Çin, ABD'nin küresel liderliğinin sona erdiği bir dünyaya henüz hazır değil. Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'da yarattığı kaos, Pekin'in bundan tam anlamıyla faydalanması için çok erken geldi. Trump yönetiminin Tahran'a yönelik azami baskı politikası ve sonrasında yaşananlar, Çin'in Orta Doğu'da nüfuzunu artırma çabalarını zora soktu.
Trump'ın İran Politikası ve Çin'in Beklentileri
Trump'ın 2018'de İran nükleer anlaşmasından çekilmesi ve yeniden yaptırımlar uygulaması, bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdi. Çin, bu durumdan faydalanarak İran ile ekonomik ve stratejik ilişkilerini güçlendirmeyi umuyordu. Ancak Tahran'ın artan izolasyonu ve ABD'nin yaptırımları, Çinli şirketlerin İran'da iş yapmasını zorlaştırdı. Çin, İran'dan petrol alımlarını sürdürse de, bankacılık ve sigorta sektöründeki kısıtlamalar nedeniyle ticaret hacmi beklenenin altında kaldı.
Trump'ın İran'a yönelik suikast ve askeri gerilimleri tırmandırması, Çin'in bölgede istikrarı sağlama iddiasını zayıflattı. Pekin, Suudi Arabistan ve İran arasında arabuluculuk yaparak nüfuzunu artırmıştı, ancak Trump'ın hamleleri bu çabaları gölgeledi. Çin, ABD'nin bölgeden çekilmesini fırsat bilerek Orta Doğu'da daha aktif rol almayı planlıyordu, fakat Trump'ın agresif politikaları bu planları sekteye uğrattı.
Çin'in Küresel Ekonomik ve Stratejik Hazırlıksızlığı
Çin, ABD sonrası bir dünyada liderlik için gerekli ekonomik ve askeri altyapıya sahip değil. Kuşak ve Yol Girişimi ile küresel ticaret yollarını kontrol etmeye çalışsa da, ABD'nin askeri üstünlüğü ve müttefiklik ağları hâlâ belirleyici. Çin'in deniz aşırı askeri üsleri sınırlı; ABD'nin dünya genelindeki 800'den fazla üssüne karşılık Çin'in sadece Cibuti'de bir üssü bulunuyor.
Ekonomik olarak da Çin, ABD'nin yerini alacak bir tüketim pazarı ve finansal sistemden yoksun. Yuan, doların yerini alamadı; küresel rezerv para birimi olma yolunda ilerleme kaydedemedi. Çin'in borç tuzağı diplomasisi, birçok ülkede tepki çekiyor. Ayrıca Çin, teknolojide kendi kendine yeterlilik hedefinde olsa da, yarı iletken gibi kritik alanlarda ABD'ye bağımlılığı sürüyor.
Trump'ın İran'daki başarısızlığı, Çin'e kısa vadeli fırsatlar sunsa da, uzun vadede Pekin'in küresel liderlik iddiasını zayıflattı. Çin, ABD'nin geri çekildiği her alanda hemen devreye giremiyor; askeri, ekonomik ve diplomatik kapasitesi sınırlı. Bu durum, ABD sonrası dünyanın kaotik bir geçiş dönemine gireceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin rekabeti ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık, Türkiye için hem risk hem fırsat barındırıyor. Türkiye, Çin'in Kuşak ve Yol projesinde kritik bir konumda; ancak ABD ile NATO bağları ve Batı ile ekonomik entegrasyonu nedeniyle dengeli politika izlemek zorunda. İran'a yönelik yaptırımlar, Türkiye'nin enerji ithalatını ve ticaretini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Çin'in bölgede artan etkisi, Türkiye'nin Asya'ya açılım stratejisi için yeni kapılar aralayabilir. Türkiye, ABD sonrası düzende konumunu sağlamlaştırmak için çok yönlü diplomasi izlemeli.