Çin ekonomisi, 2023 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 4,5 oranında büyüme kaydederek ekonomistlerin beklentilerini aştı. Ülkenin resmi verilerine göre, gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) temmuz-eylül döneminde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla bu oranda arttı. Büyüme, ikinci çeyrekteki yüzde 3,2'lik artışın ardından hız kazandı. Yapay zeka (YZ) teknolojilerine dayalı ihracatın bu performansta kilit rol oynadığı belirtiliyor.
Büyümenin arka planı: Yapay zeka ihracatı ve politika desteği
Çin Ulusal İstatistik Bürosu tarafından açıklanan verilere göre, üçüncü çeyrek büyümesi, pandemi sonrası toparlanmanın ivme kazandığına işaret ediyor. Özellikle yapay zeka destekli ürünlerin ihracatındaki artış, ekonomik büyümeyi destekleyen ana unsur olarak öne çıktı. Çin'in elektrikli araçlar, güneş panelleri ve yarı iletkenler gibi yüksek katma değerli ürünlerdeki ihracat performansı, küresel talepteki dalgalanmalara rağmen güçlü seyretti.
Hükümetin altyapı yatırımlarını artırması ve özel tüketimi teşvik edici önlemleri de büyümeye katkı sağladı. Ancak, gayrimenkul sektöründeki yavaşlama ve genç işsizliğindeki artış gibi yapısal sorunlar, ekonominin kırılganlığını koruduğuna dikkat çekiyor. Çin Merkez Bankası'nın (PBOC) faiz indirimleri ve likidite desteği, piyasalarda güveni artırmaya yönelik adımlar olarak yorumlandı.
Uzmanlar, üçüncü çeyrek büyümesinin, Çin'in yıllık büyüme hedefi olan yüzde 5 civarına ulaşma yolunda önemli bir adım olduğunu belirtiyor. Ancak, küresel ekonomik yavaşlama ve jeopolitik gerilimlerin, önümüzdeki dönemde risk oluşturmaya devam ettiği vurgulanıyor.
Küresel ve bölgesel yansımalar
Çin'in beklenenden güçlü büyümesi, küresel emtia fiyatlarından tedarik zincirlerine kadar geniş bir yelpazede etkili olabilir. Yapay zeka odaklı ihracat artışı, Çin'in teknolojik bağımsızlık hedefi doğrultusunda attığı adımların meyve verdiğini gösteriyor. Bu durum, ABD ile teknoloji rekabetinde yeni bir aşamaya işaret edebilir. Ayrıca, Çin'in ekonomik performansı, Asya-Pasifik bölgesindeki ticaret ortakları için de olumlu bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Ancak, Çin'in ihracat odaklı büyümesinin, küresel ticaret dengelerini ve gelişmekte olan ülkelerin rekabet gücünü nasıl etkileyeceği merak konusu.
Öte yandan, Çin'in iç talebindeki toparlanma sinyalleri, küresel markalar için fırsatlar yaratabilir. Ancak, gayrimenkul sektöründeki borç sorunu ve yerel yönetimlerin mali sıkıntıları, ekonominin orta vadeli görünümüne gölge düşürebilir. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kurumlar, Çin'in büyüme tahminlerini güncellemek için bu verileri yakından izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in ekonomik büyümesi, Türkiye'nin dış ticaret ve yatırım ilişkileri açısından dolaylı ama önemli etkiler taşıyor. Çin, Türkiye'nin en büyük ithalat kaynaklarından biri; artan Çin ihracatı, küresel emtia fiyatlarını ve tedarik zincirlerini etkileyerek Türkiye'nin dış ticaret açığını derinleştirebilir. Ancak, yapay zeka ve teknoloji alanındaki iş birlikleri, Türk şirketleri için yeni fırsatlar sunabilir. Ayrıca, Çin'in enerji talebindeki artış, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetini etkileyebilir. Türkiye, Kuşak ve Yol projesi kapsamında Çin ile ilişkilerini güçlendirirken, bu büyümenin yansımalarını dikkatle izlemeli.