Çin ekonomisi, 2024 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,3 oranında büyüyerek, 2022'de pandeminin etkili olduğu dönemden bu yana en düşük performansını sergiledi. Bu oran, Pekin yönetiminin yıl başında belirlediği yüzde 5'lik büyüme hedefinin oldukça altında kalırken, hükümetin ağustos ayında revize ettiği yüzde 4,5-5 bandının da alt sınırının gerisinde kaldı. Çin Başbakanı Li Çiang liderliğindeki hükümet, büyümedeki yavaşlamanın ardından yeni bir teşvik paketi açıklamaya hazırlanıyor. Uzmanlar, bu yavaşlamanın nedenleri arasında emlak sektöründeki derin kriz, tüketici harcamalarındaki durgunluk ve işsizlik oranlarındaki artışı sıralıyor. Çin, geçtiğimiz yıl yüzde 5,2 büyüme kaydetmişti.
Emlak krizi ve tüketimdeki durgunluk
Çin ekonomisinin ana motorlarından biri olan emlak sektörü, Evergrande ve Country Garden gibi dev şirketlerin borç kriziyle sarsılmaya devam ediyor. Ev fiyatları gerilerken, inşaat faaliyetleri yavaşladı ve bu durum istihdam üzerinde baskı oluşturdu. Tüketici güven endeksi, pandemi sonrası toparlanma umutlarına rağmen düşük seyrediyor. Hane halkı, artan işsizlik endişeleri ve gelecekteki gelir belirsizlikleri nedeniyle harcamalarını kısıyor. Özellikle genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 17'nin üzerinde seyrediyor. Bu durum, iç talebin canlanmasını engelliyor ve Çin'in uzun vadeli büyüme potansiyeline ilişkin soru işaretleri doğuruyor.
Pekin yönetimi, ekonomiyi canlandırmak için faiz indirimleri, banka rezerv zorunluluklarının düşürülmesi ve emlak piyasasına yönelik kısmi gevşemeler gibi önlemler aldı. Ancak bu adımlar henüz beklenen etkiyi yaratmadı. Ekonomistler, Çin'in yapısal sorunları çözmedikçe büyümenin %4 civarında istikrar kazanabileceğini öngörüyor. Bu oran, Çin'in 2035 yılına kadar kişi başına milli geliri iki katına çıkarma hedefi için yetersiz kalıyor.
Küresel etkiler ve ticaret savaşları
Çin'in yavaşlayan büyümesi, küresel tedarik zincirleri ve emtia fiyatları üzerinde doğrudan etkili. Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve birçok ülkenin en büyük ticaret ortağı konumunda. Çin'deki talep düşüşü, başta Avustralya, Brezilya ve Şili olmak üzere emtia ihracatçısı ülkeleri olumsuz etkiliyor. Ayrıca, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları ve teknoloji yaptırımları, Çin'in ihracatını ve yatırımlarını baskılıyor. Batılı şirketler, tedarik zincirlerini çeşitlendirme konusunda daha istekli hale gelirken, Çin'in 'yeni enerji' ve yapay zeka gibi alanlardaki yatırımları uzun vadeli büyüme için umut vadediyor. Ancak kısa vadede, Çin ekonomisindeki yavaşlamanın küresel büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturduğu belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'deki ekonomik yavaşlama, Türkiye'nin Asya'ya yönelik ticaret ve yatırım stratejileri açısından iki ucu keskin bir bıçak. Bir yandan Çin'in ithalat talebindeki daralma, Türkiye'nin Çin'e ihracatını (özellikle maden, kimyasal ve tarım ürünleri) olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Çinli şirketlerin artan kapasite fazlası nedeniyle dış pazarlara yönelmesi, Türkiye'deki üreticiler için rekabet baskısı yaratabilir. Bununla birlikte, Çin'den üretim üslerini çeşitlendirmek isteyen yatırımcılar için Türkiye cazip bir alternatif haline gelebilir. Türkiye'nin, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki altyapı yatırımlarında ve enerji projelerinde rol almaya devam etmesi, bu zorlu dönemde iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin istikrarlı seyretmesine katkı sağlayabilir.