Japonya-Çin Ekonomik Derneği’nin (JCGA) üst düzey bir heyeti, Liberal Demokrat Parti (LDP) milletvekili liderliğinde Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaretle, iki ülke arasında donmuş durumdaki siyasi ilişkilere rağmen ekonomik kanalların yeniden açılabileceğine işaret etti. Ziyaret, COVID-19 salgını sonrası sınırlı kalan ikili temasların ardından, Çin’in en büyük ticaret ortaklarından biriyle ilişkilerini çeşitlendirme çabası olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Japon heyeti, Çin’deki Japon şirketlerinin temsilcilerinden oluşuyor ve başkanlığını eski Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı Yasutoshi Nishimura yapıyor. Nishimura, LDP içinde Çin’e yakınlığıyla bilinen bir isim olarak öne çıkıyor. Ziyaretin amacı, tedarik zincirlerindeki aksaklıkları gidermek ve iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırmak olarak açıklandı. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in geçtiğimiz aylarda yaptığı çağrıda, “Japon iş dünyasının Çin’e yatırım yapmaya devam etmesi” mesajı, bu ziyaretin önünü açan faktörlerden biri olarak görülüyor.
Öte yandan, siyasi düzeydeki ilişkiler oldukça gergin. Tokyo ve Pekin, Doğu Çin Denizi’ndeki ada anlaşmazlığı, Tayvan konusu ve Japonya’nın ABD ile güvenlik ittifakını güçlendirmesi gibi nedenlerle birbirlerini eleştirmeye devam ediyor. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin, heyeti kabul ederken “ekonomik iş birliğinin siyasi farklılıkların üstesinden gelebileceğini” vurguladı. Analistlere göre bu, Çin’in Batı yaptırımları ve Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle bozulan ticaret rotalarını çeşitlendirme stratejisinin bir parçası.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin-Japonya ilişkilerindeki bu yumuşama, sadece iki ülkeyi değil, tüm Asya-Pasifik bölgesini etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Japonya, Çin’in üçüncü büyük ticaret ortağı konumunda ve iki ülke arasındaki yıllık ticaret hacmi 300 milyar doların üzerinde. Ancak son yıllarda artan jeopolitik gerilimler, bu ticari ilişkiyi olumsuz etkilemişti. ABD’nin Çin’e yönelik teknoloji yaptırımları ve Japonya’nın bu yaptırımlara kısmen katılması, Pekin’i rahatsız eden unsurlar arasında. Bu nedenle Pekin, Tokyo ile doğrudan ekonomik diyaloğu canlandırarak, ABD eksenli bir bloklaşmaya karşı kendi etki alanını güçlendirmeyi hedefliyor.
Japon iş dünyası ise Çin pazarından tamamen kopmanın maliyetli olacağını düşünüyor. Özellikle otomotiv ve elektronik sektörleri, Çin’deki üretim üslerine bağımlı durumda. Heyetin Pekin ziyareti, Japon şirketlerinin Çin’deki yatırımlarını koruma ve yeni iş fırsatları yaratma çabası olarak değerlendiriliyor. Bu ziyaretin ardından, önümüzdeki aylarda daha kapsamlı bir ticaret heyetinin Pekin’e gitmesi ve hatta üst düzey siyasi temasların yeniden başlaması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-Japonya ilişkilerindeki bu yumuşama, Türkiye açısından dolaylı ancak önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, hem Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nde hem de Japonya ile enerji ve altyapı alanlarında iş birliği yapıyor. İki Asya devi arasındaki ticari yakınlaşma, küresel tedarik zincirlerini canlandırarak Türkiye’nin ihracat pazarlarına olumlu yansıyabilir. Ayrıca, Asya’daki gerilimlerin azalması, Türkiye’nin bölgesel denge politikasına manevra alanı sağlayabilir. Ancak Çin’in Japonya ile yakınlaşmasının ABD-Çin rekabetini tırmandırması halinde, Türkiye’nin bu dengeyi koruması zorlaşabilir. Ankara’nın, Asya’daki bu gelişmeleri yakından izlemesi ve kendi çok yönlü dış politikasını buna göre şekillendirmesi gerekiyor.