Çin, liman verimliliğinde dünyayı geride bırakmaya devam ediyor. Dünya Bankası ve S&P Global Küresel Liman Verimliliği Endeksi’nin 2025 yılına ait son raporuna göre, yedi Çin ticaret merkezi dünyanın en verimli on limanı arasında yer aldı. Çarşamba günü yayımlanan yıllık raporda, Çin limanlarının hem konteyner elleçleme hızı hem de gemi geri dönüş sürelerinde rakiplerine açık ara fark attığı vurgulandı. Bu başarı, Pekin’in küresel tedarik zincirlerindeki stratejik konumunu daha da sağlamlaştırırken, diğer Asya ülkeleri ve Batılı liman işletmecileri için önemli bir rekabet uyarısı niteliği taşıyor.
Rekor kıran Çin limanları: Süreç nasıl işliyor?
2025 verimlilik sıralamasında dokuzuncu sıraya gerileyen Yangshan Limanı dışında, Çin’in dev limanları ilk beşi tamamen domine etti. Listenin zirvesinde, otonom vinç sistemleri ve yapay zeka destekli lojistik ağlarıyla dikkat çeken Şanghay Limanı yer alıyor. Onu sırasıyla Ningbo-Zhoushan, Shenzhen, Qingdao ve Tianjin limanları takip ediyor. Raporda ayrıca Guangzhou, Xiamen ve Dalian gibi limanların da ilk 20’de yer aldığı belirtildi. Dünya Bankası uzmanları, Çin limanlarının dijital dönüşüme yaptığı yoğun yatırımların, gümrük süreçlerindeki iyileştirmelerle birleşerek ortalama bekleme sürelerini 24 saatin altına düşürdüğüne dikkat çekiyor. Buna karşın, Avrupa’nın en büyük limanı Rotterdam 2024’te 12. sıradan 14. sıraya gerilerken, ABD’nin en verimli limanı Charleston 30. sırada kendine yer bulabildi.
Çin’in bu başarısı, yalnızca teknolojik altyapıyla sınırlı değil. Ülkenin ulusal kalkınma planları kapsamında limanların demiryolu ve karayolu ağlarıyla entegrasyonu, yük akışının kesintisiz devam etmesini sağlıyor. Özellikle Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında inşa edilen lojistik koridorlar, ihracatçıların limanlara erişimini hızlandırırken, iç bölgelerin de küresel ticarete eklemlenmesine olanak tanıyor. Dünya Bankası raporu, bu entegrasyonun Çin’in ihracat hacmini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda navlun maliyetlerini de düşürdüğünü ortaya koyuyor.
Küresel ticaretin kalbinin attığı yer
Raporun yayımlandığı dönem, limanların küresel tedarik zincirlerinde oynadığı hayati rolün bir kez daha test edildiği bir zamana denk geliyor. Kızıldeniz’deki güvenlik krizleri, Panama Kanalı’ndaki düşük su seviyeleri ve artan jeopolitik gerilimler nedeniyle alternatif rotalar arayan deniz ticareti, Çin limanlarını daha da cazip hale getiriyor. Rapora göre, küresel konteyner ticaretinin yaklaşık yüzde 30’u Çin limanları üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu oran, Güneydoğu Asya limanlarının toplam payının neredeyse iki katı. Dünya Bankası’nın değerlendirmesine göre, Çin’in lojistik üstünlüğü yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir güç unsuru haline gelmiş durumda. Singapur’un PSA International ve Dubai’nin DP World gibi küresel liman işletmecileri, Çin’in bu alandaki yatırımlarını yakından takip ediyor. Öte yandan, Japonya ve Güney Kore gibi bölgesel rakipler, otomasyon ve yeşil enerjiye yönelik yatırımlarını hızlandırarak Çin’in tahtını sarsmaya çalışsa da aradaki farkın kapanması için yıllar gerektiği ifade ediliyor. Haberin detaylarına göre, 2025 raporu aynı zamanda Afrika ve Latin Amerika limanlarının yükselişine de işaret ediyor. Fas’ın Tanger-Med limanı 4. sıraya yükselirken, Kolombiya’daki Cartagena ilk 20’ye girmeyi başardı. Ancak bu gelişmeler, Çin’in küresel ticaretteki merkezi rolünü henüz tehdit etmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin limanlarının küresel verimlilikteki bu tartışılmaz üstünlüğü, Türkiye için hem bir fırsat hem de bir rekabet uyarısı niteliğinde. Türkiye, coğrafi konumu sayesinde Avrupa ile Asya arasında doğal bir lojistik köprü olsa da, liman altyapısında Çin’in gerisinde kalmaktadır. Mersin, İzmir ve Kocaeli limanlarının dijital dönüşüm projeleri hız kazanmış olsa da, Çin’deki otonom vinç sistemleri ve entegre lojistik ağları henüz Türkiye’de yaygınlaşmamıştır. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu girişimleri çerçevesinde Türkiye’nin Çin’den gelen yük trafiğinden daha fazla pay alabilmesi için liman verimliliğini artırması kritik önem taşımaktadır. Aksi halde Çin, Avrupa’ya açılan kapı olarak Türkiye yerine Pire Limanı gibi diğer alternatifleri tercih edebilir. Ayrıca, Çin’in lojistik teknolojilerindeki bu üstünlüğü, Türkiye’nin ihracat maliyetlerini ve teslimat sürelerini olumsuz etkileyebilecek bir rekabet avantajı yaratmaktadır. Sonuç olarak, Türkiye’nin liman modernizasyonu ve dijitalleşme yatırımlarını hızlandırması, küresel tedarik zincirlerindeki konumunu koruması açısından hayati bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.