ABD'li Cumhuriyetçi bir senatör, 58 Çin üniversitesi ve 62 teknoloji laboratuvarının ulusal güvenlik tehdidi olarak Pentagon tarafından kara listeye alınmasını talep etti. Pekin yönetimi, bu girişimi "Soğuk Savaş zihniyeti" olarak nitelendirerek sert tepki gösterdi. Eleştirmenler ise söz konusu hamlenin ABD-Çin bilimsel işbirliğini dondurarak uzun vadede ABD'nin kendi inovasyon kapasitesini baltalayabileceği uyarısında bulunuyor.
Girişimin Arka Planı ve Kapsamı
Adı açıklanmayan ancak Kongre'deki Cumhuriyetçi kanattan olduğu belirtilen senatörün talebi, Savunma Bakanlığı'na (Pentagon) sunulan resmi bir yazıyla iletildi. Yazıda, söz konusu 58 üniversite ve 62 teknoloji laboratuvarının "ulusal güvenlik riski" oluşturduğu iddia ediliyor. Liste, Çin'in önde gelen araştırma kurumlarını ve teknoloji firmalarıyla bağlantılı laboratuvarları kapsıyor. Senatör, bu kurumların ABD'nin savunma sanayii ve kritik teknolojileri açısından tehdit oluşturduğunu savunuyor. Pentagon'un henüz resmi bir yanıt vermediği, ancak talebin Savunma Bakanlığı içinde değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, düzenlediği basın toplantısında, "ABD'li bazı siyasetçilerin soğuk savaş zihniyetiyle hareket ederek Çin'e karşı yersiz suçlamalarda bulunduğunu" ifade etti. Sözcü, "Bu tür girişimler, bilimsel ve teknolojik işbirliğini siyasallaştırarak küresel bilim camiasına zarar veriyor" dedi. Pekin, ABD'yi karşılıklı saygıya ve işbirliğine dayalı bir ilişki kurmaya çağırdı.
Uzmanlar, bu hamlenin ABD-Çin ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Son yıllarda iki ülke arasında ticaret savaşından teknoloji rekabetine kadar birçok alanda yaşanan anlaşmazlıklara bir yenisi eklenmiş oluyor. Özellikle yarı iletkenler, yapay zeka ve kuantum hesaplama gibi alanlarda yaşanan rekabet, bilimsel işbirliğinin önünde ciddi bir engel teşkil ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'de 2018'den bu yana Çinli araştırmacılara yönelik soruşturmalar artmış durumda. Dönemin başkanı Donald Trump'ın başlattığı "Çin Girişimi" olarak bilinen program, birçok Çin kökenli bilim insanının gözaltına alınmasına ve akademik faaliyetlerinin kısıtlanmasına yol açmıştı. Joe Biden yönetimi programı sonlandırmış olsa da, Çin ile teknoloji rekabeti devam ediyor. ABD Kongresi'nde Çin'e karşı sert tutum alan isimler, özellikle savunma ve teknoloji alanında bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Öte yandan, birçok ABD'li üniversite ve araştırma kurumu, Çin ile işbirliğinin önemine vurgu yapıyor. Bilimsel araştırmaların küresel doğası gereği, Çinli bilim insanlarıyla ortak çalışmaların sürdürülmesinin ABD'nin inovasyon kapasitesi için hayati olduğu belirtiliyor. Özellikle iklim değişikliği, halk sağlığı ve temel bilimler gibi alanlarda işbirliğinin kesilmesinin her iki tarafa da zarar vereceği ifade ediliyor.
Çin, son yıllarda Ar-Ge yatırımlarını hızla artırarak bilimsel yayın sayısında ABD'yi geçmiş durumda. Ancak Çinli kurumların ABD ile işbirliği, birçok alanda kritik öneme sahip. Kara liste girişimi, bu işbirliğinin önünde ciddi bir engel oluşturabilir. Ayrıca, ABD'li müttefiklerin de benzer adımlar atması halinde, küresel bilimsel işbirliği ağı daha da parçalanabilir.
Uzmanlar, ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji kısıtlamalarının uzun vadede etkili olup olmayacağının tartışmalı olduğunu belirtiyor. Bazı analistler, bu tür hamlelerin Çin'in kendi teknolojik bağımsızlığını hızlandırabileceğini ve ABD'nin küresel bilimsel liderliğini zayıflatabileceğini savunuyor. Özellikle yapay zeka ve kuantum teknolojilerinde Çin'in hızlı ilerlemesi, ABD'yi endişelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-Çin arasındaki teknoloji rekabetinde denge politikası izlemeye çalışıyor. NATO üyesi olarak ABD ile stratejik ortaklığı bulunan Türkiye, aynı zamanda Çin ile ekonomik ve teknolojik işbirliğini geliştiriyor. Bu tür kara liste girişimleri, Türk üniversiteleri ve araştırma kurumlarının Çinli kurumlarla işbirliği yaparken karşılaşabileceği baskıları artırabilir. Ayrıca, küresel bilimsel işbirliğinin parçalanması, Türkiye'nin uluslararası araştırma projelerine katılımını zorlaştırabilir. Türkiye'nin kendi teknoloji hamlelerinde Çin ile işbirliği yapma imkanları kısıtlanabilir. Öte yandan, Batı ile ilişkilerde yaşanabilecek gerilimler, Türkiye'nin denge arayışını daha da karmaşık hale getirebilir.