Çin devlet medyası, yapay zekâ (YZ) alanında hızla yaygınlaşan İngilizce terimlerin kullanımının sonlandırılması ve bunların yerine standartlaştırılmış Çince karşılıkların getirilmesi çağrısında bulundu. Bu girişim, ülkenin “söylem gücünü” artırma hedefinin bir parçası olarak görülüyor. Çin’de yapay zekâ teknolojilerinin hızla yayılmasıyla birlikte, “makine öğrenimi”, “yapay sinir ağları” ve “büyük dil modelleri” gibi İngilizce terimler günlük konuşma diline girmiş durumda. Devlet medyası, bu durumun Çin’in teknolojik bağımsızlık ve kültürel egemenlik hedefleriyle çeliştiğini savunuyor.
Dil Politikası ve Teknolojik Milliyetçilik
Çin’in önde gelen gazetelerinden People’s Daily (Halkın Günlüğü) ve Global Times (Küresel Zamanlar), yayımladıkları makalelerde yapay zekâ terimlerinin Çince karşılıklarının kullanılmasının önemini vurguladı. Bu çağrı, Çin Komünist Partisi’nin dil politikalarını teknoloji alanına da taşıma stratejisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. 2023’te yürürlüğe giren “Yapay Zekâ Terimleri Standartları” çerçevesinde, “artificial intelligence” yerine “ren gong zhi neng” (yapay zekâ), “machine learning” yerine “ji qi xue xi” (makine öğrenimi) gibi ifadelerin kullanılması teşvik ediliyor.
Uzmanlar, bu girişimin yalnızca dilsel bir tercih olmadığını, aynı zamanda Çin’in teknolojik alanda Batı’ya olan bağımlılığını azaltma ve kendi teknolojik ekosistemini oluşturma çabasının bir parçası olduğunu belirtiyor. Çin devleti, yapay zekâ alanında küresel bir lider olmayı hedeflerken, dilin de bu hedefe uygun şekilde şekillendirilmesi gerektiğine inanıyor. Ayrıca, Çin’in kendi sosyal medya platformları ve teknoloji devleri (Baidu, Alibaba, Tencent) tarafından geliştirilen yapay zekâ modellerinin, İngilizce terimler yerine Çince terimlerle anılması, ülkenin teknolojik bağımsızlık vurgusunu güçlendiriyor.
Küresel Rekabet ve Söylem Gücü Mücadelesi
Bu adım, Çin’in küresel ölçekte “söylem gücü” (discourse power) olarak adlandırılan kavramın önemli bir parçası. Çin, uluslararası platformlarda ve teknoloji alanında söz sahibi olmak için yalnızca altyapı ve inovasyona değil, aynı zamanda terminoloji üzerindeki kontrolüne de önem veriyor.Yapay zekâ alanında şu ana kadar İngilizce terimlerin egemenliği, Çin’in kendi teknolojik gelişmelerini bile İngilizce kavramlarla ifade etmek zorunda kalmasına yol açmıştı. Bu durum, Çin’in teknolojik başarılarının Batı merkezli bir çerçevede algılanmasına neden oluyordu.
Çin’in bu hamlesi, yalnızca kendi iç pazarını değil, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesindeki etkisini de kapsıyor. Çin, bölgedeki diğer ülkelerle teknoloji iş birliği yaparken, kendi terminolojisini de ihraç etmeyi hedefliyor. Özellikle “Kuşak ve Yol” girişimi kapsamında dijital altyapı projeleri yürüten Çin, bu projelerde kullanılan yazılımlarda Çince terimlerin standart hale getirilmesini teşvik ediyor. Bu durum, Çin’in teknoloji alanında bölgesel bir lider olma iddiasını dil politikalarıyla da pekiştirme çabası olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in bu dil politikası girişimi, Türkiye’nin kendi teknoloji hamleleri açısından önemli bir örnek teşkil edebilir. Türkiye, son yıllarda yerli yapay zekâ ekosistemini geliştirmeye çalışırken, teknolojik terimlerin Türkçeleştirilmesi konusunda benzer tartışmalar yaşayabilir. Ayrıca, Çin’in “söylem gücünü” artırma çabası, küresel teknoloji rekabetinde dilin stratejik bir unsur olarak önemini göstermektedir. Türkiye, teknoloji ihracatını ve bölgesel etkisini artırmayı hedefliyorsa, kendi teknoloji terimlerini standartlaştırma ve uluslararası alanda bu terimleri benimsetme politikalarını gözden geçirebilir. Bu bağlamda, Çin’in deneyimi Türkiye için hem bir ilham kaynağı hem de dikkatle izlenmesi gereken bir model olabilir.