Çin’in kuzeybatısındaki Gansu eyaletinde geçen hafta meydana gelen ani sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı artıyor. Ülkenin geniş bölgeleri, şiddetli yağışlar ve taşan nehirlerin etkisiyle mücadele ederken, yetkililer arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini açıkladı. Devlet ajansı Xinhua’nın Pazar günü aktardığına göre, Gansu’nun Weiyuan ilçesinde ölü sayısı 24’e yükseldi. Sel suları, yolları ve köprüleri kullanılamaz hale getirirken, tarım arazileri de büyük zarar gördü. Binlerce kişi tahliye edildi, bazı bölgelerde elektrik ve iletişim kesintileri sürüyor.
Gelişmenin arka planı
Gansu eyaleti, Çin’in kurak ve dağlık bölgelerinden biri olmasına rağmen, özellikle yaz aylarında ani ve şiddetli yağışlara maruz kalabiliyor. Bu tür ani seller, genellikle kısa sürede büyük miktarda suyun dar vadilerden akmasıyla oluşuyor ve altyapıya ciddi zarar veriyor. Weiyuan ilçesinde etkili olan sellerde, ilk belirlemelere göre 24 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi hâlâ kayıp. Arama kurtarma ekipleri, enkaz altında kalanları kurtarmak için çalışmalarını sürdürürken, bölgede geçici barınma merkezleri kuruldu.
Çin genelinde ise bu yaz, olağanüstü hava olaylarıyla geçiyor. Ülkenin güney ve orta kesimlerinde şiddetli yağışlar, nehirlerin taşmasına ve şehirlerde su baskınlarına yol açtı. Pekin başta olmak üzere birçok büyükşehirde, geçtiğimiz haftalarda rekor düzeyde yağış kaydedildi. Çin Meteoroloji İdaresi, birçok bölge için kırmızı ve turuncu alarmlar vermeye devam ediyor. Bu durum, iklim değişikliğinin etkisiyle daha sık ve şiddetli hale gelen aşırı hava olaylarına karşı ülkenin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Öte yandan, barajların ve setlerin güvenliği de gündemde. Artan su seviyeleri, özellikle eski ve bakımsız altyapının bulunduğu bölgelerde risk oluşturuyor. Yerel yönetimler, olası baraj taşmalarını önlemek için su tahliye işlemleri yaparken, aşağı havzalardaki yerleşim yerleri de tahliye ediliyor. Uzmanlar, bu tür doğal afetlerin ekonomiye maliyetinin yanı sıra, özellikle kırsal kesimdeki yoksul haneler üzerinde uzun vadeli sosyal etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin, dünyanın en kalabalık ülkesi ve ikinci büyük ekonomisi konumunda. Bu tür doğal afetler, yalnızca ülke içindeki yaşamı ve ekonomik faaliyetleri etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda küresel tedarik zincirleri üzerinde de dalgalanma etkileri yaratabiliyor. Sellere bağlı olarak ulaşım kanallarının kesintiye uğraması, fabrika üretimini ve tarımsal verimliliği olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle teknoloji ve otomotiv sektörlerinde Çin’e bağımlı olan ülkeler, bu tür afetlerin üretimde aksamalara yol açabileceğini yakından izliyor.
İklim değişikliği, Asya kıtasında sel ve kuraklık gibi aşırı hava olaylarının sıklığını artırırken, ülkelerin afetlere karşı hazırlık düzeyini de test ediyor. Çin’in bu duruma karşı atacağı adımlar, bölgedeki diğer ülkeler için de örnek teşkil ediyor. Ayrıca, sellerin yaygınlığı, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Çin’in, Paris İklim Anlaşması kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmesi ve yeşil enerji yatırımlarına hız vermesi bekleniyor. Ancak, kısa vadede bu tür felaketlere karşı dayanıklılığın artırılması için altyapı harcamalarının da bütçelerde öncelikli olması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’deki sel felaketinin Türkiye ile doğrudan siyasi bir bağı bulunmamakla birlikte, küresel iklim değişikliğinin etkileri açısından önemli bir hatırlatıcıdır. Türkiye de son yıllarda sel, orman yangını ve kuraklık gibi iklim kaynaklı afetlerle mücadele ediyor. Bu durum, afet yönetimi ve önleyici altyapı yatırımlarının önemini vurguluyor. Ayrıca, Çin’in üretim merkezi olarak yaşadığı aksaklıklar, Türkiye’nin ithalat ve ihracat tedarik zincirlerinde kısa süreli dalgalanmalara neden olabilir. Bu nedenle Türkiye’nin, iklim değişikliğine uyum politikalarını güçlendirmesi ve tedarik zinciri çeşitliliğini artırması stratejik bir gereklilik olarak öne çıkıyor.