Londra Metal Borsası'nda (LME) bakır vadeli işlemleri, Çin'de açıklanan sanayi kârları verisinin büyüme hızının yavaşlaması ve hafta boyu sürecek tatil öncesi yatırımcıların pozisyonlarını azaltmasıyla değer kaybetti. Üç ay vadeli bakır, ton başına 9.800 doların altına inerek son bir haftanın en düşük seviyesini gördü. Alüminyum, çinko ve nikel de benzer şekilde geriledi. Piyasa oyuncuları, Çin'in sanayi kârlarındaki yavaşlamayı, ülkenin emtia talebinde kalıcı bir düşüş sinyali olarak yorumluyor. Çin Ulusal İstatistik Bürosu'nun açıkladığı verilere göre, Mayıs ayında sanayi kârları yıllık bazda %3,4 artış gösterdi; bu oran Nisan ayındaki %4,3'lük artışın altında kaldı. Veri, imalat sektöründeki toparlanmanın kırılgan olduğunu gösteriyor.
Sanayi Kârlarındaki Yavaşlama ve Emtia Talebi
Çin, küresel bakır talebinin yarısından fazlasını oluşturuyor. Bu nedenle ülkenin sanayi faaliyetlerindeki her dalgalanma, bakır fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Mayıs ayında sanayi kârlarının beklentilerin altında artması, başta inşaat ve imalat olmak üzere bakır yoğun sektörlerde talebin zayıflayabileceği endişesini beraberinde getirdi. Çin'de gayrimenkul sektöründeki uzun süreli kriz, yeni konut projelerinin azalmasına ve dolayısıyla bakır boru, kablo ve levha talebinin düşmesine yol açıyor. Öte yandan, yeşil enerji yatırımları ve elektrikli araç üretimi bakır talebini kısmen desteklese de, bu alandaki büyüme hızı da yavaşlamış durumda. Çin hükümetinin teşvik paketleri henüz sanayi kârlarına yansımış değil.
Yaklaşan hafta boyu tatil (Dragon Boat Festivali) öncesinde yatırımcıların risk iştahının azalması, satış baskısını artırdı. Tatil süresince piyasalar kapalı olacağı için trader'lar pozisyonlarını kapatmayı tercih etti. Ayrıca, Şanghay Vadeli İşlemler Borsası'nda bakır stoklarının son haftalarda arttığı gözlemleniyor; bu da arzın talebe göre fazla olduğu algısını güçlendiriyor. LME stokları ise tarihsel olarak düşük seviyelerde seyrediyor, ancak Çin'deki stok artışı küresel dengeyi değiştirebilir.
Küresel Emtia Piyasaları ve Jeopolitik Riskler
Bakır fiyatlarındaki düşüş yalnızca Çin kaynaklı değil. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerini erteleme olasılığı, doları güçlendirerek dolar cinsinden emtia fiyatlarını baskılıyor. Fed'in enflasyonla mücadelesinde henüz istediği noktaya ulaşamaması, piyasalarda "daha uzun süre yüksek faiz" beklentisini canlı tutuyor. Öte yandan, Şili ve Peru'daki madencilik arzındaki aksamalar fiyatları zaman zaman yukarı çekse de, talepteki yavaşlama bu etkiyi sınırlıyor. Çin'in yanı sıra Avrupa'da da imalat PMI verileri zayıf seyrediyor; Almanya'da sanayi üretimi daralıyor. Bu tablo, bakır için küresel talebin kısa vadede toparlanmasının zor olduğunu gösteriyor.
Analistler, Çin'in ikinci çeyrek büyüme verilerinin ve temmuz ayındaki Politbüro toplantısının piyasa yönü için kritik olduğunu belirtiyor. Hükümetin ek teşvik açıklaması durumunda bakır fiyatlarında tepki alımları görülebilir. Ancak şu an için piyasa, arz fazlası ve talep belirsizliği arasında sıkışmış durumda. Bakır, küresel ekonomik sağlığın öncü göstergesi olarak kabul edilir; bu nedenle fiyattaki düşüş, dünya ekonomisinin beklenenden yavaş büyüyeceği sinyalini veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bakır ithalatına bağımlı bir ülke olarak küresel fiyat dalgalanmalarından doğrudan etkileniyor. Bakır fiyatlarındaki düşüş, kısa vadede sanayi girdi maliyetlerini hafifleterek kablo, elektronik ve inşaat sektörlerine olumlu yansıyabilir. Ancak Çin ekonomisindeki yavaşlama, Türkiye'nin ihracat pazarlarını da dolaylı yoldan etkiliyor: Çin'in daha az emtia ithal etmesi, küresel büyümeyi yavaşlatarak Türkiye'nin AB ve Orta Doğu'ya olan ihracatını düşürebilir. Ayrıca, doların güçlü seyri ve Fed'in faiz politikası, TL üzerindeki baskıyı artırarak enerji ve emtia ithalat maliyetlerini yukarı çekebilir. Türkiye'nin madencilik sektörü ise bakır fiyatlarındaki düşüşten olumsuz etkilenebilir; yerli üreticiler için kârlılık azalabilir. Bu nedenle Ankara'nın hem girdi maliyetlerindeki düşüşü hem de ihracat pazarlarındaki riskleri dikkate alarak dengeli bir ekonomik strateji izlemesi gerekiyor.