Çin'in güneyindeki Shenzhen kentinde 29 yaşındaki Guo Zihao, sabahın erken saatlerinde 24 saat açık bir bilardo salonunda uyandı. Aylardır buralar onun geçici barınağıydı. En dibi gördüğü anda cebinde yalnızca 20 yuan (yaklaşık 3 dolar) kalmıştı. Guo'nun hikayesi, Çin'in genç işsizleri arasında hızla yayılan yeni bir yaşam tarzını gözler önüne seriyor: "duvara asılı kalma" (tangping) akımı. Gençler, bir gün çalışıp üç gün hiçbir şey yapmadan "yalnız yatmayı" tercih ediyor. Bu trend, ülkenin ekonomik yavaşlaması ve artan genç işsizliğiyle birlikte derinleşen bir umutsuzluğun ifadesi.
Duvara asılı kalma: Yeni bir yaşam stratejisi
"Tangping" kavramı, ilk olarak 2021'de Çinli bir blog yazarının "Yalnız Yatıyorum" başlıklı yazısıyla ortaya çıktı. O günden bu yana, özellikle 16-24 yaş arası gençler arasında hızla yayıldı. Guo gibi gençler, düşük ücretli, güvencesiz işlerde bir gün çalışıp kazandıklarıyla üç gün boyunca barınak, yemek ve internet kafe masraflarını karşılıyor. Bu döngü, onlara tam zamanlı bir işin getireceği stres ve tükenmişlikten kaçma imkanı sunuyor. Ancak aynı zamanda sosyal güvenceden, sağlık sigortasından ve gelecek planlarından tamamen vazgeçmek anlamına geliyor.
Çin hükümeti, genç işsizliğini "yapısal bir sorun" olarak tanımlıyor ve son yıllarda gençlere yönelik istihdam programlarını artırdı. Ancak pandemi sonrası toparlanmanın beklenenden yavaş olması, emlak krizinin sürmesi ve teknoloji sektöründeki daralma, milyonlarca üniversite mezurunu işsiz bıraktı. Resmi verilere göre, Haziran 2023'te genç işsizlik oranı yüzde 21,3 ile rekor kırdı. Hükümet, bu veriyi açıklamayı durdurdu ve yeni bir hesaplama yöntemi getirdi; ancak bağımsız ekonomistler, gerçek oranın çok daha yüksek olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin'deki bu trend, yalnızca bir kuşağın umutsuzluğu değil; aynı zamanda küresel ekonomik yavaşlamanın bir yansıması. ABD ile ticaret savaşları, Batı'nın teknoloji yaptırımları ve iç talepteki düşüş, Çin'in büyüme hızını yavaşlattı. Gençler, geleneksel "çok çalış, ev al, aile kur" hedefinin artık ulaşılamaz olduğunu görüyor. Bu durum, Güney Kore'deki "sampo" (üç şeyden vazgeçme) ve Japonya'daki "hikikomori" (sosyal çekilme) akımlarıyla paralellik taşıyor. Asya'da genç nesiller, artan yaşam maliyetleri, konut fiyatları ve iş güvencesizliği karşısında benzer tepkiler veriyor. Çin'deki "tangping" hareketi, sosyal medyada milyonlarca takipçi kazanan bir alt kültür haline geldi; hatta bazı yerel yönetimler, "tembellik" olarak nitelendirdikleri bu akımı engellemek için kamu spotları yayınladı.
Uzmanlar, bu eğilimin uzun vadede Çin'in iş gücü verimliliğini ve tüketim harcamalarını olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunuyor. Gençlerin tasarruf yapmaması, evlilik ve çocuk sahibi olmaktan kaçınması, ülkenin demografik krizini daha da derinleştiriyor. 2023'te Çin nüfusu 60 yıl sonra ilk kez azaldı. Hükümet, doğum oranlarını teşvik etmek için vergi indirimleri ve kreş desteği gibi önlemler alsa da, gençlerin ekonomik güvencesizliği bu politikaların etkisini sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'deki genç işsizliği ve "duvara asılı kalma" akımı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel ekonomik dengeler açısından önemli sinyaller veriyor. Çin, Türkiye'nin en büyük ithalat partnerlerinden biri; ekonomik yavaşlama, Türk ihracatçıları için talep daralması anlamına gelebilir. Ayrıca, genç nüfusta artan umutsuzluk ve tüketimden çekilme, küresel tedarik zincirlerini ve emtia fiyatlarını etkileyebilir. Türkiye'nin kendi genç işsizlik sorunuyla benzerlik taşıyan bu trend, sosyal politikalar ve istihdam stratejileri açısından karşılaştırmalı bir ders sunuyor. Ankara, Çin ile ticaretini çeşitlendirirken bu tür sosyo-ekonomik riskleri de göz önünde bulundurmalı.