Çin'de evcil hayvanlar, özellikle genç çiftler için hayatın ve romantik ilişkilerin ayrılmaz bir parçası haline geldi. İlişkiler sona erdiğinde ise "velayet" kimin olacak sorusu, hukuki açıdan gri bir alan olarak çiftler için acı verici bir anlaşmazlığa dönüşüyor. Ülkedeki evcil hayvan endüstrisi verilerine göre, kentsel köpek ve kedi nüfusu son yıllarda hızla artarak milyonlara ulaştı. Ancak Çin yasalarında evcil hayvanlar hâlâ "taşınır mal" olarak tanımlanıyor ve bu durum, ayrılık sonrası hayvanların kaderini belirsiz bırakıyor.
Yasal Boşluk ve Artan Anlaşmazlıklar
Çin'de Medeni Kanun'da evcil hayvanlar özel bir hukuki statüye sahip değil; ev eşyası gibi değerlendiriliyor. Bu nedenle boşanma davalarında mahkemeler genellikle hayvanı kimin satın aldığına veya kimin adına kayıtlı olduğuna bakarak karar veriyor. Ancak hayvanın bakımını fiilen kimin üstlendiği, duygusal bağ gibi faktörler yasal olarak bağlayıcı değil. Son dönemde özellikle büyük şehirlerdeki mahkemelere yansıyan evcil hayvan velayeti davalarında artış yaşanıyor. Hukukçular, bu tür davaların sayısının arttığını ancak yeknesak bir uygulama olmadığını belirtiyor. Bazı mahkemeler ortak velayet benzeri çözümler üretmeye çalışsa da, bu konuda henüz yerleşik bir içtihat oluşmuş değil.
Uzmanlar, evcil hayvanların "canlı" varlıklar olduğu gerçeğinin yasal düzenlemelere yansıtılması gerektiğini savunuyor. Hayvan refahı göz önünde bulundurularak, hangi tarafın hayvana daha iyi bakabileceği, hayvanın yaşam alanına uyumu gibi kriterlerin yasal olarak tanımlanması gerekiyor. Ancak bu tür düzenlemelerin hayata geçirilmesi, hayvan hakları savunucularının uzun süredir dile getirdiği taleplere rağmen henüz gündemde değil.
Küresel Boyut ve Türkiye ile Karşılaştırma
Evcil hayvan velayeti sorunu sadece Çin'e özgü değil. ABD, İngiltere ve birçok Avrupa ülkesinde de boşanma davalarında evcil hayvanların durumu tartışılıyor. Bazı ülkelerde mahkemeler hayvanın "refahı" ilkesini öne çıkararak karar veriyor. Örneğin İspanya'da 2021'de yürürlüğe giren yasa ile evcil hayvanlar artık "eşya" olarak değil, "canlı varlık" olarak tanınıyor ve boşanma davalarında velayetleri düzenlenebiliyor. Türkiye'de ise durum Çin'e benzer şekilde, evcil hayvanlar Medeni Kanun kapsamında eşya olarak değerlendiriliyor. Ancak son yıllarda Türkiye'de de hayvan hakları konusunda farkındalık artıyor ve yeni yasal düzenlemeler tartışılıyor. Çin'deki bu tartışma, küresel ölçekte evcil hayvanların hukuki statüsünün yeniden tanımlanması yönündeki bir eğilimin parçası olarak görülebilir.
Çin'de evcil hayvan sahipliği, özellikle genç nesil arasında hızla yaygınlaşıyor. Evcil hayvan endüstrisi raporlarına göre, kentsel alanlarda köpek ve kedi nüfusu 100 milyonu aşmış durumda. Bu artış, beraberinde yeni hukuki ve sosyal sorunları da getiriyor. Evcil hayvanların duygusal değeri ile maddi değeri arasındaki fark, mahkemelerin karar verme sürecini zorlaştırıyor. Bazı çiftler, ayrılık sonrası evcil hayvanın bakımını paylaşmak için özel anlaşmalar yapıyor ancak bu anlaşmaların yasal bağlayıcılığı yok. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde bu tür davaların artmaya devam edeceğini ve yasal düzenlemelerin kaçınılmaz hale geldiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'de evcil hayvan velayeti tartışması, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir gelişme olmasa da, küresel ölçekte hayvan hakları ve aile hukuku alanındaki dönüşümü yansıtıyor. Türkiye'de de evcil hayvan sahipliği artıyor ve boşanma davalarında benzer sorunlar yaşanabiliyor. Çin'deki bu tartışma, Türkiye'deki yasal düzenlemeler için de bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca, hayvan refahı konusundaki uluslararası standartların yükselmesi, Türkiye'nin de bu alanda adım atmasını teşvik edebilir. Ancak doğrudan bir dış politika veya ekonomik etkisi bulunmuyor; daha çok sosyal ve hukuki bir mesele olarak değerlendirilmeli.