Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik savaşının Orta Doğu'daki mevcut güvenlik mimarisinin zaaflarını ortaya koyduğunu belirterek, Pekin'in İran'ın meşru haklarını korumaya istekli olduğunu duyurdu. Sözcü, açıklamasında Çin'in bölgede barış ve istikrarın korunması için tüm taraflarla diyalog yürüttüğünü vurguladı. Bu açıklama, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının ardından İran ile İsrail arasında yaşanan karşılıklı füze saldırılarının gölgesinde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, düzenlediği basın toplantısında, ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşının Orta Doğu'da uzun süredir devam eden güvenlik sorunlarını derinleştirdiğini ifade etti. Sözcü, "Mevcut güvenlik mimarisi, bölge halklarının güvenlik ihtiyaçlarını karşılamıyor ve kapsamlı, işbirliğine dayalı ve sürdürülebilir bir güvenlik anlayışını tesis etmek gerekiyor" dedi. Çin'in İran ile stratejik ortaklık ilişkisi bulunuyor ve iki ülke 2021'de 25 yıllık kapsamlı işbirliği anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşma, ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarında işbirliğini öngörüyor. Çin, aynı zamanda İran'ın en büyük petrol alıcısı konumunda ve ABD yaptırımlarına rağmen ticari ilişkilerini sürdürüyor.
Son dönemde İran ile İsrail arasındaki gerilim, İsrail'in 1 Nisan'da Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlediği saldırı sonrası tırmanmıştı. İran, 13 Nisan'da İsrail'e yüzlerce füze ve insansız hava aracı göndererek misilleme yaptı. İsrail de 19 Nisan'da İran'a sınırlı bir saldırı gerçekleştirdi. Bu karşılıklı saldırılar, bölgede daha geniş bir savaşın patlak verme riskini artırdı. ABD, İsrail'e verdiği destekle İran'a karşı baskıyı sürdürürken, Çin ve Rusya gibi ülkeler İran'ın yanında yer alarak Batı'nın bölgedeki etkisini dengelemeye çalışıyor.
Çin'in açıklaması, geçtiğimiz hafta Rusya ve Çin'in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde İran'a yönelik yaptırımların kaldırılması yönünde yaptığı girişimin bir parçası olarak görülüyor. Pekin yönetimi, uzun süredir İran nükleer anlaşmasının (JCPOA) canlandırılması için çağrıda bulunuyor ve tek taraflı yaptırımlara karşı çıkıyor. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, geçen ay İranlı mevkidaşı ile görüşerek siyasi çözüm vurgusu yapmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in İran'a verdiği destek, Orta Doğu'daki güç dengelerini etkileyebilecek nitelikte. ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteği, bölgede anti-Amerikan duyguları güçlendirirken, Çin ve Rusya'nın İran ile yakınlaşması yeni bir bloklaşma yaratıyor. Çin, aynı zamanda Suudi Arabistan ve İran arasındaki normalleşme sürecinde arabuluculuk yaparak bölgesel etkisini artırmıştı. Bu açıklama, Pekin'in Orta Doğu'da daha aktif bir aktör olma ve ABD'nin etkisini dengeleme stratejisinin bir yansıması.
Küresel ölçekte, Çin'in İran'ı desteklemesi, enerji güvenliği açısından da kritik. İran, dünya petrol rezervlerinin önemli bir kısmına sahip ve Çin'in enerji ihtiyacının büyük bölümünü karşılıyor. ABD yaptırımlarına rağmen Çin, İran'dan petrol alımını sürdürerek kendi ekonomik çıkarlarını koruyor. Bu durum, ABD-Çin rekabetinin Orta Doğu'daki yansıması olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, Çin'in açıklaması, İsrail ve ABD tarafından tepkiyle karşılanabilir. ABD Dışişleri Bakanlığı, geçmişte Çin'i İran'a destek vermekle suçlamış ve bu tür bir desteğin bölgesel istikrarı bozacağını savunmuştu. Ancak Çin, egemen devletlerin meşru haklarını savunma konusunda kararlı olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, Çin'in İran'a verdiği desteğin sadece söylemde kalmayıp, ekonomik ve askeri işbirliğini de kapsayabileceğini belirtiyor. Ancak Çin, doğrudan bir askeri müdahaleden kaçınarak diplomatik kanalları kullanmayı tercih ediyor. Bu politika, Çin'in "barışçıl kalkınma" ilkesiyle uyumlu görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in İran'a verdiği destek, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İran ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini dengelemeye çalışırken, aynı zamanda ABD ve NATO müttefikleriyle işbirliğini sürdürüyor. Çin'in bölgede artan etkisi, Türkiye için bir yandan işbirliği fırsatları sunarken, diğer yandan Batı ile ilişkilerinde denge kurma zorunluluğu yaratıyor. Enerji koridorları ve ticaret yolları açısından İran'ın istikrarı Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Ayrıca, olası bir İran-İsrail savaşı, Türkiye'nin güvenlik çevresini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, diplomatik çözüm arayışlarını desteklemeli ve bölgesel diyalog mekanizmalarında aktif rol almalı.