Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması’na ait bir denizaltı, nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip bir balistik füzenin test atışını Pasifik Okyanusu’na gerçekleştirdi. 2024 yılından bu yana ilk kez yapılan bu deneme, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın füzenin düşme bölgesine ilişkin uyarılmasının ardından geldi. Savunma çevreleri, testin Çin’in deniz tabanlı caydırıcılık kabiliyetlerini geliştirme çabalarının bir parçası olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Test, Çin’in nükleer üçlüsünü (kara, hava ve deniz tabanlı fırlatma sistemleri) güçlendirmeye yönelik uzun vadeli programının bir adımı olarak değerlendiriliyor. Denizaltıdan fırlatılan balistik füze (SLBM) denemeleri, Çin’in sessiz ve hareketli bir denizaltı filosuna sahip olarak sürpriz bir nükleer saldırıya uğrama riskini azaltmayı hedefliyor. Uzmanlar, bu testin Pekin’in nükleer cephaneliğini nicelik ve nitelik olarak artırma stratejisiyle uyumlu olduğunu vurguluyor.
Çin resmi makamları testin uluslararası hukuka uygun olduğunu ve daha önce duyurulan uyarı bölgesinde gerçekleştirildiğini açıkladı. Ancak Batılı kaynaklar, füzenin menzilinin Guam veya Hawaii’deki ABD askeri tesislerini vurabilecek düzeyde olduğuna dikkat çekiyor. Bu durum, Pasifik’teki güç dengesi ve ABD’nin bölgedeki müttefikleri açısından endişe yaratıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avustralya ve Yeni Zelanda, test öncesinde kendilerine bildirilen bölgede füzenin düşmesinin güvenlik endişesi yaratmadığını, ancak bu tür denemelerin şeffaflık ve güven artırıcı önlemler çerçevesinde yapılması gerektiğini vurguladı. Çin’in Pasifik’teki nükleer denemeleri, bölge ülkelerinde silahlanma yarışını tetikleme potansiyeli taşıyor. ABD, Avustralya ve İngiltere arasındaki AUKUS paktı (nükleer denizaltı işbirliği) da bu bağlamda daha da önem kazanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in nükleer denizaltı füze testi doğrudan Türkiye’yi hedef almasa da küresel nükleer dengeleri etkiliyor. Türkiye, NATO üyesi olarak Pasifik’teki bu gelişmeleri ittifakın doğu kanadıyla ilgili güvenlik konularıyla birlikte değerlendirmek zorunda. ABD-Çin rekabetinin tırmanması, Türkiye’nin Çin ile ekonomik ilişkilerini (örneğin Kuşak ve Yol Projesi) ve Rusya’ya alternatif arayışını da karmaşık hale getirebilir. Ayrıca füze savunma sistemleri ve nükleer silahsızlanmaya yönelik mevcut çabaları dolaylı olarak etkileyebilir.