, küresel ticaretin canlanmasına katkı sağlayarak Türkiye'nin ihracat pazarlarını olumlu yönde etkileyebilir. Öte yandan, Türkiye'nin ABD ile olan ticari ilişkileri ve olası bir yumuşama, Türk ekonomisi için de fırsatlar yaratabilir. Ancak, küresel tedarik zincirlerindeki değişimlerin yakından izlenmesi gerekiyor.