Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 2026 yılındaki ilk yurt dışı ziyaretini Kuzey Kore’ye yaparak, uluslararası kamuoyunda dikkat çeken bir diplomasi hamlesine imza attı. Uzun süredir yurt dışı seyahatlerine mesafeli duran Şi’nin bu ziyareti, komşu ülkeyle ilişkileri güçlendirme ve bölgesel dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Pyongyang’da iki gün süren temasların resmi açıklamalara yansıyan yönü sınırlı kalsa da, analistler bu ziyaretin arka planında Çin’in Kore Yarımadası’ndaki etkisini artırma ve ABD’ye karşı stratejik bir mesaj verme amacı olduğunu belirtiyor.
Ziyaretin Arka Planı ve Sembolik Anlamı
Şi Cinping’in Kuzey Kore ziyareti, lider Kim Jong Un’un son yıllarda Pekin’e yaptığı iki ziyarete bir nezaket karşılığı olarak değerlendiriliyor. 2022’den bu yana Çin lideri, pandemi sonrası ekonomi ve iç siyasi meseleler nedeniyle yurt dışı seyahatlerini minimumda tutmuştu. Bu nedenle Şi’nin ilk durağının Kuzey Kore olması, iki ülke arasındaki “kan bağı” olarak tanımlanan ilişkilerin canlı tutulma isteğini gösteriyor. Resmi açıklamalarda, “geleneksel dostluk ve stratejik işbirliğinin güçlendirilmesi” vurgusu yapılırken, ekonomik yardım ve enerji işbirliği konularının ele alındığı ifade ediliyor.
Ziyaret sırasında Şi’nin Kim ile baş başa görüşmeler yaptığı ve Kuzey Kore’nin nükleer programına ilişkin altılı görüşmelerin yeniden başlatılması konusunda fikir alışverişinde bulunduğu tahmin ediliyor. Çin, Kuzey Kore’nin en önemli ticari ve diplomatik destekçisi olarak, Pyongyang üzerinde belirli bir nüfuza sahip. Ancak uluslararası yaptırımlar nedeniyle bu nüfuzu kullanmak her geçen gün zorlaşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Şi’nin Kuzey Kore ziyareti, ABD’nin Asya’daki müttefikleri olan Güney Kore ve Japonya tarafından yakından izlendi. Özellikle Çin’in, Rusya’nın Ukrayna savaşındaki konumu ve ABD ile artan rekabeti göz önüne alındığında, Pyongyang’a verdiği destek, Batı’nın Çin’e yönelik baskısını artırabilir. Ziyaret aynı zamanda Çin’in, Kuzey Kore’nin nükleer silahlanmasını kontrol altına almakta ne kadar etkili olduğunu göstermesi açısından kritik. Şi’nin, Kim’e ekonomik destek karşılığında nükleer testlere ara vermesi yönünde telkinde bulunduğu konuşuluyor.
Rusya-Çin-Kuzey Kore üçgeni, ABD hegemonyasına karşı alternatif bir güç bloğu olarak değerlendiriliyor. Ancak Pekin’in, Moskova’nın aksine Kuzey Kore’nin nükleer silahlanmasını tam olarak onaylamadığı biliniyor. Bu nedenle Şi’nin ziyareti, Çin’in hem Pyongyang’a olan bağlılığını teyit ederken hem de uluslararası topluma Kuzey Kore konusunda “sorumlu” bir aktör olduğu mesajını verme çabası olarak okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-Kuzey Kore yakınlaşması Türkiye’yi doğrudan etkilemese de, Asya-Pasifik bölgesindeki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. Türkiye, Kore Yarımadası’nda barışı koruma misyonlarıyla (Güney Kore’de BM Barış Gücü) tarihsel bir bağa sahip. Kuzey Kore’nin nükleer programının kontrolsüz ilerlemesi, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye’nin enerji ve ticaret rotalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Çin ile artan ticari ilişkileri ve “Kuşak ve Yol” girişimindeki rolü nedeniyle, Pekin’in Kuzey Kore politikasındaki değişimleri yakından izlemeli. Ankara, Pyongyang ile Washington arasında denge kuran Çin’in bu ziyaretini, bölgesel bir güç olarak kendi pozisyonunu güçlendirmek için kullanabilir.