Avrupa'da son aylarda yükselen korumacı dalga, Çin'in devlet destekli sanayi politikalarını hedef alıyor. Ancak uzmanlara göre, gümrük vergileri kısa vadede bazı sektörlere nefes aldırsa da, Avrupa'nın teknolojik liderliğini, endüstriyel dinamizmini ve ihracat rekabetçiliğini geri kazandıramaz. Bu durum, Avrupa'nın yeşil dönüşüm ve dijitalleşme hedefleriyle de çelişiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Avrupa Birliği yetkilileri, Çin'in elektrikli araçlar, güneş panelleri ve diğer stratejik sektörlerdeki devlet sübvansiyonlarının "haksız rekabet" yarattığını savunuyor. Fransa ve Almanya başta olmak üzere birçok üye ülke, Avrupa pazarını korumak için ek gümrük vergileri ve anti-damping önlemleri çağrısında bulunuyor. Ancak Brüksel'deki tartışmalar, bu önlemlerin Avrupa'nın yenilikçilik kapasitesini artırmaktan ziyade, geçici bir koruma sağlayacağı yönünde.
Avrupa Komisyonu'nun hazırladığı son raporlara göre, Çin'in toplam sübvansiyonlarının GSYH'ye oranı, ABD ve AB'nin çok üzerinde. Öte yandan, Avrupa'nın Ar-Ge harcamaları ve patent başvuruları Çin'in gerisinde kalıyor. Bu durum, Avrupa'nın rekabet gücünü artırmak için yapısal reformlara değil, kısa vadeli korumacılığa yöneldiğini gösteriyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Küresel ticaret savaşlarına dönüşme riski taşıyan bu gerginlik, yalnızca AB-Çin ilişkilerini değil, aynı zamanda transatlantik ittifakı da etkiliyor. ABD'nin Çin'e yönelik sert tutumu, Avrupa'yı da benzer önlemler almaya itiyor. Ancak Avrupa'nın karbon nötrlük hedefleri, ucuz yeşil teknoloji ithalatına bağımlılığını artırıyor. Bu noktada gümrük vergileri, Avrupa'nın enerji dönüşüm maliyetlerini yükselterek hem tüketicilere hem de çevreye zarar verebilir.
Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, Çin son 10 yılda yüksek teknoloji ihracatında AB'yi geçmiş durumda. Avrupa'nın inovasyon ekosistemini güçlendirmek yerine ticaret bariyerlerine yönelmesi, küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılanmasına ve teknoloji alanında bölünmelere yol açabilir. Bu durum, özellikle yarı iletkenler ve nadir toprak elementleri gibi kritik sektörlerde Avrupa'yı daha kırılgan hale getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa-Çin rekabeti, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. AB ile Gümrük Birliği anlaşması kapsamında Türkiye, Avrupa pazarına entegre bir üretim üssü konumunda. Ancak AB'nin Çin'e uygulayacağı yüksek gümrük vergileri, benzer sektörlerde faaliyet gösteren Türk firmalarını da olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Çin'den Avrupa'ya yönelen tedarik zincirlerinin Türkiye üzerinden geçmesi, lojistik ve üretim üssü olarak ülkenin stratejik değerini artırabilir. Türkiye'nin bu dengeli konumdan yararlanmak için teknoloji yatırımlarını hızlandırması ve AB standartlarına uyumunu sürdürmesi gerekiyor.