Çin devlet medyası, Hindistan'ın Arunaçal Pradeş eyaletinde 27 yeri resmen adlandırmasına sert tepki gösterdi. Pekin yönetimine yakın gazeteler, Yeni Delhi'nin bu adımının iki ülke arasındaki sınır anlaşmazlığını daha geniş bir çatışmaya dönüştürme riski taşıdığını ve son dönemde ivme kazanan ikili ilişkileri olumsuz etkileyebileceğini yazdı. Hindistan hükümeti, geçtiğimiz hafta Arunaçal Pradeş'teki bazı coğrafi bölgelere resmi adlar verdiğini duyurmuştu. Çin ise bu bölgeyi "Güney Tibet" olarak adlandırıyor ve egemenlik iddiasında bulunuyor. İki ülke arasındaki sınır ihtilafı, 1962'deki kısa savaşın ardından çözüme kavuşturulamadı. Uzmanlar, bu tür hamlelerin tansiyonu yükseltebileceği konusunda uyarıyor.
Gelişmenin arka planı
Hindistan İçişleri Bakanlığı, Arunaçal Pradeş'teki 27 coğrafi noktanın resmi adlarını belirleyen bir kararname yayımladı. Kararnamede, bu yerlerin tarihi ve kültürel önemine vurgu yapılarak, bölgenin Hindistan'ın ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi. Ancak Çin yönetimi, Arunaçal Pradeş'in tamamını "Güney Tibet" olarak kabul ediyor ve bölgenin fiilen Hindistan kontrolünde olmasını tanımıyor.
Çin'in resmi gazetesi Global Times, konuyla ilgili başyazısında, "Hindistan'ın bu adımı, sınır sorununu karmaşıklaştırmaktan başka bir işe yaramaz. İki ülke liderleri, son yıllarda ilişkileri normalleştirme konusunda mutabık kaldı; bu tür eylemler bu süreci baltalayabilir" ifadelerine yer verdi. Başka bir Çin medya organı ise, Hindistan'ın adlandırma hamlesinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu öne sürerek, "Hindistan'ın bu tür tek taraflı eylemlerden kaçınması gerekir. Aksi takdirde, iki ülke arasındaki güven ortamı zedelenebilir" değerlendirmesinde bulundu.
İki ülke arasındaki sınır anlaşmazlığı, 1962'deki savaşın ardından bugüne dek süre geldi. Zaman zaman sınır bölgelerinde askeri yığınaklar ve gerginlikler yaşansa da, iki taraf da diplomatik yollarla sorunu çözmeye çalışıyor. 2020 yılında Galwan Vadisi'nde çıkan çatışmada 20 Hint askeri hayatını kaybetmiş, bu olay ilişkileri ciddi şekilde germişti. Ancak son aylarda iki ülke, sınır bölgelerinden asker çekme ve gerilimi azaltma konusunda adımlar atmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Hindistan ile Çin arasındaki sınır anlaşmazlığı sadece iki ülkeyi ilgilendirmiyor; bölgesel güç dengesini ve küresel jeopolitiği de etkiliyor. Özellikle ABD'nin Asya-Pasifik bölgesindeki varlığını artırması, Çin- Hindistan rekabetini daha da karmaşık hale getiriyor. Çin, Pakistan ile yakın ilişkilerini sürdürürken, Hindistan da ABD, Japonya ve Avustralya ile birlikte Quad ittifakında yer alıyor. Bu bağlamda, sınır anlaşmazlığı iki ülkenin stratejik yönelimlerini de etkiliyor.
Çinli analistlere göre, Hindistan'ın adlandırma hamlesi, iç siyasi nedenlerden kaynaklanıyor olabilir. Hindistan'da 2024 yılında genel seçimler yapılacak ve Başbakan Narendra Modi hükümeti, milliyetçi söylemleri güçlendirerek oy toplamaya çalışıyor. Çin medyası, bu tür hamlelerin seçim öncesi popülist politikaların bir parçası olduğunu ve gerçekçi olmadığını savunuyor. Öte yandan, Hindistan hükümeti ise bu adlandırmaların bölgenin kalkınmasına katkı sağlayacağını ve yerel halkın kimlik duygusunu güçlendireceğini söylüyor.
Himalaya sınırının 3 bin 488 kilometre uzunluğundaki hat boyunca tansiyon, zaman zaman askeri çatışmalara dönüşebiliyor. İki ülke, sınır sorununu çözmek için 2003 yılında Özel Temsilciler Mekanizması'nı kurdu ve bu mekanizma aracılığıyla müzakereler yürütüyor. Ancak somut bir ilerleme sağlanamamış durumda. Hem Çin hem de Hindistan, sınır bölgesinde altyapı yatırımlarını artırıyor, yollar ve askeri tesisler inşa ediyor. Bu da bölgedeki stratejik rekabeti derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Asya'da yükselen güçler olan Çin ve Hindistan ile dengeli ilişkiler kurmaya çalışıyor. Türkiye, Çin ile ticaret hacmini artırırken, Hindistan ile savunma sanayi ve teknoloji alanlarında işbirliğini geliştirmeyi hedefliyor. Bu nedenle, iki ülke arasındaki gerginlikler, Türkiye'nin dış politikasında önemli bir denge unsuru olabilir. Sınır anlaşmazlığının tırmanması, Asya'daki istikrarı tehdit edebilir ve bu durum dolaylı olarak Türkiye'yi de etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ve ticaret yolları üzerindeki etkisi nedeniyle, bölgedeki çatışmalar ekonomik sonuçlar doğurabilir. Türkiye, bu tür anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinden yana olduğunu sık sık dile getiriyor. Bu olay, Türkiye'nin Asya'daki denge politikasını gözden geçirmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.