Alliance Futures Initiative (AFI) tarafından yayımlanan bir rapora göre, Çin'in Pasifik adaları bölgesinde 15. Beş Yıllık Planı'nı (2026-2030) tanıtmak amacıyla hedefli bir kampanya yürüttüğü değerlendiriliyor. Raporda, Pekin'in bölgedeki diplomatik kanallar, kalkınma yardımları ve medya ağları üzerinden planın önceliklerini yerel yönetimlere ve kamuoyuna aktardığı belgeleniyor. AFI, bu faaliyetlerin sistematik bir kamu diplomasisi stratejisinin parçası olduğunu savunuyor.
Beş Yıllık Plan ve Pasifik Stratejisi
Çin'in 15. Beş Yıllık Planı, ekonomik kalkınma, yeşil enerji, dijital altyapı ve deniz işbirliği gibi başlıkları içeriyor. AFI raporuna göre, Çinli yetkililer Pasifik ülkelerine bu plan çerçevesinde işbirliği teklifleri sunarken, aynı zamanda bölgesel örgütler nezdinde planın hedeflerini anlatan toplantılar düzenledi. Özellikle Fiji, Papua Yeni Gine, Samoa ve Solomon Adaları gibi ülkelerde bu faaliyetlerin yoğunlaştığı ifade ediliyor.
Rapor, Çin'in bölgedeki etkisini artırmak için ekonomik teşviklerin yanı sıra eğitim ve kültürel değişim programlarını da kullandığını ortaya koyuyor. AFI'ye göre, bu kampanya yalnızca resmi kanallarla sınırlı kalmayıp, düşünce kuruluşları ve dostane medya kuruluşları aracılığıyla da yürütüldü. Ancak raporda, kampanyanın ne ölçüde başarılı olduğuna dair kesin veriler sunulmuyor; bazı Pasifik ülkelerinin Çin'in artan varlığından duyduğu rahatsızlık da belirtiliyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili doğrudan bir açıklama yapmadı. Ancak Pekin, geçmişte Pasifik'teki faaliyetlerinin karşılıklı yarar temelinde ve ülkelerin egemenliğine saygı çerçevesinde yürütüldüğünü savunmuştu. Bölgedeki bazı analistler, Çin'in Beş Yıllık Plan tanıtımının aslında uzun süredir devam eden bir stratejinin parçası olduğunu, AFI raporunun ise bu stratejiyi belgelendirdiğini düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Pasifik adaları, ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabette kritik bir konumda bulunuyor. Çin'in bölgedeki ekonomik ve diplomatik etkisini artırması, Batı başkentlerinde endişeyle karşılanıyor. AFI raporu, Çin'in Beş Yıllık Planı'nı bir araç olarak kullanarak bölgesel düzeni kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye çalıştığını öne sürüyor. Bu durum, ABD'nin Hint-Pasifik stratejisi ve Avustralya'nın bölgedeki girişimleriyle doğrudan rekabet anlamına geliyor.
Uzmanlar, Çin'in Pasifik'teki kamu diplomasisi faaliyetlerinin uzun vadede bölge ülkelerinin dış politika tercihlerini etkileyebileceğini belirtiyor. Özellikle altyapı yatırımları ve borç diplomasisi, bazı ada ülkelerini ekonomik bağımlılığa itebilir. Ancak aynı zamanda, Pasifik ülkeleri de kendi egemenliklerini korumak için çok yönlü bir denge politikası izlemeye çalışıyor. Son yıllarda Solomon Adaları'nın Çin ile güvenlik anlaşması imzalaması, bölgede tansiyonu yükseltmişti.
AFI raporu, Çin'in Beş Yıllık Planı'nı tanıtırken yerel dillerde yayınlar hazırladığını ve spor, sağlık gibi alanlarda görünür projeler yürüttüğünü de ekliyor. Bu tür faaliyetler, Çin'in bölgede olumlu bir imaj oluşturma çabasının parçası olarak yorumlanıyor. Raporda ayrıca, Tayvan'ın Pasifik'teki müttefiklerini kaybetmesinin Çin'in bu kampanyasını kolaylaştırdığına dikkat çekiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Pasifik'te artan etkisi, küresel güç dengelerini değiştirerek Türkiye'nin stratejik hesaplarını da dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, son yıllarda Asya-Pasifik bölgesine yönelik açılım politikası izliyor; Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirmeye öncelik veriyor. Ancak Pekin'in Pasifik'te yürüttüğü iddia edilen kampanya, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu ve NATO müttefikleriyle ilişkilerini dengelemesi gereken bir ortam yaratıyor. Ayrıca, Çin'in kamu diplomasisi yöntemleri, Türkiye'nin kendi bölgesel etki stratejileri için bir model veya uyarı olabilir. Türkiye, benzer yöntemlerle Orta Asya ve Afrika'da etkinliğini artırmaya çalışırken, Çin'in deneyimlerinden çıkarımlar yapabilir.