Çin'de ilkokul ve ortaokul öğrencileri için hazırlanan İngilizce ders kitapları köklü bir değişimden geçiyor. Kuşaklar boyunca bu kitaplar, Londra'nın Tower Bridge'i ve Big Ben'i, Amerikan okul yaşamı ve Cadılar Bayramı gelenekleri gibi yabancı dünyaya ait pencereler sunuyordu. Ancak bugün ders kitaplarını açan öğrenciler, geç Qing Hanedanı (1644-1912) döneminden bu yana Çin'in modernleşme çabalarını, bilimsel ve teknolojik başarılarını, kültürel mirasını anlatan metinlerle karşılaşıyor. Bu değişim, Çin'in eğitim politikalarında Batı merkezli içerikten uzaklaşıp kendi ulusal anlatısını güçlendirme yönünde attığı adımların bir parçası.
Ders Kitaplarındaki Dönüşümün Arka Planı
Çin Eğitim Bakanlığı'nın 2017'de başlattığı müfredat reformu, 2020'lerde hız kazandı. Yeni kitaplarda, İngilizce öğretiminin temel amacı dil becerisi kazandırmak olsa da içerik seçimi belirgin şekilde değişti. Örneğin, geleneksel olarak işlenen 'Batılı bayramlar' ünitesi yerini 'Çin'in Geleneksel Bayramları'na bıraktı. Öğrenciler, İngilizce metinler aracılığıyla Çin Seddi'nin tarihini, Konfüçyüs'ün öğretilerini, Çin'in uzay programını ve yüksek hızlı tren ağını öğreniyor. Ayrıca, metinlerde 'Çin rüyası', 'sosyalist çekirdek değerler' gibi kavramlara da yer veriliyor. Bu yaklaşım, öğrencilerin İngilizceyi yalnızca yabancı kültürleri anlamak için değil, aynı zamanda kendi ülkelerini dünyaya anlatmak için bir araç olarak görmelerini hedefliyor.
Uzmanlar, bu değişimin iki temel motivasyonu olduğunu belirtiyor: Birincisi, 2010'lardan itibaren artan 'kültürel özgüven' söylemi. İkincisi, Batı ile yaşanan jeopolitik gerilimler sonrası genç neslin Batı hayranlığından uzaklaştırılması. Çinli yetkililer, İngilizce öğrenmenin Batılılaşmak anlamına gelmediğini, aksine 'Çin hikayesini doğru anlatmak' için gerekli olduğunu vurguluyor. Bu çerçevede, ders kitaplarındaki metinlerde Batılı ülkelerin eleştirel bir dille sunulduğu, Çin'in başarılarının öne çıkarıldığı görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in eğitim içeriğini yeniden şekillendirmesi, küresel ölçekte yankı uyandırıyor. Bazı Batılı eğitim kurumları, bu değişimi 'propaganda' olarak nitelendirirken, Çin hükümeti bunu 'kültürel egemenlik' olarak savunuyor. Asya-Pasifik bölgesinde ise benzer eğilimler gözlemleniyor: Japonya, Güney Kore ve Singapur gibi ülkeler de kendi kültürel unsurlarını İngilizce müfredatına daha fazla entegre etmeye başladı. Ancak Çin'in ölçeği ve hızı, bu trendin en dikkat çekici örneği. Öte yandan, uluslararası öğrenci değişim programları ve yurt dışı eğitim danışmanlığı şirketleri, Çinli öğrencilerin Batı'ya ilgisinin azalmasından endişeli. Zira Çinli öğrenciler, artık daha çok kendi ülkelerinde kaliteli eğitim almayı tercih ediyor.
Bu dönüşüm, İngilizce'nin küresel bir lingua franca olarak konumunu da sorgulatıyor. Çin, İngilizceyi bir 'Batılılaşma aracı' olmaktan çıkarıp 'küresel iletişim aracı' olarak yeniden tanımlıyor. Bu, diğer ülkelerin de kendi dillerini ve kültürlerini koruyarak İngilizce öğretme yöntemlerini gözden geçirmesine yol açabilir. Ayrıca, Çin'in 'Kuşak ve Yol' girişimi kapsamında artan ekonomik ve kültürel etkisi, bu tür müfredat değişikliklerini daha da yaygınlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in İngilizce ders kitaplarını kendi ulusal anlatısına göre yeniden düzenlemesi, Türkiye için iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, Türkiye'de de yabancı dil eğitiminde kültürel içerik tartışmaları sürüyor; milli eğitim müfredatında yerli ve milli değerlere daha fazla yer verilmesi yönünde adımlar atılıyor. Çin örneği, bu tür politikaların nasıl uygulandığını gösteriyor. İkincisi, Çin'in Batı etkisinden uzaklaşırken ekonomik ve teknolojik işbirliğini sürdürmesi, Türkiye gibi ülkeler için denge politikası açısından ders niteliğinde. Türkiye, hem Batı ile ilişkilerini koruyup hem de Asya ile bağlarını güçlendirirken, eğitim ve kültür alanında benzer bir 'özgün model' geliştirebilir. Ayrıca, Çinli öğrencilerin yurt dışı eğilimlerindeki değişim, Türkiye'nin uluslararası öğrenci çekme stratejilerini de etkileyebilir.