Çin’de kok kömürü vadeli işlemleri, yerel bir medya kuruluşunun Şensi eyalet yetkililerinin madenlere üretimi sürdürme talimatı verdiğine ilişkin haberinin ardından düşüşünü genişletti. Söz konusu gelişme, komşu Şansi eyaletinde geçtiğimiz ay yaşanan ölümlü bir maden kazasının arz ve güvenlik endişelerini körüklemesinin hemen ardından geldi. Dalian Emtia Borsası’nda işlem gören Ocak vadeli kok kömürü kontratı, haberin etkisiyle %3’ün üzerinde değer kaybederek ton başına 1.280 yuanın (yaklaşık 175 dolar) altına geriledi. Piyasa analistleri, bu düşüşün Çin hükümetinin enerji güvenliği ile iş güvenliği arasında denge kurma çabalarının bir yansıması olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Şensi’nin Üretim Çağrısı
Çin’in önde gelen kömür üreticisi bölgelerinden Şensi, geçtiğimiz hafta maden işletmelerine yönelik bir genelge yayımlayarak üretim seviyelerinin korunmasını ve kesintiye gidilmemesini istedi. Bu talimat, özellikle küçük ve orta ölçekli madenlerin güvenlik denetimleri nedeniyle üretimi durdurma eğilimine girmesini engellemeyi amaçlıyor. Yetkililer, güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini vurgulamakla birlikte, ülkenin çelik üretimi için hayati öneme sahip kok kömürü arzında daralma yaşanmaması için üretimin devam etmesi gerektiğini ifade etti.
Bu gelişme, 16 Kasım’da Şansi’nin Liulin bölgesinde bir kömür madeninde meydana gelen ve en az 7 madencinin hayatını kaybettiği metan patlamasının yarattığı etkiyle yakından ilişkili. Kazanın ardından Pekin yönetimi, ülke genelinde kapsamlı güvenlik denetimleri başlatmış ve birçok madende geçici üretim durdurma kararı alınmıştı. Bu durum, özellikle kış aylarında artan enerji talebiyle birleşince kok kömürü fiyatlarında sert yükselişlere neden olmuştu. Ancak Şensi’nin üretimi sürdürme çağrısı, piyasada arz fazlası oluşabileceği endişesiyle fiyatların geri çekilmesine yol açtı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Çin Çelik Sektörü ve Küresel Emtia Piyasaları
Çin, dünyanın en büyük çelik üreticisi konumunda olduğu için kok kömürü piyasasındaki dalgalanmalar küresel ölçekte yankı buluyor. Kok kömürü, çelik üretiminde yüksek fırınlarda kullanılan temel bir hammaddedir. Çin’in çelik üretimi, 2023’ün ilk on ayında yıllık bazda %1,5 artışla 850 milyon tonu aşarken, bu üretimin devamlılığı için istikrarlı bir kok kömürü arzı kritik önem taşıyor. Özellikle gayrimenkul sektöründeki daralmaya rağmen altyapı yatırımları ve imalat sanayiinin güçlü seyretmesi, çelik talebini canlı tutuyor.
Küresel ölçekte ise, Çin’in kok kömürü ithalatı Avustralya, Moğolistan ve Rusya gibi ülkeler için önemli bir gelir kaynağı. Çin’in kendi üretimindeki artış veya azalış, bu ülkelerin ihracat fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Geçtiğimiz yıl Çin hükümetinin çevre politikaları ve karbon emisyonu hedefleri doğrultusunda çelik üretimini sınırlama çabaları, kok kömürü talebinde belirsizlik yaratmıştı. Ancak bu yıl, özellikle kış aylarında enerji güvenliği endişelerinin ön plana çıkmasıyla birlikte, üretim kısıtlamaları gevşetilmiş durumda.
Uzmanlar, Şensi’nin çağrısının kısa vadede fiyatları baskılayacağını ancak güvenlik denetimlerinin sıkılaşmasıyla birlikte orta vadede arzda yeniden daralma yaşanabileceğini belirtiyor. Ayrıca, Çin’in karbon nötr hedefleri doğrultusunda kömür tüketimini azaltma yönündeki uzun vadeli planları, kok kömürüne olan bağımlılığın kademeli olarak düşeceğine işaret ediyor. Ancak bu dönüşümün yıllar alacağı ve çelik sektörünün yakın gelecekte kok kömürüne bağımlılığını sürdüreceği tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, çelik üretiminde hammadde olarak kok kömürü ithalatına bağımlı bir ülkedir. Çin’deki fiyat dalgalanmaları, küresel kok kömürü fiyatlarını etkileyerek Türkiye’nin ithalat maliyetlerini doğrudan etkileyebilir. Kısa vadede Çin’den kaynaklanan arz artışı, dünya fiyatlarında bir miktar gevşeme sağlasa da, Türkiye’nin temel tedarikçileri arasında yer alan Avustralya ve ABD gibi ülkelerin fiyat politikaları da izlenmelidir. Ayrıca, Çin’in enerji güvenliği kaygılarıyla üretimi sürdürme kararı, Türkiye’nin sanayi üretimi için istikrarlı bir hammadde akışı sağlanması açısından olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte, Türk çelik sektörü, uzun vadede karbon emisyonu hedefleri doğrultusunda alternatif hammadde ve üretim yöntemlerine yönelme ihtiyacını göz ardı etmemelidir.