Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yapılan üç tur gayri resmi oylamanın ardından, iki Latin Amerikalı kadın diplomat arasında Birleşmiş Milletler'in ilk kadın genel sekreterinin kim olacağına dair belirsizlik sürüyor. Çin'in, önümüzdeki günlerde kritik bir karar vererek bu isimlerden birini desteklemesi bekleniyor. Kosta Rika'dan Christiana Figueres ve Guyana'dan Rebeca Grynspan'ın yarıştığı süreçte, Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri henüz bir uzlaşı sağlayamadı.
Gelişmenin arka planı
Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği için yürütülen seçim süreci, Güvenlik Konseyi'nin 15 üyesi arasında yapılan gayri resmi oylamalarla şekilleniyor. Bugüne kadar üç tur oylama yapıldı ancak hiçbir aday, daimi üyelerin (Çin, Fransa, Rusya, Birleşik Krallık ve ABD) veto tehdidi olmaksızın gerekli desteği toplayamadı. Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri, genel sekreter adayını belirlemede kilit rol oynuyor. Çin ve Rusya'nın, Batı yanlısı bir aday yerine daha bağımsız bir isim istediği, ABD ve Avrupa ülkelerinin ise reformist bir lider arayışında olduğu belirtiliyor.
Kosta Rika'dan Christiana Figueres, iklim değişikliği müzakerelerindeki deneyimiyle öne çıkıyor. 2010-2016 yılları arasında BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri olarak görev yapan Figueres, 2015 Paris Anlaşması'nın mimarlarından biri olarak kabul ediliyor. Güçlü bir çevre diplomasisi geçmişine sahip. Guyana'dan Rebeca Grynspan ise Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) eski yöneticisi ve şu anda BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın (UNCTAD) genel sekreteri. Grynspan, kalkınma ekonomisi ve yoksullukla mücadele konularındaki çalışmalarıyla tanınıyor. Her iki aday da Latin Amerika ve Karayipler bölgesinden; bu bölge, genel sekreterlik için geleneksel olarak sırayla temsil ediliyor.
Çin'in, son üç gün içinde çeşitli BM delegasyonlarıyla yaptığı görüşmelerde henüz net bir pozisyon almadığı, ancak kararını yakında açıklaması bekleniyor. Güvenlik Konseyi'ndeki oylamalarda genellikle daimi üyelerin veto hakkı olduğu için, Çin'in desteği kritik önem taşıyor. Çin'in hangi adayı destekleyeceği, hem bölgesel dengeler hem de BM'nin gelecekteki yönelimi açısından belirleyici olacak. Çin, genel sekreterin tarafsız ve gelişmekte olan ülkelerin çıkarlarını gözeten biri olmasını istiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
BM Genel Sekreterliği seçimi, küresel yönetişim açısından büyük önem taşıyor. Mevcut Genel Sekreter António Guterres'in görev süresi 2026 sonunda doluyor. Yeni genel sekreterin, iklim değişikliği, küresel ekonomi, güvenlik ve insani krizler gibi birçok acil sorunla mücadele etmesi gerekecek. İlk kadın genel sekreterin seçilmesi, BM'nin 80 yıllık tarihinde bir ilk olacak ve cinsiyet eşitliği açısından sembolik bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak seçim süreci, büyük güçler arasındaki rekabetin gölgesinde ilerliyor. ABD ve Çin arasındaki jeopolitik gerilim, BM içindeki karar alma mekanizmalarını da etkiliyor.
Latin Amerika ve Karayipler, BM Genel Sekreterliği için rotasyon ilkesi çerçevesinde bu dönem aday çıkarma hakkına sahip. Bölge ülkeleri, iki kadın adaydan birinin seçilmesi konusunda büyük ölçüde hemfikir. Ancak Güvenlik Konseyi'ndeki daimi üyelerin veto yetkisi, seçimi çıkmaza sokabiliyor. Çin'in tutumu, bu noktada belirleyici olacak. Çin, Afrika ve Asya ülkeleriyle yakın ilişkileri nedeniyle, gelişmekte olan ülkelerin desteğini arkasına almak istiyor. Ayrıca, BM'nin reforme edilmesi ve Güvenlik Konseyi'nin genişletilmesi tartışmalarında da etkili bir genel sekreter görmek istiyor.
Öte yandan, ABD ve Avrupa ülkeleri, insan hakları ve demokrasi konularında daha aktif bir genel sekreter tercih ediyor. Figueres'in iklim aktivizmi ve Grynspan'ın kalkınma odaklı yaklaşımı, bu ülkelerin öncelikleriyle kısmen örtüşüyor. Ancak Çin ve Rusya, Batı'nın etkisini dengelemek için farklı bir aday üzerinde uzlaşabilir. Seçim sürecinin önümüzdeki haftalarda netleşmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Birleşmiş Milletler'in en aktif üyelerinden biri olarak genel sekreter seçimini yakından takip ediyor. İlk kadın genel sekreterin belirlenmesi, BM'nin kurumsal dönüşümü açısından önemli bir adım. Türkiye, BM reformu ve Güvenlik Konseyi'nin genişletilmesi konusunda uzun süredir çağrı yapıyor. Yeni genel sekreterin, özellikle Suriye, Filistin ve Karadeniz gibi bölgesel krizlerde dengeli bir tutum sergilemesi Ankara'nın öncelikleri arasında. Ayrıca, Türkiye'nin BM Barış Gücü operasyonlarına katkısı ve insani yardım çalışmaları, yeni yönetimle ilişkilerin seyrini etkileyebilir. Çin'in belirleyici rolü, Türkiye-Çin ilişkileri açısından da bir test niteliğinde. NATO üyesi Türkiye ile Çin arasındaki denge, BM çatısı altında yeniden şekillenebilir.