Çin hükümetinin 1 Ocak’ta yürürlüğe koyduğu etnik birlik yasası, uluslararası toplumda ‘zorla asimilasyon’ ve azınlık haklarının ihlali endişelerini artırdı. Yasa, Uygur ve Tibetli toplulukların kültürel ve dilsel özerkliğini daha da kısıtlarken, Pekin’in muhalifleri yurt dışında bile takip etmesine olanak tanıyan maddeler içeriyor. Tayvan, Birleşmiş Milletler ve çok sayıda insan hakları örgütü, yasanın özellikle Doğu Türkistan (Sincan) ve Tibet’teki azınlıklar üzerinde baskıyı artıracağını savunuyor.
Gelişmenin arka planı: Yeni yasanın getirdikleri
Çin Ulusal Halk Kongresi tarafından geçtiğimiz yıl onaylanan “Etnik Birlik ve İlerleme Yasası”, resmi tanıma göre farklı etnik gruplar arasında uyumu teşvik etmeyi amaçlıyor. Ancak eleştirmenler, yasanın daha önceki “terörle mücadele” ve “aşırıcılıkla mücadele” politikalarına yasal bir zemin hazırladığını belirtiyor.
Yasa, etnik grupların kendi dillerini kullanma ve kültürel geleneklerini sürdürme haklarını sınırlandırmanın yanı sıra, Çin’in egemenliğini ve ulusal birliğini tehdit ettiği düşünülen her türlü faaliyeti “etnik ayrılıkçılık” olarak tanımlıyor. Bu kapsamda, okullarda Mandarin Çincesi dışında dillerde eğitim verilmesi engellenebilecek, dini ritüellere kısıtlamalar getirilebilecek.
Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar yasanın, Çin’in Sincan’daki Uygur Türklerine yönelik kitlesel gözetim, zorla çalıştırma ve “yeniden eğitim kampları” uygulamalarını meşrulaştırdığını ifade ediyor. Özellikle yasanın ülke dışında yaşayan Çin vatandaşlarını da kapsaması, sürgündeki muhaliflerin yasal takibata uğrayabileceği anlamına geliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin yasayı, ülkenin “egemenlik ve toprak bütünlüğünü koruma” hakkı çerçevesinde savunuyor. Pekin, Sincan ve Tibet’te binlerce kişinin keyfi gözaltına alındığı ve kültürel soykırım yapıldığı yönündeki iddiaları ise “asılsız” olarak nitelendiriyor. Bununla birlikte, yasa Batılı ülkeler ve Birleşmiş Milletler’den sert tepki aldı. ABD, yasayı kınarken, Avrupa Birliği Çin’e etnik azınlıkların haklarına saygı gösterme çağrısı yaptı.
Yasa, Çin’in Orta Asya ve Güney Asya’daki nüfuz mücadelesinde de önemli bir faktör haline gelebilir. Özellikle Türkiye, Pakistan ve bazı Güneydoğu Asya ülkelerindeki Müslüman topluluklar, Uygur Türklerine yönelik asimilasyon politikalarına karşı duyarlı olmayı sürdürüyor. Çin’in BRI (Kuşak ve Yol Girişimi) kapsamında bu ülkelerle olan ekonomik işbirliği, insan hakları endişeleri ile dengelenmeye çalışılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel ve kültürel bağları nedeniyle Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin durumunu yakından izliyor. Bu yasa, Ankara ile Pekin arasında hassas bir denge oluşturuyor. Türkiye, Çin ile ekonomik ilişkilerini geliştirirken (özellikle Kuşak ve Yol projelerinde) azınlık hakları konusunda da insani endişelerini dile getiriyor. Yasanın kapsamının genişlemesi, Türkiye’nin uluslararası platformlarda daha aktif bir söylem geliştirmesine neden olabilir. Ayrıca, sürgündeki Uygur toplumunun Türkiye'deki varlığı, yasanın yurt dışı uzantıları nedeniyle Ankara’yı diplomatik olarak zorlayabilir.