Çin ile ABD arasında teknoloji alanında sağlanan geçici ateşkes, her an bozulabilecek kırılgan bir yapı sergiliyor. Uzmanlar, özellikle yarı iletkenler ve yapay zeka gibi kritik teknolojilerde yeni bir tedarik zinciri çatışması dalgasının yaklaştığına dikkat çekiyor. Bu durum, küresel ekonomideki belirsizlikleri artırırken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için de riskler ve fırsatlar barındırıyor.
Gelişmenin arka planı: ABD'nin Çin teknolojisine kısıtlamaları
ABD, ulusal güvenlik gerekçesiyle Çin'in ileri teknolojiye erişimini sınırlamak için bir dizi yaptırım ve ihracat kontrolü uyguluyor. 2022'de yarı iletken ihracatına getirilen kısıtlamalar, Çinli teknoloji devlerini zor durumda bıraktı. Çin ise kendi yarı iletken endüstrisini geliştirerek bu kısıtlamalara yanıt veriyor. Ancak ABD'li ve müttefik şirketler, Çin pazarına erişim kaybı nedeniyle milyarlarca dolar gelir kaybı yaşıyor. Reuters'ın haberine göre, Biden yönetimi bazı kısıtlamaları hafifletmeyi düşünse de Kongre'deki Çin karşıtı baskılar bu adımı zorlaştırıyor. Özellikle yapay zeka çiplerine yönelik yeni kısıtlamaların gündemde olduğu belirtiliyor.
Çin ise bu durumu fırsata çevirmeye çalışıyor. Ülke, 2025 yılına kadar yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik hedefini belirlemiş durumda. Ancak analistler, Çin'in bu alanda ABD ve müttefiklerinin teknolojik üstünlüğünü yakalamasının en az on yıl alacağını düşünüyor. Bu teknolojik rekabet, küresel tedarik zincirlerinde bölünmelere yol açıyor. Şirketler, Çin ve ABD arasında tercih yapmak zorunda kalıyor. Tayvan merkezli TSMC ve Güney Koreli Samsung gibi devler, her iki ülkede de üretim tesisleri kurarak bu belirsizliğe uyum sağlamaya çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi
ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji kısıtlamaları, yalnızca iki ülkeyi değil, tüm küresel tedarik zincirlerini etkiliyor. Çip üretiminde kritik olan nadir toprak elementleri ve özel kimyasalların büyük kısmı Çin'de üretiliyor. ABD ve müttefikleri, bu bağımlılığı azaltmak için alternatif kaynaklar arıyor. Avrupa Birliği, yarı iletken üretimini artırmak için 43 milyar avroluk yatırım planı açıkladı. Japonya ve Güney Kore de benzer adımlar atıyor. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinin daha karmaşık ve maliyetli hale gelmesine neden oluyor.
Özellikle yapay zeka ve kuantum bilişim gibi alanlardaki rekabet, jeopolitik gerilimleri artırıyor. ABD, Çinli teknoloji şirketlerinin yurtdışındaki yatırımlarını da sıkı denetim altına alıyor. Huawei gibi firmaların ABD pazarına erişimi neredeyse tamamen engellenmiş durumda. Bu teknolojik soğuk savaş, küresel ekonomiyi iki kutuplu bir yapıya sürüklüyor. Gelişmekte olan ülkeler ise bu iki dev arasında denge kurmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-ABD teknoloji rekabeti, Türkiye için hem risk hem de fırsat sunuyor. Türkiye, yarı iletken üretiminde henüz küresel bir oyuncu değil ancak savunma sanayi ve otomotiv sektörlerindeki teknolojik ilerlemesi, çip tedarikinde dışa bağımlılığını artırıyor. ABD'nin Çin'e yönelik kısıtlamaları, Türkiye'nin bu ülkelerden teknoloji tedarikini zorlaştırabilir. Öte yandan, küresel tedarik zincirlerindeki yeniden yapılanma, Türkiye'nin Orta Koridor ve lojistik avantajını kullanarak yeni yatırımlar çekme potansiyelini güçlendirebilir. Bu nedenle Türkiye, teknolojik bağımsızlığını artırırken, hem ABD hem de Çin ile dengeli ilişkiler kurmaya özen göstermelidir.