Geçtiğimiz ay fırtınalı bir gecede, Çin'in güneyindeki Shenzhen şehrinde He soyadlı bir sürücü, iki uzun boylu erkeğin bir arabadan inip genç bir kadını sokaktan zorla araca çektiğini gördü. Boğuşma sırasında kadının şemsiyesi yere düştü. Kadın istekli görünmüyordu. Durumdan şüphelenen He, aracı takip etmeye başladı. Bu olay, Çin'de kadınların kaçırılma ve zorla evlendirilme riskinin hâlâ ne kadar yüksek olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Çin'de Kadın Kaçırma ve Zorla Evlilik Sorununun Arka Planı
Çin'de kadın kaçırma ve zorla evlilik, özellikle kırsal bölgelerde onlarca yıldır süregelen bir sorun. 1980'lerden itibaren uygulanan tek çocuk politikası, cinsiyet dengesizliğini derinleştirdi. 2020 nüfus sayımına göre, erkek nüfusu kadınlardan yaklaşık 35 milyon daha fazla. Bu dengesizlik, özellikle yoksul kırsal kesimlerde "gelin bulma" baskısını artırdı ve kadın ticaretini besledi. 2022'de patlak veren "Xuzhou gelini" skandalı, zincirlerle bağlanmış bir kadının sekiz çocuk doğurmaya zorlandığı görüntülerle ülke çapında infial yarattı. Olay, yetkililerin yıllardır göz yumduğu bir gerçeği ortaya koydu: Kadın kaçırma çeteleri, yerel yönetimlerin sessizliği veya işbirliğiyle faaliyet gösteriyor.
Hükümet, 2022'den bu yana kadın ve çocuk kaçırma suçlarına yönelik cezaları artırdı, ülke çapında denetimler başlattı. Ancak aktivistler ve hukukçular, uygulamanın yetersiz olduğunu, mağdurların şikâyet etmekten korktuğunu ve yerel yolsuzlukların sorunu büyüttüğünü belirtiyor. Shenzhen gibi büyük şehirlerde dahi kadınların sokakta zorla araçlara çekilmesi, sorunun kentlere de sıçradığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'deki kadın kaçırma vakaları, sadece ülke içi bir mesele değil; aynı zamanda bölgesel istikrarı ve insan hakları standartlarını etkiliyor. Güneydoğu Asya'da, özellikle Myanmar, Laos ve Kamboçya'da benzer insan ticareti ağları mevcut. Çin, sınır komşusu ülkelerle insan ticaretiyle mücadele anlaşmaları yapmış olsa da, uygulamada boşluklar var. Uluslararası kuruluşlar, Çin'in insan ticareti raporlarında son yıllarda notunu düşürdü. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 2023 İnsan Ticareti Raporu'nda Çin, "Tier 2" kategorisinde yer aldı; yani ciddi çabalar sarf etse de asgari standartları tam karşılamıyor. Bu durum, Çin'in küresel imajını ve yumuşak gücünü zedeliyor.
Öte yandan, Çin hükümeti kadın hakları konusunda uluslararası eleştirilere karşı savunmacı bir tutum sergiliyor. Resmi açıklamalar, kaçırma vakalarının "izole olaylar" olduğunu ve hızla çözüldüğünü iddia ediyor. Ancak sosyal medyada paylaşılan görüntüler ve tanık ifadeleri, sistemik bir soruna işaret ediyor. Kadın hakları aktivistleri, sansür ve baskı altında seslerini duyurmakta zorlanıyor. Uluslararası kamuoyu ise Çin'in insan hakları sicilini sorgulamaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'deki kadın kaçırma ve zorla evlilik sorunu, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel insan hakları ve kadın hakları mücadelesi açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, son yıllarda kadına yönelik şiddetle mücadelede tartışmalı bir sınav verdi; İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı uluslararası alanda eleştirildi. Çin'deki vakalar, otoriter rejimlerin kadın haklarını nasıl ihmal ettiğini gösterirken, Türkiye'nin kendi içindeki kadın hakları tartışmalarında evrensel standartlara bağlı kalması gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, insan ticaretiyle mücadelede uluslararası işbirliği, Türkiye'nin de taraf olduğu anlaşmalar çerçevesinde güçlendirilmeli. Bu tür haberler, Türk kamuoyunda farkındalık yaratarak, kadın hakları savunuculuğunu teşvik edebilir.