ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü Peru'da temaslarda bulunarak başkent Lima'nın kuzeyindeki stratejik Chancay mega limanı çevresinde Pekin'in genişleyen etkisini dengelemeye çalıştı. Rubio'nun bu ziyareti, Çin'in Lima Büyükelçiliği'nden sert bir yanıt aldı. Büyükelçilik, Çin'in Peru'daki yatırımlarını savunurken Washington'ın katı vize kurallarını da hedef aldı. Gelişme, Latin Amerika'da ABD ile Çin arasındaki nüfuz mücadelesinin yeni bir aşamaya ulaştığını gösteriyor.
Rubio'nun Lima temasları ve Chancay limanının önemi
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Peru Devlet Başkanı ile bir araya gelerek ikili ilişkileri ve bölgesel konuları ele aldı. Görüşmelerin merkezinde, Çinli şirket Cosco Shipping'in işlettiği Chancay Limanı yer aldı. Pasifik kıyısındaki bu dev liman, Asya ile Güney Amerika arasındaki ticaret yollarını yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Lima'nın yaklaşık 80 kilometre kuzeyinde konumlanan tesis, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki en önemli Latin Amerika yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor. Limanın tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle birlikte Peru'nun Çin'e ihracatında lojistik maliyetlerin önemli ölçüde düşmesi bekleniyor.
Washington, Chancay'ı yalnızca ekonomik bir yatırım olarak görmüyor. ABD'li yetkililer, limanın askeri amaçlarla da kullanılabileceği endişesini dile getiriyor. Rubio'nun ziyareti, bu endişelerin doğrudan Peru hükümetine iletilmesi açısından kritik bir adım olarak yorumlanıyor. ABD, bölgedeÇin'e alternatif yatırım ve altyapı projeleri sunma arayışını sürdürüyor.
Çin'den Lima'dan gelen yanıt: Yatırımlar savunuldu, vize politikası eleştirildi
Çin'in Lima Büyükelçiliği, Rubio'nun ziyaretinin ardından yaptığı yazılı açıklamada, Peru'daki yatırımlarının karşılıklı saygı ve eşitlik ilkelerine dayandığını vurguladı. Büyükelçilik, Chancay projesinin Peru'nun ekonomik kalkınmasına somut katkı sağladığını ve binlerce istihdam yarattığını belirtti. Açıklamada, "Komünist Parti destekli projeler" ifadesinin yanıltıcı olduğu savunuldu; bu tür nitelendirmelerin ticari yatırımları siyasallaştırdığı ifade edildi.
Büyükelçilik ayrıca, Washington'ın katı vize kurallarını sert biçimde eleştirdi. Çinli diplomatik kaynaklar, ABD'nin belirli ülke vatandaşlarına yönelik vize kısıtlamalarının uluslararası iş birliğini zedelediğini ve serbest ticarete aykırı olduğunu dile getirdi. Bu eleştiri, ABD'nin Latin Amerika'da artan Çin etkisini sınırlamak için vize politikasını bir araç olarak kullanabileceği yönündeki yorumlarla örtüşüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Latin Amerika'da yeni nüfuz mücadelesi
Chancay Limanı, yalnızca Peru-Çin ilişkileri açısından değil, tüm Latin Amerika'nın ticaret güzergâhları bakımından stratejik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Liman, Brezilya'nın batı eyaletlerinden ve Bolivya'dan gelen tarım ürünlerinin Asya pazarına daha hızlı ulaşmasını sağlayacak. Bu durum, ABD'nin bölgedeki ekonomik etkisini zayıflatabilir.
Öte yandan, ABD yönetimi Latin Amerika'da altyapı yatırımlarını artırma ve özel sektörü teşvik etme yönünde adımlar atıyor. Ancak Pekin'in sunduğu finansman modelleri, birçok bölge ülkesi için daha cazip görünüyor. Çin, son yirmi yılda Latin Amerika'da hızla genişleyerek bölgenin en büyük ticaret ortaklarından biri hâline geldi. Bu durum, ABD'nin "arka bahçe" olarak gördüğü bölgede geleneksel etkisini sorgulamasına yol açıyor.
Rubio'nun ziyareti, aynı zamanda ABD'nin Çin karşıtı söylemini Latin Amerika'da daha görünür kılma çabası olarak okunuyor. Ancak Peru gibi ülkeler, hem ABD hem de Çin ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor. Lima yönetimi, Chancay projesinin ekonomik faydalarını öncelerken Washington'ın güvenlik endişelerini de göz ardı etmek istemiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin rekabetinin Latin Amerika'ya taşınması, Türkiye'nin küresel ticaret dengeleri açısından yakından izlemesi gereken bir gelişme. Chancay Limanı, Pasifik'te yeni bir lojistik koridor oluşturarak Asya-Avrupa hattındaki taşımacılık maliyetlerini ve güzergâhlarını etkileyebilir. Türkiye'nin Kuşak ve Yol projesindeki konumu ve Çin ile artan ticaret hacmi düşünüldüğünde, Ankara'nın bu tür altyapı yatırımlarına yönelik tutumu önem kazanıyor. Ayrıca ABD'nin vize kısıtlamaları ve yaptırım araçlarını genişletmesi, Türkiye gibi çok yönlü dış politika izleyen ülkeler için risk ve fırsatları birlikte barındırıyor. Bölgesel dengelerdeki bu kayma, Türk dış politikasının çok kutuplu stratejisini güçlendirebilir.