Pekin merkezli bir hükümet araştırmacısına göre Çin, ABD ile arasındaki genişleyen tahvil getiri farkının yarattığı pencereyi değerlendirerek yuanın arkasındaki finansman, riskten korunma ve varlık emme sistemlerini güçlendirmeli ve düşük faiz oranı avantajını kalıcı küresel kullanıma dönüştürmeli. Araştırmacı, bu fırsatın kaçırılması halinde yuanın uluslararasılaşma sürecinin yavaşlayabileeğini vurguluyor.
Getiri Farkının Arka Planı ve Yuanın Uluslararasılaşma Çabaları
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) agresif faiz artırımları sonrasında ABD Hazine tahvillerinin getirileri yükselirken, Çin Merkez Bankası (PBOC) ekonomik yavaşlamayla mücadele etmek için faiz oranlarını düşük tutuyor. Bu durum, ABD doları cinsinden varlıklarla yuan cinsinden varlıklar arasındaki getiri farkını tarihsel olarak genişletti. Örneğin, 10 yıllık ABD Hazine tahvili getirisi %4'ün üzerinde seyrederken, 10 yıllık Çin devlet tahvili getirisi %2,5 civarında bulunuyor. Bu fark, yatırımcıların daha yüksek getiri arayışıyla yuan varlıklarından çıkmasına ve yuanın değer kaybetmesine yol açıyor.
Ancak Pekin'deki araştırmacı, bu durumun paradoksal bir fırsat sunduğunu belirtiyor. Çin'in düşük faiz ortamı, yuan cinsinden borçlanmayı cazip hale getiriyor ve bu da yuanın uluslararası finansmanda kullanımını artırabilir. Araştırmacı, "Çin, getiri farkını bir zayıflık olarak görmek yerine, yuanın küresel finansmandaki rolünü güçlendirmek için bir kaldıraç olarak kullanmalı" diyor.
Yuanın uluslararasılaşması, Çin'in uzun süredir devam eden bir hedefi. Ancak sermaye kontrolleri, sınırlı konvertibilite ve jeopolitik gerilimler nedeniyle yuanın küresel rezerv para birimi olma yolunda kat ettiği mesafe sınırlı kaldı. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, 2023 yılı itibarıyla yuanın küresel döviz rezervlerindeki payı yaklaşık %2,5 seviyesinde. Bu oran, ABD dolarının %60'lık payının oldukça altında.
Bölgesel ve Küresel Boyut: De-dolarizasyon Tartışmaları ve Alternatif Sistemler
ABD ile Çin arasındaki jeopolitik rekabet, birçok ülkeyi dolar bağımlılığını azaltmaya ve alternatif ödeme sistemleri aramaya itiyor. Çin, bu ortamda yuanı uluslararası ticarette ve yatırımda daha fazla kullanmak için çeşitli girişimlerde bulunuyor. Özellikle Kuşak ve Yol Girişimi ülkeleriyle yapılan ticarette yuan kullanımı artıyor. Ayrıca, Çin'in sınır ötesi bankalararası ödeme sistemi (CIPS) ve dijital yuan projesi (e-CNY), yuanın uluslararası altyapısını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Ancak uzmanlar, yuanın küresel bir rezerv para birimi olmasının önünde önemli engeller olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında sermaye hesabı açıklığı, şeffaf ve öngörülebilir hukuk sistemi, derin ve likit finansal piyasalar yer alıyor. Çin, bu alanlarda reform yapmadan yuanın küresel rolünün sınırlı kalacağı değerlendiriliyor.
Öte yandan, getiri farkının genişlemesi, yuanın taşıma ticareti (carry trade) için cazip bir fonlama para birimi haline gelmesine neden oluyor. Yatırımcılar, düşük faizli yuan borçlanıp yüksek getirili varlıklara yatırım yaparak kâr elde ediyor. Bu durum, kısa vadede yuanın uluslararası kullanımını artırsa da, ani sermaye çıkışları riskini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin yuanının uluslararasılaşma çabaları ve ABD ile arasındaki getiri farkı, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, son yıllarda Çin ile ticaretini artırırken, yuan cinsinden ticaret ve yatırım imkanlarını değerlendiriyor. Türkiye'nin dış ticaret açığında Çin önemli bir paya sahip; yuanın daha yaygın kullanımı, Türk şirketleri için alternatif bir finansman kaynağı yaratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin dalgalı döviz kuru rejimi ve yüksek enflasyon ortamında, yuan cinsinden borçlanma maliyetleri dolar veya avroya göre daha cazip olabilir. Ancak, yuanın konvertibilitesindeki sınırlamalar ve jeopolitik riskler, bu potansiyeli sınırlayabilir. Türkiye'nin, Çin ile ilişkilerini dengeli tutarak, yuanın sunduğu fırsatlardan yararlanırken riskleri de yönetmesi gerekiyor.