Çin hükümeti, yavaşlayan ekonomiyi desteklemek amacıyla yeni pro-büyüme politikaları açıklamaya hazırlanıyor. Yetkililer, ekonomik büyümeyi teşvik edecek önlemlerin yanı sıra, çöküşte olan emlak piyasasını istikrara kavuşturacak politikalar üzerinde de çalışıyor. Bloomberg Economics Baş Asya Ekonomisti Chang Shu'ya göre, hükümetin hızlandırma paketi, durgun seyreden tüketimi doğrudan canlandırmaktan ziyade yatırımı hedefleyecek. (Kaynak: Bloomberg)
Gelişmenin Arka Planı
Çin ekonomisi, son aylarda pandemi sonrası toparlanmanın beklenenden yavaş olması ve emlak sektöründeki derin krizle mücadele ediyor. Ülkenin gayri safi yurtiçi hasılası (GSYH) ikinci çeyrekte yıllık bazda yüzde 6,3 artış gösterse de, bu oran piyasa beklentilerinin altında kaldı. Özellikle genç işsizlik oranının rekor seviyelere ulaşması ve deflasyon baskılarının artması, Pekin yönetimini yeni adımlar atmaya zorluyor.
Hükümetin açıklamayı planladığı önlemler arasında altyapı harcamalarının artırılması, özel sektöre yönelik vergi indirimleri ve konut alıcılarına yönelik teşviklerin genişletilmesi bulunuyor. Ancak Bloomberg Economics'ten Chang Shu, bu teşviklerin ağırlıklı olarak yatırım tarafına yöneleceğini, tüketim tarafında ise sınırlı kalacağını vurguluyor. Shu'ya göre, Çin'in tasarruf oranının yüksek olması ve hanehalkı borçluluğunun artması, doğrudan tüketim canlandırma önlemlerinin etkisini azaltıyor.
Emlak piyasası ise Çin ekonomisinin en kırılgan noktası olmaya devam ediyor. Dev gayrimenkul şirketleri Evergrande ve Country Garden'ın borç krizleri, sektöre olan güveni sarstı. Konut satışları ülke genelinde düşüş eğiliminde ve birçok şehirde fiyatlar geriliyor. Hükümet, bu durumu tersine çevirmek için ipotek kredilerinde faiz indirimi, konut alım kısıtlamalarının gevşetilmesi gibi adımlar üzerinde çalışıyor. Ancak uzmanlar, bu önlemlerin piyasayı tam anlamıyla istikrara kavuşturmak için yeterli olmayabileceği görüşünde.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in ekonomik politikaları, küresel ekonominin gidişatı açısından büyük önem taşıyor. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin, küresel ticaretin ve emtia fiyatlarının belirlenmesinde kilit rol oynuyor. Çin'den gelecek güçlü bir teşvik paketi, başta Avustralya, Brezilya ve Şili gibi emtia ihracatçısı ülkeler olmak üzere birçok ülkeyi olumlu etkileyebilir. Öte yandan, Çin'in talebindeki olası bir artış, küresel enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir ve merkez bankalarının faiz politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.
Asya-Pasifik bölgesinde ise Çin'in ekonomik performansı, bölge ülkelerinin ihracat ve büyüme beklentilerini doğrudan etkiliyor. Güney Kore, Japonya ve Tayvan gibi ülkeler, Çin'e yaptıkları ara mal ve teknoloji ihracatıyla ekonomilerini ayakta tutuyor. Çin'deki yavaşlama, bu ülkelerin ihracat gelirlerini düşürerek bölgesel büyümeyi frenleyebilir. Ayrıca, Çin'in emlak krizi, küresel finans piyasalarında da dalgalanmalara yol açabilir; zira birçok uluslararası banka ve yatırım fonu, Çinli gayrimenkul şirketlerine kredi vermiş durumda.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, Çin'in ekonomik yavaşlamasının küresel büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etmelerine neden oldu. Son raporlarda, Çin'in 2023 büyüme tahmini yüzde 5 civarına çekildi. Hükümetin açıklayacağı yeni önlemler, bu tahminleri yukarı çekebilir veya aşağı yönlü riskleri artırabilir. Piyasalar, Çin'in atacağı adımları yakından izliyor; zira Pekin'in politikaları, küresel risk iştahını ve sermaye akımlarını etkileme potansiyeline sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in ekonomik teşvik paketi, Türkiye'yi birkaç kanaldan etkileyebilir. Öncelikle, Çin'in yatırım odaklı büyüme hamlesi, küresel emtia fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'nin enerji ve hammadde ithalat maliyetlerini artırabilir. Öte yandan, Çin'deki canlanma, Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki talebi güçlendirebilir; özellikle otomotiv, tekstil ve makine sektörlerinde. Ayrıca, Çin'in emlak piyasasını istikrara kavuşturma çabaları, inşaat malzemeleri ihracatçıları için fırsat yaratabilir. Ancak, Çin'in tüketim yerine yatırıma ağırlık vermesi, Türkiye'nin nihai tüketici ürünleri ihracatını sınırlayabilir. Genel olarak, Çin ekonomisindeki toparlanma, Türkiye'nin makroekonomik dengeleri ve dış ticaret açığı üzerinde karışık etkiler yaratacaktır.