Çin Ticaret Bakanlığı, ülkenin ihracat kontrol listesini genişleterek 20 Japon kuruluşunu kara listeye aldı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, listede Savunma Araştırmaları Ulusal Enstitüsü (NIDS) ve Mitsubishi Electric Savunma ve Uzay Teknolojileri Şirketi'nin de yer aldığı belirtildi. Bu adım, Çin'in ulusal güvenlik endişeleri ve teknolojik bağımsızlık çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kara listeye alınan kuruluşlar, Çin'den hassas teknoloji ve malzeme ithal edemeyecek. Kararın, Japonya'nın Çin'e yönelik teknoloji kısıtlamalarına bir yanıt olduğu düşünülüyor.
Gelişmenin arka planı
Çin, son yıllarda yarı iletkenler, yapay zeka ve askeri teknolojiler gibi stratejik alanlarda dışa bağımlılığı azaltmak için ihracat kontrol mekanizmalarını sıkılaştırıyor. Bu bağlamda, 2023 yılında ABD'li Micron Technology'ye yönelik kısıtlamalar ve 2024'te bazı Avrupa şirketlerinin listeye alınması örnek olarak gösterilebilir. Japonya ise ABD ile birlikte Çin'e ileri teknoloji ihracatını kısıtlayan ülkeler arasında öne çıkıyor. Özellikle 2023'te Japonya, çip üretim ekipmanlarına yönelik ihracat kontrollerini genişletmişti. Çin'in bu hamlesi, doğrudan bir misilleme olarak yorumlanıyor.
Kara listeye alınan kuruluşlar arasında NIDS, askeri strateji araştırmalarıyla tanınırken, Mitsubishi Electric'in savunma birimi füze sistemleri ve radar teknolojileri geliştiriyor. Diğer kuruluşlar ise otomotiv elektroniği, havacılık ve iletişim alanlarında faaliyet gösteriyor. Çinli yetkililere göre bu kuruluşlar, Çin'in ulusal güvenliğine tehdit oluşturabilecek faaliyetlerde bulunuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, Doğu Asya'daki teknoloji savaşlarının derinleştiğini gösteriyor. ABD, Japonya, Hollanda ve Güney Kore'nin oluşturduğu ittifak, Çin'in gelişmiş yarı iletkenlere erişimini kısıtlarken, Çin de kendi tedarik zincirlerini korumak için benzer adımlar atıyor. Uzmanlar, bu döngünün küresel tedarik zincirini daha da parçalayacağını ve belirsizliği artıracağını belirtiyor. Öte yandan, Japonya ile Çin arasındaki ticaret hacmi 2024 yılında yaklaşık 350 milyar dolar seviyesindeydi. Kara liste, iki ülke arasındaki ekonomik bağları zayıflatabilir ve bölgesel istikrarı olumsuz etkileyebilir.
Çin'in bu kararı, aynı zamanda Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları açısından tartışma yaratabilir. ABD ve müttefikleri, Çin'i ulusal güvenlik gerekçesiyle ticareti manipüle etmekle suçlarken, Çin de benzer argümanlar kullanıyor. DTÖ'nün bu tür anlaşmazlıkları çözme kapasitesi ise sınırlı görünüyor. Sonuç olarak, küresel ticaret sisteminde giderek daha fazla korumacılık ve bloklaşma eğilimi hakim oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-Japonya arasındaki bu teknoloji gerilimi, Türkiye açısından iki yönlü bir önem taşıyor. İlk olarak, Türkiye savunma sanayiinde yarı iletken ve hassas teknoloji tedarikinde dışa bağımlı olduğu için, küresel tedarik zincirindeki kırılmalar Türkiye'yi de etkileyebilir. İkinci olarak, Türkiye Çin ile dengeli bir ticaret ilişkisi yürütürken, Japonya ile de savunma iş birliği anlaşmaları imzalamış durumda. Bu nedenle, iki büyük güç arasındaki rekabet, Türkiye'nin dış politikada manevra alanını daraltabilir. Ankara, kendi teknoloji bağımsızlığını artırmak için bu tür krizlerden ders çıkarmalı ve alternatif tedarik kaynakları geliştirmelidir.